Hiper nedir, Hiper ne demek

Hiper; Kimya alanında kullanılan bir terimdir.

Kimya'da terim anlamı:

Hiperoksitde olduğu gibi “aşırı”yı belirten Latince bir ön ek.

Hiper ile ilgili Cümleler

  • Senin çocuk hiperaktif mi?
  • Yaşlandıkça hipermetrop oluyorum.
  • Ali hiperaktif.
  • O hiperaktif.

Hiper anlamı, kısaca tanımı

Akciğer hipertansiyonu : Akciğer atardamarlarında kanın yüksek basınçta akması. Akciğer-kalp hastalığı ve akciğer ödemine neden olur, pulmoner hipertansiyon

Aktif hiperemi : Atardamar kanının bir bölgeye fazla gelmesi.

At hiperlipemisi : At hiperlipidemisi.

At hiperlipidemisi : Midilli kısraklarında, gebeliğin geç dönemi ve emzirmenin erken dönemlerinde görülen, serumun süt benzeri görünümü, ishal, asidozisle birlikte karaciğer, böbrek, iskelet kasları ve kanda lipit düzeyinin artışıyla belirgin metabolizma hastalığı, at hiperlipemisi.

Atardamar hipertrofisi : Atardamarların kas tabakasında, kan basıncı veya kan hacmindeki artışa bağlı olarak biçimlenen hacim artışı.

Besin hipersensitivitesi : Besin alerjisi.

Beyin hiperemisi : Beyin ve beyin zarlarının fazla kanla dolması durumu.

Birincil hiperoksalüri : Böbrek tubuluslarında yaygın oksalat birikimi, nefrozis ve üremiyle belirgin, kedilerin kalıtsal özellikteki metabolik bir hastalığı.

 

Birincil hiperparatiroidizm : Paratiroit bezi etkinliğindeki normal dışı artış. Paratiroit bezindeki tümör veya hiperplazi gibi nedenlerden kaynaklanır, osteoperozise, hiperkalsemiye ve böbrek taşlarının oluşumuna yol açar.

Birincil paratiroit hiperplazisi : Alman kurt köpeği yavrularında görülen, paratiroit bezinde prensipal hücre hiperplazisi, tiroitte parafoliküler hücre hiperplazisi, hiperkalsemi, hipofosfatemi ve parathormon düzeyinde artışla birlikte gelişme geriliği, kas zayıflığı, poliüri, polidipsi, akciğer, böbrek ve mide mukozasında yaygın kireçlenmelerle belirgin otozomal kalıtsal hastalık.

Biryapraklı hiperboloit : Dikdörtgenel konaçlara göre denklemi olan yüzey.

Bronşioloalveoler hiperplazi : Bronşçuk veya alveoler epitel hücrelerinden birinin veya her ikisinin sayıca artarak çoğalması.

Burun parmak hiperkeratozisi : Köpeklerde taban yastığında ve planum nazalede boynuzsu tabakanın kalınlaşması. Gençlik hastalığı, lupus eritematozus, idiopatik ve çinkoya cevap veren dermatozislerde görülebilir. Sadece parmak taban yastığı hiperkeratozisi İrlanda teriyerlerinde kalıtsal olarak biçimlenir.

Doğuştan hiperostozis : Ön bacak kemiklerinde kemik zarının kalınlaşması ve çok sayıda osteoblast tabakasının oluşumuyla belirgin, ender görülen, otozomal çekinik karakterli kalıtsal bozukluk, domuz eniklerinin hiperostozisi, kalıtsal doğuştan hiperostozis.

 

Domuz eniklerinin hiperostozisi : Doğuştan hiperostozis.

Ekzojen hipertermi : Isı vurması ve güneş çarpması.

Endojen hipertermi : Humma.

Endometriyum hiperplazisi : Döl yatağı iç katındaki epitel hücrelerinin, dölyatağı bezlerinin sayı ve boyut yönünden artışı sonucu dölyatağı iç zarının kalınlaşması, kistik olmayan endometriyumun hiperplazisi. Endometriyumun yumurtalık hormonlarına karşı gösterdiği normal ancak abartılı bir cevap olması olasıdır. Sonraki dönemlerde kistik hiperplazi ve endometriyum yangısı biçimlenir. Kadınlarda prekanseröz bir lezyon olarak kabul edilmekle birlikte, evcil hayvanlarda bu durum söz konusu değildir.

Endometriyumun kistik hiperplazisi : Döl yatağının iç katının patolojik üremesi, mukoza kalınlaşması ve bezlerin kistik hâl almasıyla belirgin geri dönüşümsü patolojik değişim, kistik endometriyum hiperplazisi, piyometra kompleks, CEH. Endometriyum hipeplazisinin ilerlemiş evresi olup birçok türde aşırı ve uzun süren östrojenik uyarımlara, köpek ve kedilerde ise progesteronun etkisiyle biçimlenir. İlerlemiş olgularda çoğunlukla yangısal değişimlerle birlikte bulunur. İneklerde, kistik hiperplazi tipik olarak bir örnek özellikte olmaz ve uzun süren mukometra veya hidrometraya neden olur.

Epidermis hipergranülozisi : Deride tanecikli tabakanın kalınlığının artması. Deri hastalıklarında, genellikle epidermis hiperplazisi ve ortokeratotik hiperkeratozisle birlikte görülür.

Er bezi hiperplazisi : Testis hiperplazisi.

Er bezi hipertrofisi : Testis hipertrofisi.

Eşlenik hiperboller : Yarı eksenleri değiştirildiğinde kavuşmazları çakışan iki hiperbol.

Gonat hiperplazisi : Cinsiyet bezlerinde normal hücre sayısının aşırı artımı, hücre sayısındaki artış nedeniyle gonadların büyümesi, yumurtalık veya er bezi hiperplazisi.

Hiper enflasyon : Yıllık yüzde bini veya aylık yüzde ellileri aşan ve paranın bütün işlevlerini yitirmesine neden olan çok yüksek oranlı enflasyon. karşılığı dörtnala enflasyon, ılımlı enflasyon, sürünen enflasyon.

Hiperadrenalizm : Adrenal hormonlarının anormal olarak artmış sekresyonu ve buna bağlı ortaya çıkan belirtiler. Böbrek üstü bezi hormonlarının aşırı artmış salgısı ve buna bağlı ortaya çıkan belirtiler.

Hiperadrenokortikizm : Hiperadrenokortisizm.

Hiperadrenokortikoizm : Hiperadrenokortisizm.

Hiperadrenokortisizm : Böbrek üstü bezi kabuğundan, başta kortizol olmak üzere adrenokortikal hormonların aşırı salgılanması hâli, hiperkortikalizm, hiperkortisizm, hiperkortizolizm, hiperadrenokortikizm, hiperadrenokortikoizm. Cushing hastalığına sebep olur.

Hiperakantozis : Akantozis.

Hiperaktif : Aşırı etkin.

Hiperaktivite : Aşırı etkinlik.

Hiperalbüminemi : Kanda albümin miktarının anormal artması, hiperalbüminoz. Kanda albümin seviyesinin anormal olarak yüksek olması, albüminemi.

Hiperalbüminoz : Hiperalbüminemi.

Hiperaldosterinemi : Kanda aldosteron düzeyinin normalden fazla bulunması.

Hiperaldosteronizm : Aldosteronizm.

Hiperaldosteronüri : İdrarda aldosteronun fazla miktarlarda bulunması.

Hiperalfalipoproteinemi : Serumda yüksek yoğunluklu lipoproteinlerin anormal olarak yüksek düzeylerde bulunması.

Hiperaljezi : Ağrıya aşırı duyarlı olma.

Hiperamilazemi : Kan serumunda amilaz düzeylerinin yüksek bulunması. Kan serumunda anormal olarak yüksek amilaz düzeyleri.

Hiperamino asidemi : Kanda normal miktardan fazla amino asitlerin varlığı, amino asidemi.

Hiperaminoasidüri : İdrardaki amino asitlerin artması, aminoasidüri.

Hiperaminoasitemi : Kanda normal miktardan fazla aminoasitlerin bulunması.

Hiperammonemi : Kanda amonyak düzeyinin artması.

Hiperammonüri : İdrarla amonyak atılımının artması, ammonüri.

Hiperamonemi : Kanda amonyak veya bileşenlerinin düzeyinin artması.

Hiperapoliz : Sestodlarda halkaların, olgunlaşmadan ve yumurtalar oluşmadan önce atılması.

Hiperapolizis : Sestodlarda halkaların olgunlaşmadan ve yumurtalar oluşmadan önce atılması.

Hiperarjininemi : Kanda arjinin düzeyinin yükselmesi.

Hiperazotemi : Kanda nitrojen durumunda bir fazlalık.

Hiperazotüri : İdrarda aşırı miktarda üre bulunuşu. İdrarda nitrojen miktarındaki artma.

Hiperbarik çözelti : İçine enjekte edildiği vücut sıvısına oranla daha yüksek yoğunluğa sahip olan ve bu sıvıya oranla özgül ağırlığı daha yüksek eriyik.

Hiperbetalipoproteinemi : Kanda düşük yoğunluklu lipoproteinlerin yükselmesi.

Hiperbilirubinemi : Kanda bilirubinin aşırı miktarda bulunması. Kanda konjüge olan ve olmayan bilirubinin aşırı miktarda bulunması. Sarılığa yol açar, bilirubinemi.

Hiperbolik eşdikmelik : Olarak tanımlanan sayı. eşdh x, cosh x.

Hiperbolik eşkesenlik : Olarak tanımlanan sayı. eskhx, sechx.

Hiperbolik geometri : Lobacevsky geometrisi. Bu geometride hiperbolik sinh x ve cosh x fonksiyonları, Öklid geometrisindeki sin x ve cos x fonksiyonlarının yerini alır.

Hiperbolik kesenlik : Olarak tanımlanan sayı. ksnhx, sechx.

Hiperbolik paraboloit : Dikdörtgenel konaçlara göre denklemi olan yüzey.

Hiperbolik uzambilgisi : Öklit koşutluk koyutunu yadsıyan bir uzambilgisi dalı.

Hiperboloidal : Hiperboloit biçiminde olan.

Hiperbolün merkezi : Bir hiperbolün odaklarını birleştiren doğru parçasının orta noktası.

Hiperbolün odakları : Hiperbol tanımındaki F ve F' noktaları.

Hiperbolün odaksal özeliği : Düzlemde sabit iki noktaya uzaklıklarının farkı sabit olan noktaların geometrik yerinin hiperbol olma özelliği. Bu sabit noktalar hiperbolün odak noktalarıdır.

Hiperdiürez : Aşırı miktarda idrar çıkarılması.

Hiperekoik : Hiperekojen.

Hiperekojen : Ultrasonografide kemik, metal ve gazda görülen açık gri-beyaz renk (fazla yansıma), hiperekoik.

Hiperekstensiyon : Aşırı derecede gerilme.

Hiperelastozis kutis : Kalıtsal kollajen displazisi.

Hiperelektrolitemi : Kanda elektrolitlerin yüksek derişimde olması.

Hiperemi : Bir organa veya vücudun bir bölgesine normalden daha fazla kan hücumu nedeniyle o bölgenin aşırı kanlanması, konjesyon. Kanlanma.

Hiperendemik : Belirli bir coğrafik bölgede, genellikle mevsimsel olarak bir hastalık ve enfeksiyonun yüksek bulaşma durumu.

Hipereozinofilik sendrom : İnsanlarda ve kedilerde kimi organlarda yaygın eozinofil infiltrasyonu ve inatçı idiopatik eozinofiliyle belirgin bir grup hastalık. Kedilerde görülen eozinofilik enteritis, eozinofilik lösemi ve eozinofilik granülom kompleksi bu grup hastalık içerinde değerlendirilir.

Hiperepinefrinemi : Kanda aşırı epinefrin bulunması.

Hiperestetik : Hiperestezi durumu gösteren, hiperesteziden etkilenen.

Hiperestetik lökotrikiya : Tek veya çok sayıda ağrılı ve kabuklu değişimlerle birlikte, dorsal orta hatta ve birkaç hafta içerisinde beyaz kılların oluşumuyla belirgin, sadece Kaliforniya atlarında görülen kıl ağarması.

Hiperestezi : Bir uyarıma karşı anormal ve aşırı derecede duyarlı olma durumu.

Hiperestezi sendrom : Nedeni bilinmeyen, iştahsızlık, ateş, yerden kalkamama ve karın bölgesinin elle muayenesinde ağrı belirtileriyle seyreden bir hastalık.

Hiperfaji : Aşırı yeme.

Hiperferremi : Kanda aşırı demir bulunması, hiperferrisemi. Kanda aşırı miktarda demir birikmesi.

Hiperferrisemi : Hiperferremi.

Hiperfibrinojenemi : Kanda aşırı fibrinojen bulunması, fibrinojenemi.

Hiperfleksiyon : Aşırı derecede bükülme, kıvrılma.

Hiperfonksiyon : Herhangi bir organın aşırı çalışması.

Hiperfosfatasemi : Kanda alkalen fosfatazın düzeyinin yükselmesi.

Hiperfosfatemi : Kanda fosfatın aşırı miktarda bulunması. Kanda fosfatın aşırı miktarda yükselmesi.

Hiperfosfatüri : İdrarda aşırı miktarda fosfatın yükselmesi.

Hiperfosforemi : Kanda aşırı miktarda fosfor bileşiklerinin bulunması.

Hiperfötasyon : Türe özgü sayıdan çok fazla sayıda yavruya gebe kalma.

Hiperglisemi : Kanda anormal olarak glikozun artması. Şeker hastalığında olduğu gibi kan şekerinin artışı.

Hiperglisemik hormon : Glukagon.

Hipergliseridemi : Kanda aşırı gliseridler, genellikle trigliseridlerin olması. Hipertrigliseridemi.

Hiperglisinemi : Kanda ve diğer vücut sıvılarında aşırı glisin bulunması, glisinemi. Kanda ve diğer vücut sıvılarında aşırı miktarda glisin bulunması.

Hiperglobulinemi : Kanda globulin proteininin normal sınırlarının üzerine çıkması.

Hiperglobülinemi : Kanda herhangi bir globülinin anormal olarak artması.

Hipergonadotropik hipogonadizm : Hipofiz gonadotropinlerinin düzeyinin yükselmesiyle ilişkili gonadların gelişim veya fonksiyonunda oluşan bir bozukluk, pirmer hipogonadizm.

Hiperguanidinemi : Kanda guanidinin aşırı miktarda bulunması.

Hiperhemoglobinemi : Kanda hemoglobinin aşırı miktarda bulunması. Hemolitik anemiler gibi durumlarda görülen hemoglobinin kanda aşırı miktarda artışı.

Hiperhidrasyon : Vücutta su miktarının aşırı artışı, vücutta aşırı miktarda su toplanışı. Hücre dışı sıvı hacminde artışla belirgin dehidrasyonun tersi bir vücutta aşırı su birikmesi durumu, hiperhidratasyon. Organizmanın fazla su alması.

Hiperhidratasyon : Hiperhidrasyon.

Hiperhidrozis : Aşırı terleme.

Hiperhidrozis lokalis : Yerel terleme.

Hiperhidrozis universalis : Genel terleme.

Hiperidrozis : Aşırı terleme.

Hiperimmünglobülinemi : Serumda immünglobülinlerin yüksek düzeyde bulunması.

Hiperimmünite : Bağışıklığın yüksek oluşu, artmış bağışıklık.

Hiperinsülinemi : Pankreas beta hücrelerinin aşırı salınım yapması sonucu hipoglisemiye neden olan kan insülin düzeyinin artması, insülinemi.

Hiperkalemi : Kanda potasyum miktarının aşırı artması, hiperpotasemi, kalemi, potasemi. Kanda potasyum derişiminin normalin üstünde olması, potasemi. Aldosteron hormonunun aşırı dercede azalması ve böbrek yetmezliğinde görülür.

Hiperkalsemi : Kanda aşırı kalsiyum bulunması, kalsemi. Parathormonun aşırı salınımıyla kemik dokudan kana kalsiyum verilmesi sonucu plazma kalsiyum seviyesinin aşırı artışı, kalsemi, hiperkalsinemi.

Hiperkalsemik böbrek hasarı : Nefrokalsinozis.

Hiperkalsinemi : Hiperkalsemi.

Hiperkalsitonemi : Kanda kalsitonin hormonu artışı.

Hiperkalsiüri : İdrarda aşırı miktarda kalsiyum bulunması.

Hiperkapni : Genellikle solunum yetmezliklerinde görülen, kanda aşırı karbondioksit bulunması.

Hiperkarotenemi : Karotenoitlerin fazla sindirimi veya karotenoitlerin vitamin A’ya dönüşümünün azalması sonucu kanda karoten düzeyinin artması, karotenemi. Karotinoidlerin fazla sindirimi veya karotinoidlerin vitamin A’ya dönüşümünün azalması sonucu gerçekleşen, deride sararmayla belirgin olan kanda karoten düzeyinin artması.

Hiperkatabolizma : Katabolizmanın anormal olarak artması durumu.

Hiperkeratotik hiperkeratozis : Hiperkeratozis.

Hiperkeratozis : Boynuzsu tabakanın kısmen veya tamamen kalınlaşması veya bu histolojik bulguyla belirgin hastalık. Hiperkeratoziste hücreler çekirdeklerini kaybetmişlerse buna hiperkeratotik veya ortokeratotoik hiperkeratozis, hücre çekirdekleri kaybolmamışsa buna da parakeratotik hiperkeratozis veya parkeratozis denir. Gözde korneanın hipertrofisi.

Hiperkinezi : Birkaç kas veya kas grubunu hareket ettiren sinirlerin (motorik sinirler) değişik nedenlerle irkiltiye uğramasıyla, o kas grubunda olağanüstü ve oldukça kuvvetli kasılmaların oluşması.

Hiperkloremi : Kan klor düzeyinde artış.

Hiperkoagulemi : Pıhtılaşma eğiliminin artışı.

Hiperkolesterolemi : Kanda aşırı kolesterol bulunması, kolesterolemi. Kanda aşırı kolesterol bulunması.

Hiperkortikalizm : Hiperadrenokortisizm.

Hiperkortisizm : Hiperadrenokortisizm.

Hiperkortizolizm : Hiperadrenokortisizm.

Hiperkromik anemi : Her alyuvara düşen ortalama hemoglobin miktarı (OAHb) veya derişiminin (OAHbD) normal değerlerin üstünde olduğu anemiler.

Hiperkupremi : Kanda aşırı miktarda bakır bulunması.

Hiperkupriüri : İdrarda aşırı bakır bulunması.

Hiperlaktasidemi : Kanda laktik asit miktarının artması. Laktik asidemi.

Hiperlipemi : Kanda aşırı miktarda yağ bulunuşu, lipemi, lipidemi, hiperlipidemi. Hiperlipidemi.

Hiperlipidemi : Hiperlipemi. Atlar ve köpeklerde kalıtsal, hipotiroidizm, şeker ve cushing hastalığı gibi kimi iç salgı bozukluklarında ortaya çıkan, serum kolesterol ve trigliserit seviyesinin artışıyla belirgin olan bir hastalık. Kanda lipit düzeyinin anormal derecede artışı, lipemi, lipidemi, hiperlipemi.

Hiperlipoproteinemi : Lipoproteinemi. Lipoprotein metabolizması bozukluğu sonucu kan lipoproteinlerinin aşırı miktarda artması.

Hipermagnezemi : Kanda yüksek miktarda magnezyum bulunması, magnezemi. Kanda magnezyum düzeyinin normalin üzerinde olması, magnezemi.

Hipermarket : Çok çeşitli malın satıldığı, büyük alışveriş merkezi.

Hipermetabolizma : Bazal metabolizma hızının yüksek oluşu, vücut metabolizmasında hızlanmayla belirgin durum. Oksijen, besinler ve diğer materyallerin vücut tarafından anormal bir biçimde artmış kullanımı.

Hipermetamorfoz : Bazı böceklerde, iki ya da daha fazla larva çeşidinin bulunması.

Hipermetropluk : Hipermetrop olma durumu.

Hipermineralizasyon : Vücutta mineral elementlerin aşırı varlığı.

Hipermotilite : Aşırı hareket.

Hipernatremi : Kanda sodyumunun aşırı miktarda artması, natremi. Kanda aşırı miktarda sodyum bulunması.

Hiperoksalüri : İdrarda aşırı miktarlarda oksalat bulunması. Genellikle köpeklerde oksalat taşlarının oluşumuna neden olur.

Hiperoksit iyonu : O2-. Süperoksit.

Hiperon : Proton ve nötronlarla birlikte baryonlar sınıfı atomaltı parçacık grubunu oluşturan kararsız parçacıklar. Kütleleri 1-2 nükleon kütlesi arasında, spinleri 1/2 ve ortalama ömürleri ~10-10 saniye kadardır. Lamda (Δ), sigma (σ), oksi ve omega olmak üzere dört tür hiperon bilinmektedir. Çok kısa yaşam süreli, yüklü ya da yüksüz yarım spinli ve nötrondan daha büyük kütleli olan elemanter parçacık.

Hiperoreksi : Aşırı iştah.

Hiperostazis : Kemiğin aşırı veya anormal biçimde kalınlaşması.

Hiperostozis : Kemik dokusunun aşırı büyümesi veya gelişmesi.

Hiperozmolalite : Vücut sıvılarının osmolalitesinin artması.

Hiperöpne : Solunum sayısı veya derinliği veya her ikisinin artmasıyla belirgin solunum biçimi.

Hiperöstrojenik : Yüksek östrojenik etki, yüksek östrojenik etkiye sahip olan.

Hiperöstrojenizm : Aşırı östrojen salgılanması veya alınması. Tüm türlerde üreme organlarında östrojenizme benzer bulgulara neden olur. Köpeklerde deri lezyonlarına, kemikiliğinin baskılanması sonucu pansitopeni, anemi, trombositopeni ve granülositopeniye meydana gelir. Engelleyici etkisinin mekanizması bilinmemektedir.

Hiperparatiroidizm : Paratiroit bezlerinin aşırı çalışması sonucu gereğinden fazla parathormon salınması. Nedenlerine göre birincil ve ikincil hiperparatiroidizm diye iki biçimi vardır. Kemiklerde kalsiyum kaybına neden olur.

Hiperparazit : [Bakınız: süper parazit]. Bir asalağın üzerinde veya içerisinde asalak olarak yaşayan diğer bir canlı, asalağın asalağı. Parazit üzerinde parazitlenen canlı.

Hiperparazitik : Bir parazitin üzerinde parazit olarak yaşayan, biparazitik.

Hiperparazitizim : Bir parazitin diğer bir parazit içinde veya üzerinde yaşaması durumu.

Hiperparazitizm : Paraziter bir organizmanın diğer bir parazite konaklık yapması. Yani parazitin paraziti olması durumu. Hiperparazitlerin neden olduğu enfestasyon.

Hiperpepsinemi : Kanda pepsin düzeyinin anormal olarak yükselmesi. Kanda pepsin düzeyinin aşırı miktarda yükselmesi.

Hiperpigmentasyon : Aşırı pigmentasyon.

Hiperpireksi : Çok yüksek ateş, ateşin aşırı yükselmesi.

Hiperpiretik : Çok yüksek ateş oluşturan, ateşin aşırı yükselmesine (en üst fizyolojik değerlerden 3oC’den daha fazla) neden olan.

Hiperplastik : Hiperplazi durumuyla belirgin.

Hiperplazi : Dokuda normal hücre sayısının aşırı artması, doku veya organın hücre sayısındaki artış nedeniyle büyümesi hâli. Bir dokuda normal hücrelerin, normal düzenlerini muhafaza ederek sayıca artmaları.

Hiperpolarizasyon : Zar sükun potansiyelinin daha çok negatif değere düşmesi. Kalpte vagal uyarı hiperpolarizasyon oluşturarak kalp atım sayısını düşürür.

Hiperpolipeptidemi : Kanda aşırı polipeptitlerin bulunması.

Hiperpolitik : Halkaları olgunlaşmadan kopan ve bağırsak lümeninde belirli bir süre kalıp olgunlaştıktan sonra atılan sestodlar.

Hiperpoliz : Sestodlarda halkaların olgunlaşmadan kopması ve bağırsak lumeninde belirli bir süre kalıp olgunlaştıktan sonra atılması durumu.

Hiperpolizis : Sestodlarda halkaların olgunlaşmadan kopması ve bağırsak lümeninde belirli bir süre kalıp olgunlaştıktan sonra atılması durumu.

Hiperpotasemi : Hiperkalemi. Kanda potasyum miktarının aşırı artması.

Hiperproinsülinemi : Kanda proinsülin veya insüline benzer materyallerin düzeyinin artması.

Hiperprolaktinemi : Kanda prolaktin düzeyinin artması. Kanda prolaktin düzeyinin artması, prolaktinemi.

Hiperprolinemi : Kanda aşırı miktarda prolin bulunması, prolinemi.

Hiperproteinemi : Kanda protein miktarının anormal olarak yükselmesi. Kanda protein miktarının anormal olarak yükselmesi, proteinemi.

Hiperproteozis : Diyette aşırı protein varlığıyla ortaya çıkan bir durum, proteozis.

Hiperreninemi : Reninizm.

Hipersalin : Hidrosalin.

Hipersalivasyon : Aşırı tükürük salgısı.

Hipersekresyon : Aşırı sekresyon.

Hiperseksüalite : Aşırı cinsel güç gösterme.

Hipersementozis : Diş sementinin aşırı büyümesi veya kalınlaşması. Kronik diş kökü yangılarında biçimlenir.

Hipersensibilite : Anafilaksi.

Hipersensitif : Aşırı duyarlı, aşırı duyarlılık gösteren.

Hipersensitivite pnömonisi : Organik tozların solunmasının neden olduğu ekstrinsik alerjik alveolitis.

Hipersensitizasyon : Aşırı duyarlılık durumu.

Hiperserotonemi : Serum serotonin düzeylerinin artması. Serum serotonin düzeylerinde bir artış, serotonemi.

Hiperson : 10 MHz'den yukarı ses frekansı.

Hipersonik : Ses hızını 5 kat aşma.

Hiperstenüri : İdrarın özgül ağırlığının artması.

Hipertermi : Anormal yüksek vücut sıcaklığı, sıcak çarpması.

Hipertiroidizm : Tiroit bezinin aşırı çalışmasına bağlı olarak kanda tiroit hormon düzeylerinin artışı ve klinik olarak tiroit hormonlarının artışıyla ilgili belirtilerin görülmesi.

Hipertonik : İzotonik bir sıvıdan daha yüksek ozmotik basınca sahip olan. Bir hücrenin ozmotik kuvvetinden yani 300 mOsm'den daha yüksek ozmotik basıncı sebebiyle ozmozdan dolayı suyun hücreden çıkışına sebep olan ortam. Kandan daha yüksek osmotik basınca sahip olan çözelti. Ozmotik basıncı, hücrenin ozmotik basıncından yüksek olan. Vücut sıvılarının ozmotik basıncına oranla daha yüksek ozmotik basınca sahip olan. İzotonik bir sıvıdan daha yüksek osmotik basınca sahip olan.

Hipertonik çözelti : Basıncı izotonik eriyik basıncından yüksek, vücut sıvılarının ozmotik basıncına oranla daha yüksek ozmotik basınca sahip eriyik.

Hipertonik dehidratasyon : Organizmanın elektrolitten daha çok su kaybetmesi veya susuzlukta olduğu gibi sıvı alımının su kaybından daha az olması sonucu oluşan dehidrasyon.

Hipertonik hiperhidratasyon : Hipertonik tuz çözeltilerinin alınmasından sonra hücre dışı sahada sodyum artışı ve hücre içi sahadan su çekimine neden olan hiperhidratasyon durumu. Bunun sonucu intrasellüler hipovolemi ve interstisiyel ödem oluşumuna neden olur.

Hipertrigliseridemi : Kanda trigliserid düzeyinin artması, trigliseridemi. Kanda trigliseritlerin artması, trigliseridemi, hipergliseridemi.

Hipertrikozis : Aşırı kıllılık.

Hipertrişiyazis : Aşırı kıllılık.

Hipertrof : Çok besin alan. [Bakınız: üstün-beslenen].

Hipertrofi : Besin çokluğu yüzünden hücre hacmindeki artış dolayısıyla olan büyüme fazlalığı. Dokuyu oluşturan hücrelerin sayıca değil de hacimce artış göstermesi, doku veya organın hücrelerin hacimce artışına bağlı olarak aşırı büyümesi. Genellikle bir uyarana fizyolojik cevap olarak hücre, doku veya organ boyutunda artış. [Bakınız: üstün-beslenme].

Hipertrofia kordis : Kalp büyümesi.

Hipertrofik : Hipertrofiye ait, hipertrofiyle belirgin veya hipertrofiden etkilenmiş olan.

Hipertrofik antritis : Midede antrum mukozasının kalınlaşması ve kıvrımlı bir görünümüyle belirgin yangısı. Köpeklerin kronik hipertrofik pilorus gastropati sendromunda görülür.

Hipertrofik gastropati : Patolojik olarak büyümeyle belirgin mide hastalığı.

Hipertrofik korpus luteum : Sarı cismin aşırı büyümesi ve kalıcı duruma geçmesi.

Hipertrofik nöropati : Tibet çoban köpeklerinde, Schwann hücrelerinin birincil metabolik bir bozukluğuna bağlı olarak perifer sinirlerde ve onların omurilikten çıkan köklerinde demiyelinasyon, remiyelinasyon ve endonörial fibrozisle belirgin çekinik özellikte kalıtsal bir hastalık, kalıtsal nöropati, Tibet çoban köpeklerinin hipertrofik nöropatisi. Erken yaşlarda tüm bacaklarda felçlerle belirgindir.

Hipertrofik osteoartropatisi : Hipertrofik osteodistrofi.

Hipertrofik osteodistrofi : Genç ve hızlı büyüme temposuna sahip iri yapılı köpeklerde, özellikle Weimaraner ırkında, ateş ve şiddetli topallıkla birlikte büyük kemiklerin metafiz bölgelerinde şişkinlik, kanama ve osteoblast nekrozu, atardamarlarda kireçlenme, kalp, akciğer ve böbrek yangısıyla belirgin, nedeni konusunda, C vitamini yetersizliği, D vitamini fazlalığı veya aşın beslenme gibi farklı görüşler öne sürülen bir hastalık, Barlow hastalığı, Möller- Barlow hastalığı, hipertrofik osteoartropati, osteodistrofia hipertrofikans, iskelet iskorbütü, Möller- Barlow hastalığı, metafizeal osteopati, köpek hipertrofik osteodistrofisi, köpek eniği iskorbütü, ikinci osteodistrofiya, metafiz osteopatisi.

Hipertrofik osteopati : İnsan ve hayvanlarda göğüs boşluğındaki veya karın içi organlarındaki yangısal değişimlere veya tümör olgularına bağlı olarak tüm bacak kemiklerinde birden kemik zarı uzunluğu boyunca, çok sayıda, bakışımlı, siğil veya karnabahar görünümünde osteofit adı verilen kemik çıkıntılarının veya düğümcüklerinin oluşumuyla belirgin sendrom, akropaki, <İ>HOA ikincil hipertrofik akciğer osteopatisi, ikincil hipertrofik pulmoner osteopati, Marie-Bamberger osteopatisi. Oluşumundan nörojenik ve humoral mekanizmalar sorumludur.

Hipertrofik siroz : Hücre hasarı sonucu karaciğerde oluşan bağ doku artışı ve hepatohücresel rejenerasyon sonucu karaciğerin boyutlarının büyümesi belirgin kronik ilerleyici patolojik değişim, Hannot sirozu.

Hiperürikozüri : İdrarda ürik asit veya üratların aşırı miktarda bulunması, ürikozüri.

Hiperürisemi : Kanda aşırı ürik asit veya ürat bulunması. Kanda ürik asit veya üratların aşırı miktarda bulunması, ürisemi.

Hiperventilasyon : Kan normal gaz seviyesini korumak için gerekli olan hava giriş çıkışının normal düzeyin üzerinde gerçekleşmesi. Alveollerdeki hav giriş çıkışını metabolik gereksinimin üzerinde olması sonucunda alveol karbondioksit basıncının azalması ve oksijen basıncının artması.

Hiperviskozite sendromu : Anormal ve aşırı miktarda immünoglobulin üretimi nedeniyle, kanın akışkanlığının azalması sonucu, kan dolaşımının bozulması, doku ve organlardaki oksijen yetersizliği, organ yetmezlikleri, pıhtılaşma bozuklukları ve retinada patolojik değişimlerle belirgin hastalık tablosu.

Hipervitaminoz : Vitaminlerin veya herhangi bir vitaminin vücuda aşırı miktarda girişi nedeniyle oluşan patolojik bir durum.

Hipervitaminozis : Vitamin zehirlenmesi.

Hipervitaminozis d raşitizmi : Aşırı miktarlarda D vitamini tüketimi sonucu, kemik rezorpsiyonundaki artış ve daha sonra da kemiklerin metafizlerinde aşırı miktarda osteoit temel madde birikimiyle ve mineralizasyon yetersizliğiyle belirgin bozukluk.

Hipofiz kaynaklı hiperadrenokortisizm : Cushing hastalığı.

Hipotonik hiperhidratasyon : Organizmanın gereğinden çok miktarda suyla yüklenmesi sonucu hücre dışı sahada hacim artışıyla ilişkili hipotoni oluşması.

Hormonal hipertrofi : Dişilerde gebeliğin son dönemlerinde östrojen ve prolaktinin etkisiyle memelerin büyümesi, testosteronun etkisiyle kaslarda hipertrofi oluşması gibi hormonal nedenlerle oluşan doku ve organlarda hacim artışı.

İdiopatik hiperestezi sendromu : Yalama granülomu.

İkinci derece hiperparazit : Hiperparazit üzerinde parazitlenen canlı.

İkincil hiperparatiroidizm : Uzun süreli hipokalseminin kompenzasyonu nedeniyle, paratiroit bezi etkinliğindeki anormal artış ve bezin 2-5 kat artmasıyla belirgin bozukluk.

İkincil hipertrofik akciğer osteopatisi : Hipertrofik osteopati.

İkincil hipertrofik pulmoner osteopati : Hipertrofik osteopati.

İkiyapraklı hiperboloit : Dikdörtgenel konaçlara göre denklemi olan yüzey.

İnterdigital hiperplazi : Parmak arası fibrom.

İzotonik hiperhidratasyon : Fizyolojik tuzlu su çözeltilerinin verilmesi veya aşırı miktarda alımından sonra ekstrasellüler sahadaki hacmin, ozmotik konsantrasyon değişmeden büyümesi.

İzovalent hiperkonjugasyon : Bir hiperkonjuge molekülde, bağ sayısının iki rezonans yapıda aynı olacak şekilde bağların düzenlenmesi.

Kalıcı hiperplastik birinci vitreus : Gözde, vitreusta atrofi, üreme ve arterya hyolida ile tunica vaskülozada atrofi oluşmamasıyla ilgili anomali, persiste hiperplastik primer vitreus.

Kalıcı hiperplastik tunika vasküloza lentis : Lensin ön kısmında paralel çizgiler durumunda görülen dogmasal anomali, persiste hiperplastik tunikavasküloza lentis.

Kalıcı hiperplastik vitreus : Gözün fibromusküler tabakasının ve kısmen de hiyaloit atardamarların kalıntılarından oluşan, göz merceğinin bulanıklığıyla birlikte görülen, genellikle tek taraflı yapılış bozukluğu.

Kalıtsal doğuştan hiperostozis : Doğuştan hiperostozis.

Kalp hipertrofisi : Kalp kası hücrelerinin hacimce artışı sonucu kalbin hacminin ve ağırlığının geri dönüşlü olarak artması.

Kalp kası hipertrofisi : Kalp kası faaliyetinin artışını gerektiren kapak daralmaları ve kalbin önündeki arterlerin daralması gibi durumlarda, kalp kası hücrelerinin uzunluğunda ve çapında artışı.

Kas hipertrofisi : Kas lifindeki aktin ve miyozin ipliklerinin sayısındaki artışa bağlı olarak oluşan toplam kas kitlesindeki artış.

Kas teli hiperplazisi : Kimi kas tellerinin normal boyut ve yapıda olmasına karşın, sayısındaki artış sonucu birkaç kat kalınlaşmasıyla belirgin, sığırlarda görülen kalıtsal ve doğuştan şekillenen, güç doğumlara neden olabilen bir yapılış bozukluğu, çift kas.

Kedi hipertiroidizmi : Kilo kaybı, iştah artışı, aşırı duyarlılık, aşırı yeme, aşırı idrar yapma, tiroit bezinin elle muayene edilecek düzeyde büyümesi gibi sık görülen bulgularla seyreden genellikle işlevsel tiroit adenomanın neden olduğu tiroit hormonları T3 ve T4’ün aşırı salınması sonucu metabolizmanın artışını yansıtan belirtilere neden olan hastalık.

Kedilerde meme hipertrofisi : Meme bezi fibroadenomatöz hiperplazisi.

Kistik endometriyum hiperplazisi : Endometriyumun kistik hiperplazisi.

Kistik hiperplastik endometritis : Endometriyumun kistik hiperplazisine yangının eşlik etmesiyle oluşan patolojik değişim. Genellikle köpek ve kedilerde görülür.

Kistik olmayan endometriyumun hiperplazisi : Endometriyum hiperplazisi.

Klitoris hipertrofisi : Klitorisin normale göre irileşmesi. Genellikle Cushing sendromunda hiperplastik veya neoplastik böbrek üstü bezinden artan düzeylerde salgılanan androjenlerin etkisiyle biçimlenir.

Köpek hipertrofik osteodistrofisi : Hipertrofik osteodistrofi.

Kötü hipertermi : Halotan, eter ve siklopropan gibi genel anestezikler ve süksinilkolin verilmesi hâlinde canlılarda vücut sıcaklığının ileri derecede yükselmesi ve kaslarda sertlik oluşumu.

Kötücül hipertermi : Halotan ve suksamethonium gibi ilaçların kullanımı ve kalıtımın etkisiyle ortaya çıkan, ateş, taşikardi, solunum güçlüğü, kaslarda sertlik ve ölümle belirgin, domuzlarda sıklıkla, kedi ve köpeklerde ender olarak görülen bir çeşit stres sendromu.

Kranyomandibular hiperosteozis : Aslan çene hastalığı.

Kronik hipertrofik pilorik gastropati : Orta ve ileri yaşlı, küçük ırk köpeklerde, mukozanın ve/veya dairesel düz kasların hipertrofisi sonucu midede pilorisin tıkanması, mukozanın kıvrımlı görünümüyle birlikte kronik kusma, ağırlık kaybı ve mide genişlemesiyle belirgin bir sendrom.

Meme bezi fibroadenomatöz hiperplazisi : Bir veya daha fazla meme lobunun, hormonal uyarımlarla hücrelerin çoğalmasına bağlı büyümesi. Dişi ve genç kedilerde kendiliğinden oluşabileceği gibi progesteron enjeksiyonundan da kaynaklanabilir, meme bezi fibroadenomatozisi, kedilerin meme hipertrofisi.

Meme kanalı hiperplazisi : Meme kanalı genişlemesi.

Nodüler pankreas hiperplazisi : Yaşlı kedi ve köpeklerde, pankreasın dış yüzünde sert, solgun kabarıklıklarla ve sadece ekzokrin pankreasın bölümün hiperplazisiyle belirgin, nedeni bilinmeyen patolojik değişim.

Nodüler tiroit bezi hiperplazisi : Multinodüler guatr.

Nütrisyonel hiperparatiroidizm : Nütrisyonel ikincil hiperparatiroidizm.

Nütrisyonel ikincil hiperparatiroidizm : Düşük kalsiyum içerikli diyetlerle veya normal veya düşük kalsiyumla birlikte aşırı oksalat veya fosfat içeren dietlerle beslenme sonucu, mineral dengesinin bozulmasına karşı oluşan, dengelemeye yönelik paratiroit hormonunun salgılanmasında artışla birlikte, prensipal hücrelerde hipertrofi hiperplaziyle belirgin, kedi, köpek, maymun, at ve kanatlılarda görülen bir hastalık, nütrisyonel hiperparatiroidizm.

Ortokeratotoik hiperkeratozis : Hiperkeratozis.

Osteodistrofiya hipertrofikans : Hipertrofik osteodistrofi.

Parafoliküler hücre hiperplazisi : Tiroit bezinde parafoliküler hücrelerin sayıca artması. Rasyondaki yüksek kalsiyum düzeyinden kaynaklanır, ilerleyen dönemlerde tümör oluşumuna öncülük eder.

Parakeratotik hiperkeratozis : Hiperkeratozis.

Paratiroit bezi hiperplazisi : Paratiroit bezinde odaklar veya düğümcükler hâlinde veya bezin tümünün bir örnek biçimde, prensipal hücrelerin artışı sonucu büyümesi. Yaygın hiperplazi uzun süreli diyetsel kalsiyum yetersizliğine veya kronik böbrek yetmezliğine bağlıdır. Birincil paratiroit hiperplazisi.

Parmaklar arası hiperplazi : Parmak arası fibrom.

Pasif hiperemi : Bir bölgeye toplardamar kanının toplanması.

Persiste hiperplastik primer vitreus : Kalıcı hiperplastik birincil vitreus.

Persiste hiperplastik tunikavasküloza lentis : Kalıcı hiperplastik tunikavasküloza lentis.

Portal hipertansiyon : Kapı toplardamarında kan basıncının anormal derecede artışı.

Prostat hiperplazisi : Prostat bezinin epitel ve destek dokusunun yangılı olmayan üremeleri sonucu prostat yüzeyinin düzensiz ve nodüler büyümesi. Görülme sıklığı ve derecesi yaşla birlikte artar, daha çok 6 yaşın üzerindeki köpeklerde görülür.

Psödokarsinomatöz hiperplazi : Karsinoma benzeyen hiperkeratoz. Çoğunlukla dermisteki kronik seyirli irinli, granülomlu veya tümöral olgularla ilişkilidir.

Pulmoner hipertansiyon : Akciğer hipertansiyonu.

Renal ikincil hiperparatiroidizm : Böbreğe bağlı ikincil hiperparatiroidizm.

Serviks hipertrofisi : Döl yatağının vajinaya açıldığı serviksin, doğuştan normal uzunluğunun ve kalınlığının 2-3 katına ulaşması. Düvelerde görülür ve spermanın döl yatağına geçmesini ve döl yatağı salgısının dışarı akmasını engeller.

Sığır hiperkeratozisi : Klorlu naftalen zehirlenmesi.

Sığırların hipoton hiperhidratasyonu : Paroksimal hemoglobinüri.

Ters hiperbolik fonksiyon : Hiperbolik ters sinüs (arcsinh x), hiperbolik ters kosinüs (arccosh x), hiperbolik ters tanjant (arctanh x), hiperbolik ters kotanjant (arccoth x), hiperbolik ters sekant (arcsech x) ve hiperbolik ters kosekant (arccsch x) fonksiyonlarından her biri.

Ters hiperbolik işlevler : Hiperbolik işlevlerin, birebir-örten oldukları yerlere kısıtlanmak koşuluyla, ters işlevleri. Simgeleri :.

Testis hiperplazisi : Er bezinde normal hücre sayısının aşırı artımı, hücre sayısındaki artış nedeniyle er bezinin büyümesi, er bezi hiperplazisi.

Testis hipertrofisi : Testis hücrelerinin hacim yönünden aşırı büyümesi, er bezi hipertrofisi.

Tibet çoban köpeklerinin hipertrofik nöropatisi : Hipertrofik nöropati.

Vajina hiperplazisi : Köpeklerde kızgınlık sırasında görülen vajina epitelinin hiperplazisi sonucu prolapsus vajinaya benzer tarzda dışarı taşmasına ve çiftleşmenin gerçekleşmesine engel olan bozukluk.

Yalancı hipertrofi : İşlev gören doku dışındaki dokularda oluşan hipertrofi nedeniyle organ hacminin artması, psödohipertrofi.

Hiperbol : Bir düzlem üzerinde odak adı verilen iki durağan noktadan uzaklıklarının farkı durağan noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğri.

Hiperbolik : Hiperbol biçiminde olan, hiperbol ile ilgili.

Hiperboloit : Hiperbole benzeyen. Hiperbolün iki ekseninden birinin, çevresinde döndürülmesiyle ortaya çıkan yüzey.

Hipermetrop : Cisimlerin görüntüleri ağ tabakanın gerisinde kaldığı için yakını iyi göremeyen (göz). Gözleri böyle olan (kimse).

Hipertansiyon : Normalden yüksek olan atardamar basıncı, yüksek kan basıncı.

Diğer dillerde Hiper anlamı nedir?

İngilizce'de Hiper ne demek ? : hyper-