Hizmet nedir, Hizmet ne demek

Hizmet; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Hizmet" ile ilgili cümle

  • "Askerlik hizmeti."
  • "Bu bahçe çok hizmet ister."
  • "Vatan, evladının hizmetini bekliyor." - Ö. Seyfettin

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Gereksinimleri karşılama ve üretildiği anda tüketilme özelliklerine sahip her türlü etkinlik.

İngilizce'de Hizmet ne demek? Hizmet ingilizcesi nedir?:

service

Hizmet hakkında bilgiler

Hizmet, ekonomide fiziksel özelliğe sahip malın tersine, elle tutulamayan ve saklanması mümkün olmayan, insan ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik olarak üretilen veya organize edilen, turizm, haberleşme, danışmanlık gibi faaliyetlerdir. Üretilen çıktının mülkiyetinin olmaması hizmeti üründen ayrılan temel özelliktir.

Kaynakların, yetkinliklerin ve mevcut tercübenin belli bir oranda kullanılması ve yönetilmesi yoluyla tüketicilere çeşitli yararlar sağlayan hizmet sağlayıcılar, hammadde ve yarı mamul stoklama, taşıma, ürünün korunması gibi imalat sektörüne özgü gereklilik ve kısıtlamalara da tabi değildir. Diğer yandan bu kolaylıklar rakipler için de geçerlidir ve şirketlerin uzmanlıklarına olan yatırımları istikrarlı bir pazarlama desteğine ve gelişime ihtiyaç duyar.

 

Bir ekonomideki hizmet sağlayıcıların tümü o ekonomide hizmet sektörünü oluşturur.

Hizmet ile ilgili Cümleler

  • Ben müşteri hizmetleri temsilcisine ulaşmadan önce telefonda 20 dakika beklemek zorunda kaldım.
  • Hizmet çok kötüydü.
  • Sağlık hizmetleri konusunda endişeliyim.
  • Hizmetçi çay servisi yaptı.
  • Hizmet etmek.
  • Hizmetçi benim yatağımı yaptı.
  • Hizmetçi bulaşıkları hemen masadan temizledi.
  • Para korkunç bir efendi ama mükemmel bir hizmetçidir.
  • Teknik bir arıza nedeniyle, bu trenin hizmeti bundan sonra devam etmeyecektir.
  • Davetiye patlamış mısır ve meşrubat hizmeti verileceğini söylüyordu.
  • Hizmetçi ev rutininden tamamen bıkmıştı.
  • Senin hizmetçin gibi mi görünüyorum?
  • Grevden sonra tren hizmetleri normale döndü.
  • Hizmet için adres girin.

Hizmet anlamı, kısaca tanımı:

Hizmet etmek : Birinin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak. iş görmek, çalışmak.

Hizmet görmek : Birisinden yardım almak.

Hizmete girmek : Çalışmaya başlamak. görev almak.

Hizmetinde olmak : Birinin yanında çalışmak, işlerini yapmak.

Hizmeti dokunmak : Görevde bulunmak, iş yapmak.

Hizmet akdi : İş sözleşmesi.

Hizmet eri : Emir eri.

Hizmet içi eğitim : Çalışanlara mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri için çalıştıkları süre içinde verilen eğitim, işbaşında eğitim.

 

Hizmete özel : Şikâyet, istek vb.ni ilgili makama bildirmek üzere gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim. Kurum, kuruluş vb.nde belirli işler için kullanılmak üzere ayrılmış taşıt.

Fiili hizmet : Memur, işçi vb. çalışanların bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumunda tam kesenek vermek suretiyle geçirdikleri süre.

Geri hizmet : Ordunun türlü gereksinimi ile ilgili işlerin bütünü. Askerlik mesleğinin savaşta veya askerî harekâtta, yol, haberleşme, sağlık, yiyecek, içecek, silah sağlama vb. çok yönlü hizmetleri en akılcı, etkili ve seri bir biçimde plan ve programa bağlayıp uygulayan hizmetler bütünü, ikmal, lojistik.

İtibari hizmet zammı : Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan görevlilerin fiilî hizmet sürelerine eklenen süre.

Lojistik hizmet : Savaşta veya barışta askerlik mesleğinin çok yönlü ihtiyaçlarını yerine getirme.

Mecburi hizmet : Bursu veren kuruluşun hizmetinde zorunlu olarak belli bir süre çalışma.

Muvazzaf hizmet : Askerlik çağına giren erkeklerin yapmakla yükümlü bulundukları askerlik görevi.

Askerlik hizmeti : Askerlik.

Kamu hizmeti : Devlet ve öteki kamu tüzel kişileri tarafından halkın genel ve ortak gereksinimlerinin karşılanması.

Müşteri hizmeti : Müşteriye verilen hizmet.

Orta hizmeti : Orta işi.

Sağlık hizmeti : Sağlık konularını içeren çalışma alanı.

Yemek hizmeti : Bir kuruluş tarafından yemeğin hazırlanması ve dağıtılması işi.

Hizmetçi : Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın. Hizmet gören kimse.

Hizmetçilik : Hizmetçinin yaptığı iş.

Hizmetli : Odacı.

Hangi akla hizmet ediyor : "ne gibi bir düşünce ile böylesine olmayacak, mantıksız bir iş yapıyor?" anlamında kullanılan bir söz.

Orta hizmetçisi : Bir evin temizlik işlerine bakan hizmetçi.

Görme : Görmek işi, rüyet.

Yapma : Yapay. Yapmak işi. Yapmacık, sahici karşıtı.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. Resmî iş, vazife. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. İşlev.

Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Bakma işi.

Özen : Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama, özenme, itina, ihtimam.

İhtimam : Özen. Özenli bakım.

Ekonomi : Tutum. İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat.

İş : Sürme. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler. Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke.

Hizmet kesimi : Turizm, ulaştırma, bankacılık, haberleşme gibi hizmet üreten iktisadi kesim.

Hizmet sözleşmesi : Kamu kesiminde yetkililerle sözleşmeli personel olarak çalışmaya hak kazanmışlar arasında imzalanan, görev yeri, görev kapsamında yapılacak işlerin tanımlarının, uyulacak mesleki ve etik kuralların, ödev, yetki ve sorumlulukların yer aldığı bir mali yıl için geçerli sözleşme.

Hizmet timarı : Sınır boylarındaki kimi camilerin imam ve hatiplerine, ayrıca saray hademe ve müteferrikalarına verilen timar.

Hizmet-içi eğitim : Kişilerin hizmetteki verim ve etkilerinin arttırılmasını, gelişmeye yol açan bilgi, beceri ve anlayışlarının zenginleştirilmesini amaç edinen ve kurumların genel çalışma düzenini sürekli olarak etkileyen eğitim.

Hizmetçi genler : Bütün hücreler için gerekli işlevleri kotlayan, bu nedenle bütün hücrelerde ifade edilen ve metil grubu taşımayan genler.

Hizmetkar : Ücretle iş gören genellikle erkek işçi, uşak. İlgili cümle: "“O zamanlarda hizmetkârlar lüzumunda efendilerine hizmet etmek için âdeta yanlarında bulunurlardı.”" A. Ş. Hisar.

Hizmetkarlık : Hizmetkârın işi, uşaklık. İlgili cümle: "“Hüseyin Bey'in yanında altı ay kadar hizmetkârlık etmişti.”" Y. K. Karaosmanoğlu.

Hizmetkarloh : Hizmetçilik

Hizmetler dizini : Borsada işlem gören hizmet kesimi şirketlerinin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan dizin.

Diğer dillerde Hizmet anlamı nedir?

İngilizce'de Hizmet ne demek? : adj. service, labor intensive

n. service, duty, employment, function, labor, labour [Brit.], ministration, ministry

Fransızca'da Hizmet : service [le], office [le], bon offices

Almanca'da Hizmet : n. Bedienung, Dienst, Gefallen, Gefälligkeit, Meritum

Rusça'da Hizmet : n. служба (F), служение (N), обслуживание (N), сервис (M), услуга (F), одолжение (N), уход (M)

adj. служебный