Hedef nedir, Hedef ne demek

Hedef; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Hedef" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Asıl önemlisi devlet büyük hedefler dikmişti; milletin benimsediği, övündüğü hedeflerdi bunlar." - T. Buğra
  • "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" - Atatürk

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: varış]

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

[Bakınız: erek]

Kimya'daki anlamı:

Tanecik veya ışıma ile bombardımana maruz bırakılan plaka veya madde.

Nükleer Enerji alanındaki anlamı:

Bir X ışını tüpünün, elektronik odak noktası taşıyan anot bölümü.

İngilizce'de Hedef ne demek? Hedef ingilizcesi nedir?:

target

Hedef tanımı, anlamı:

Hedef almak : Ulaşılmak istenen amaca göre davranmak. bir kimseyi, bir yeri yıpratmak, eleştirmek amacıyla karşısına almak. nişan almak.

Hedef göstermek : Birini kötü bir durumda kalması için hedef hâline getirmek. bir kimseyi olumsuz, kötü bir amaç için bir yere veya şeye yönlendirmek.

Hedef gütmek : Asıl amaç olarak belirlemek.

Hedef olmak : Hoş olmayan herhangi bir davranışa uğramak.

Hedef saptırmak : Öngörülen amaçtan uzaklaştırıp başka bir amacı öne çıkarmak. hedefe isabet ettirememek.

Hedef kitle : Verilmek istenen mesajın ulaşması hedeflenen grup veya topluluk.

 

Cansız hedef : İnsan ve hayvan dışında ateş etmek için seçilen hedef.

Hedefleme : Hedeflemek işi.

Hedeflemek : Hedef yapmak.

Hedeflenmek : Hedef durumuna gelmek.

Yapılma : Yapılmak işi. Yapılmış.

Tasar : Bir iş, bir düşünce sırasını, düzeyini gösteren resim, yazı, plan.

Amaç : Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Gaye. Ulaşmak istenilen sonuç, maksat.

Nokta : Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Yer. Orta nokta. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Sınır, derece, radde. Nöbetçi bulunan yer.

Nişan : Yılın dördüncü ayı, april.

Yer : Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Gezinilen, ayakla basılan taban. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Önem. Durum, konum. Ülke. Görev, makam. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. İz. Durum, konum, vaziyet. Yerküre. Ekime elverişli toprak parçası, arazi.

 

İş : Sürme. Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler.

Son : Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan. Olanca. Döl eşi. Uç, sınır. Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı. Ölüm. En arkada bulunan.

Hedef fiyat : Üreticilere belirli bir üretim miktarında belirli bir gelir düzeyini garanti eden fiyat.

Hedef fiyatlandırma : Ürünlerin satış fiyatının, üreticilere belirli bir gelir düzeyini sağlayacak biçimde belirlenmesi.

Hedef getiri oranı fiyatlandırması : Aksak rekabet piyasasında tekelci ya da fiyat önderliği yapan firmanın hedef olarak belirlediği sermayenin getiri oranına eşit olacak biçimde fiyat belirlemesine dayanan fiyatlandırma yöntemi.

Hedef müşteri : İşletmelerin mallarını satmak için pazarlama çabalarını odaklandırdıkları olası alıcı grubu.

Hedef organ : Bir hormonun etki ettiği organ. İnfeksiyon yapan virüsün çoğalarak zarar verdiği organ ya da organın hücreleri. Bir zehir, kimyasal madde veya mikroorganizmanın seçici olarak etkili olduğu organ.

Hedef piyasa : İşletmelerin mallarını satmak için pazarlama çabalarını odaklandırdıkları piyasa.

Hedeflenme : Hedeflenmek durumu.

Hedefleyebilme : Hedefleyebilmek işi.

Hedefleyebilmek : Hedefleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Hedef ile ilgili Cümleler

  • Hedefe varır varmaz onu aradım.
  • Hedef nedir?
  • Ben komplo teorilerine inanmam. Ben sadece Orta doğu'da tükenmiş uranyum patlayıcı ve fosfor bombalarının kullanımı ve petrol ve diğer stratejik hedefler için Irak ve Afganistanın imhası gibi gerçeklere inanıyorum.
  • O, başbakan'ın makamını hedefliyor.
  • İlk hedef ulaşılabilir gibi görünüyor.
  • Biz o hedefe ulaştık.
  • Benim hedeflerim mütevazi.
  • O benim hedefimdi.
  • Hedefe nişan al.
  • Hedef görüş alanında.
  • Hedef dilde okuma ve dinleme yeteneklerini artırmanın iyi bir yolu okumak ve haber dinlemektir.
  • Hedefe vurdular.
  • Hiçbir hedefe ulaşılmadı.
  • Hedefi görüyorum.

Diğer dillerde Hedef anlamı nedir?

İngilizce'de Hedef ne demek? : adj. target

n. target, aim, goal, objective, blank, bourn, bourne, butt, clout, cock shy, destination, intention, mark, object, Land of Promise, Promised Land, Terminus

Fransızca'da Hedef : cible [la], point de mire, objectif [le]

Almanca'da Hedef : n. Knopf, Ziel

Rusça'da Hedef : n. цель (F), мишень (F), объект (M)