Hoke nedir, Hoke ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Güzel konuşmak isteyip de sözü hoşa gitmeyen kişi.

Bilgiçlik taslayan.

Öfke, hiddet.

Hoke ile ilgili Cümleler

  • Hala hokey oynuyor musun?
  • Onun hokey takıntısını anlayamıyorum.
  • Buz hokeyi heyecanlandırıcı bir spordur.
  • Bu gece kim hokey oynuyor?
  • Hokey izlemekten hoşlanıyorum.
  • Ali hokey oynuyor.
  • Finlandiya Rusya'yı Kış Olimpiyatları hokey turnuvasından eledi.
  • Hokey bu hafta sonu başlıyor.
  • Çocuklar donmuş gölet üzerinde bir hokey pisti kurdular.
  • Ali arkadaşları ile hokey maçı izliyor.
  • Ali bir hokey takımı kurdu.
  • Ben bir hokey hayranıyım.

Hoke kısaca anlamı, tanımı

Hokela : Kabadayı

Hokelek : Büyüklük, çalım, kurum, gösteriş.

Buz hokeyi : Altışar kişilik iki takım arasında, buzla kaplı bir alanda, küçük, yassı, sert bir diski sopalarla vurup kaydırmaya dayanan bir tür oyun.

Hokey : Bir ucu kıvrık sopalarla çayır veya buz üzerinde iki takım arasında oynanılan top oyunu.

Güzel konuşma : Söz söylerken düşünceleri ve duyguları doğru, uygun bir biçimde anlatma sanatı. Sesin uyumunu, söyleyişi, hareketi, mimiği ve alınması gereken tavırları yerinde ve güzel kullanarak sağlama sanatı.

Bilgiçlik : Bilgiç olma durumu.

Konuşmak : Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Flört etmek. Becermek, uzman gibi yapabilmek. Şık ve zarif görünmek. Belli bir konudan söz etmek. Dargın bulunmamak. Söylev vermek, konuşma yapmak. Konuşma dili olarak kullanmak. Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek. Geçerli olmak, etkin olmak. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. İlişki kurmak ya da ilişkiyi sürdürmek. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek.

 

Konuşma : Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.

Bilgiç : Bilgili (kimse). Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen (kimse).

Hiddet : Öfke, kızgınlık.

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

Güzel : Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. Güzellik kraliçesi. Görgü kurallarına uygun olan. İyi, hoş. Güzel kız ya da kadın. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Adamakıllı, şiddetli. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. Sakin, hoş (hava). Pek iyi, doğru.

Gitme : Gitmek işi.

Bilgi : İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

 

Güze : Su kaynağı. Testi. Güzel. [Bakınız: Göze].

Öfke : Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap.

Kişi : Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

De : Türk alfabesinin beşinci harfinin adı, okunuşu.

Diğer dillerde Hoizan ırkı anlamı nedir?

İngilizce'de Hoizan ırkı ne demek ? : khoisan race