Height türkçesi Height nedir

  • Yükselti.
  • Doruk.
  • Zirve.
  • Pozisyon.
  • Boy.
  • Ana çekit.
  • Yüksek yer.
  • Yücelik.
  • Bir dağılımın verdiği eğrinin tepe noktasından tabanına indirilen dikmenin uzunluğu.
  • Tepe.
  • En üst derece.
  • İrtifa.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Dağ.
  • En yüksek nokta.
  • Yükseklik.

Height ile ilgili cümleler

English: Ali is about the same height as you.
Turkish: Ali yaklaşık olarak seninle aynı boyda.

English: During the 2011 Tohoku earthquake, the height of the tsunami waves reached up to 37.9 meters.
Turkish: 2011 Tohoku depremi sırasında, tsunami dalgalarının yüksekliği 37.9 metreye kadar ulaştı.

English: Ali is exactly the same height as Mary.
Turkish: Ali tam olarak Mary ile aynı boyda.

English: Could you please tell me your height and weight?
Turkish: Lütfen bana boyunu ve ağırlığını söyler misin?

English: Ali is almost the same height as you.
Turkish: Ali neredeyse seninle aynı boyda.

Height ingilizcede ne demek, Height nerede nasıl kullanılır?

Height control : Almaç görüntülüğündeki resmin alt ve üstünde siyahlık gözükmemesi için yapılan, resmin tam görüntülük yüksekliğini kaplamasını sağlayan ayarlama. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yükseklik kontrolü. Yükseklik ayarı.

Height control knob : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yükseklik ayarını sağlayan düğme. Yükseklik ayarı düğmesi.

 

Height gain : Yükseklik kazancı.

Height zoning : Yükseklik kısıtlayıcı bölgeleme. Yapıların yüksekliğini, bulundukları yolun genişliğine göre, güneş ışığı, hava, güzel görünüm sağlama gibi amaçlarla sınırlandıran bölgeleme türü. Yükseklik zoningi. Yükseklik bölgelemesi.

Cell height and width : Hücre yüksekliği ve genişliği.

Adjustment of height : Yükseklik ayarı.

Pickup height adjustment : Manyetik yüksekliği ayarı. Gitardan ideal ton alabilmek amacıyla manyetiklerin yukarısında ve aşağısında bulunan vidalar yardımıyla manyetiklerin tellere olan uzaklığının ayarlanması.

Bench height : Basamak yüksekliği.

Fixed height character : Değişmez boylu karakter.

Variable height character : Değişken-boylu karakter.

İngilizce Height Türkçe anlamı, Height eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Height ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Superlative : Eşsiz. Enüstünlük derecesi. Süperlatif. Üstünlük derecesi. Enüstünlük derecesinde sözcük. En yüksek miktar. En üstün. Süper. Enüstünlük derecesi (sıfat).

Access mechanism : Erişim mekanizması. Erişim düzeneği.

Abort sequence : Durdurma dizisi.

Gens : (taşınan) soyadı. Soy ağacı. Bağlı oldukları atasoyla birlikte aynı düşsel atadan türediklerine inanmanın bir sonucu olarak birbirlerini kansal akraba sayan, bu nedenle aralarında evlenmeyip dışevlilik yapan, tüm toplumsal ve ekonomik ilişkilerini tekyanlı akrabalık adı verilen babayanlı ya da anayanlı yöntemlerden birine uygulamak zorunluğunda bulunan bireylerin oluşturduğu geleneksel toplum, bk. atasoy, içevlilik, dışevlilik, tekyanlı akrabalık, babayanlı akrabalık, krş. ikiyanlı akrabalık. Aynı soyadını taşıyan aileler. Ortak bir atadan geldiklerini kabul eden, kendi aralarında evlenmeyen ve kapalı bir yerleşim alanında oturan insan topluluğu. Aynı adı taşıyan ve erkek tarafı soyundan gelen ortak ataları olan aristokratik roma aileleri grubu (eski roma'da). Aynı adı taşıyan aileler. (latince) aile. Jens.

 

Standing : Sabit. Durgun. Mevki. Duruş. Süreklilik. Konum. Yürürlük. Sürekli. Ayakta yapılan.

Level : Seviyeli. Düzeç. Nicem düzeneğinde, öğecik özdeciklerinin bulunabildiği kesikli değerlerdeki erkelerden her biri. Dürüst. Yıkmak. Bir aygıtın ya da cismin yatay olup olmadığını gösteren araç. Mantıklı. Amaç olarak seçmek. Aynı seviyede. Seviye.

Position : Memuriyet. Vücudun, herhangi bir bölümü üzerinde, alıştırma için aldığı biçim. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Koymak. Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri. Vaziyet. Mevki. Görüş. Yerleştirmek. Hayvanlardan radyolojik görüntü alınırken belirli bir organ ve bacaklar için istenen duruş biçimi. vaziyet.

Perch : Tüneklemek. Oturulacak yüksek yer. Yerleştirmek. Tünek. Avrupa ve kuzey asya tatlı sularında yaşayan, çeşitli solucanların, bu arada geniş tenyanın arakonakçısı balık. Tatlısulevreği. Tatlı su levreği. Levrek.

Nobilities : Asilzadelik. Asillik. Kibarlık. Soyluluk. Asılzadelik. Asalet. Soylular.

Height synonyms : highness, apexes, apex, tallness, cusps, acme, positions, culmination, phratry, access control entry, length, crest, high tide, practical, action, accent char, floodtide, climaxes, ac adapter, pinnacle, standings, mounding, greatheartedness, mound, acmes, acro, capstones, headroom, absolute device, magnanimity, sip, eminencies, eminence.

Height zıt anlamlı kelimeler, Height kelime anlamı

High : Yüksek basınçlı bölge. Rekor. Zirve. Pikap. Lise. Yüksek. Uçma. Yüksek yer. Direnmek. Öfkelenmek.

Lowness : Aşağılık. İnginlik. Alçaklık. Düşüklük. Fiyatta ucuzluk. Matlık. Basıklık. Süflilik.

Low : Yıkmak. Ucuz. Böğürmek. (ses) yavaş. Alçak. Böğürmek (inek veya öküz). (inek) böğürmek. Düşük. Böğürme. Az.

Height antonyms : highness, tallness, tall, shortness, short.

Height ingilizce tanımı, definition of Height

Height kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The condition of being high. Elevated position.