Hearing türkçesi Hearing nedir
- Duruşma oturumu.
- Açıklama.
- Görüşme.
- Kendi durumunu çevreye duyurma.
- Oturum.
- Celse.
- Sorgu.
- Duruşma.
- Mahkeme.
- Davanın görülmesi.
- Soruşturma.
- Yargıtay duruşması.
- Hukuk alanında kullanılır.
- Savunma.
- İşitme duyusu.
- Söz hakkı.
- Duyma.
- İşitme.
- Dinleme.
- İşitme alanı.
- Ses erimi.
- Duruşma yöntemi.
Hearing ile ilgili cümleler
English: A preliminary hearing is scheduled for October 20th.
Turkish: Bir ön duruşma 20 Ekim'de planlanıyor.
English: After hearing the sad news, she broke down in tears.
Turkish: Üzücü haberi duyduktan sonra, o, gözyaşları içinde yıkıldı.
English: A blind person's hearing is often very acute.
Turkish: Kör bir insanın işitme duyusu genellikle çok keskindir.
English: After hearing the news, she cheered up.
Turkish: Haberi duyduktan sonra o neşelendi.
English: After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry.
Turkish: Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.
Hearing ingilizcede ne demek, Hearing nerede nasıl kullanılır?
Hearing aid : İşitme yardımı. İşitme aleti. İşitme yardım cihazı. İşitme aygıtı. İşitme cihazı. Kulaklık.
Hearing continuance : Dava erteleme durumu (hukuk terimi). Davanın ertelenmesi.
Hearing distance : Duyulabilir uzaklık. Sesin duyulabileceği uzaklık. Duyma menzili.
Hearing examiner : Kurumun kendi yasal yetkilerini uygulayabilmesi için inceleme veya idari soruşturma yürütmek için devlet kurumunun atadığı memur. Soruşturma memuru.
Hearing handicap : Olağan yakınlıktaki bir kaynaktan çıkan olağan güçteki sesin dış, orta ve iç kulaktan geçerek beyne ulaşıp tam olarak algılanmaması sonucu sağırlık ya da ağır işitme biçiminde beliren özür. bk. ağır işiten, sağır. İşitme özürü.
Hearing impair : İşitme özürü. Olağan yakınlıktaki bir kaynaktan çıkan olağan güçteki sesin dış, orta ve iç kulaktan geçerek beyne ulaşıp tam olarak algılanmaması sonucu sağırlık ya da ağır işitme biçiminde beliren özür. bk. ağır işiten, sağır.
Hearing test : İşitme testi. Kişinin işitme gücünü ölçen test.
Musical hearing ability : Çocuğun, tek ve çok sesleri, yükseklikleri bakımından tanıma, ayırt etme ve işitme yeteneği. Müzik kulağı.
Acute hearing : Çok iyi işitme.
Hearing spectacles : Kulaklıklı gözlük.
İngilizce Hearing Türkçe anlamı, Hearing eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Hearing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Aural : Kulak. İşitsel. Duyumsal. Kulak veya duyma organına ait. İşitme ile ilgili. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İşitmeyle ilgili. Kulağa ait. İşitmeyle, işitme duyusuyla ilgili. genel olarak sesler ve kulakla algılanabilen her şeyin taşıdığı özellik. (sinemayla televizyonda çoğunlukla, görüntü öğelerine karşılık ses öğelerini ve bölümünü belirtmekte kullanılır).
Interrogatives : Soru. Soru zamiri. Soru soran. Soru belirten. Soru sözcüğü. Soru edatı. Soru ifade eden. Sorulu. Soru biçiminde.
Account : Karşılığı para ile ölçülen bir değer ve işlemi sayışmanlık yazılıklarına geçirmek, aynı türden olan işlemleri bir araya toplayarak göstermek, bir başka deyimle sayışmanlık işlemlerinin bilimsel bir yöntem ve düzen ile yazılımlara alındığı bir bölümleme birliği. Göz önünde tutma. Değer. Hesaba katma. Yakalamak (av). Kar. Gözüyle bakmak. Önem. Düşünmek.
Annulment : Bozma (yasa veya yargı veya sözleşme vb'ni). İlga. İptal. Yürürlükten kaldırma. Yokarma. Evliliğin iptali. Fesh. Kaldırma. Fesih. Iskat.
Inquest : Soruşturma (resmi). Resmi kontrol ve soruşturma. Resmi denetim. Soruşturma (nedeni bilinmeyen ölüm hakkında adli). Tahkikat. Resmi soruşturma.
Sitting : Oturuş. Poz verme. Kuluçka süresi. Birleşim. Seans. Ruh çağırma seansı. Oturan. Kuluçkalık.
Abetment : (suça) yardımda bolunmak. Tahrik ve teşvik. Suça katılma. Yardımda bulunma. Cesaretlendirme. Yardakçılık etme. Azmettirme. Kışkırtma. Suça teşvik.
Conferring : Konsültasyon. Danışma. Bağış. Kurul.
Arguments : Konu. Münakaşa. Kanıt. Tartışma. Görüş. Delil. Parametreler. İddia. İşlenen konu.
Conversations : Cinsel birleşme. Söyleşi. Konuşma. Sohbet.
Hearing synonyms : administrative hearing, legal proceeding, competence hearing, inquiry, commentaries, comments, comment, civic center, examinations, oyers, forum, ascertainment, advocating, defense, session of the court, inquisitions, allegation, checkback, court room, american law of corporation, sessional, seances, enquiry, court of law, audition, disquisitions, chamber, auditory, declarations, conclaves, accused, sitting of the court, auscultations.
Hearing zıt anlamlı kelimeler, Hearing kelime anlamı
Deaf : Dik başlı. Ağır işiten. Duymazlıktan gelen. Kulak asmayan. Bütün düzeltmelere karşın işitme yitimi 70 desibelden daha çok olan, eğitim-öğretim çalışmalarında işitme gücünden yararlanamayan (kimse). Sağır. Duyarsız. İşitme engelli.
Hearing ingilizce tanımı, definition of Hearing
Hearing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, my hearing is good. Perception of sound. The faculty or sense by which sound is perceived. The act or power of perceiving sound.

Bu kısımda Hearing kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Hearing ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Hearing anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Hearing ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.