Holdup türkçesi Holdup nedir

Holdup ile ilgili cümleler

English: What's the holdup?
Turkish: Silahlı soygun nedir?

Holdup ingilizcede ne demek, Holdup nerede nasıl kullanılır?

Traffic holdup : Trafik tıkanıklığı.

Holdups : Gecikme. Tıkanıklık. Silahlı soygun. Engel. Kıpırdama bu bir soygundur. Silahla soygun. Bir kimseyi zorla durdurma ve soyma. Durdurma. Soygun. Tutma.

Hold a child back a year : Çocuğa okulda aynı sınıfı tekrarlatmak.

Hold a crowd back : Kalabalığı zaptetmek.

Hold a postmortem : Başarısız bir durumu ameliyat masasına yatırmak.

Hold back : Tutmak. Geri tutma. Saklamak. Gizli tutmak. Zapt etmek. Zaptetmek. Tedbirli olmak. Kendini tutmak. Durdurmak. Söylememek.

Hold down : Boyun eğdirmek. Baskı altında tutmak. Elinde tutmak. Tutmak. Sürdürmek. Baskılamak. Yürütmek. Ezmek. (işi) iyi yürütmek. Zaptetmek.

Hold by : Aynı fikirde olmak. Taraftarı olmak. Katılmak. İnanmak. Desteklemek. Tutmak.

Hold forth : Nutuk çekmek. Öne sürmek. Teklif etmek. Nutuk atmak. Önermek. Söylev vermek. Lafı iyice uzatmak. Nutuk söylemek. Sunmak. İleri sürmek.

Hold an office : Bir makam işgal etmek.

İngilizce Holdup Türkçe anlamı, Holdup eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Holdup ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Barricading : Set çekmek. Tabur. Barikat kurarak savunmak. Siper. Geçiş engeli. Mania. Barikat yapmak. Barikat kurmak. Barikat.

Bar : Menetmek. Demir çubuk. Hariç. Bar. Yüksek ya da sırıkla atlamada aşılması gereken yüksekliği gösteren tahta, maden vb. özdekten yapılmış yuvarlak, yerine göre üçgen kesitli uzun ince çubuk. Çizgi yapmak. İzin vermemek. Gerek denge, gerekse kasları açmada işe yarayan, duvar boyunca yerden bel hizası yüksekliğinde, tahta tırabzan. Parmaklıkla çevirmek. Bariyer.

Despoliation : Soygunculuk. Yağmacılık. Yağma.

Bottleneck : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Şişe boğazı. Dar geçit. Dar boğaz. Mani. Bir ekonomide döviz, ham madde, finansman gibi çeşitli varlıkların gerekli düzeyin altına düşmesiyle ortaya çıkan darlık, kıtlık ve sunum yetersizliği. bir üretim sürecinde karşılaşılan sunum ve istem dengesizliği. Daralmış yol. Boğum yeri. Darboğaz.

Tarriance : Bir süre için kalma. Bir süre kalmak. Geçici olarak kalmak. Geçici olarak kalma. Geçici olarak ikamet etmek.

Break : Sona ermek. Söylemek. Açıklık. Ara vermek. Yarmak. Kaçmak. Kesme. Dizginlemek. Kontrol etmek. Kırmak.

Robberies : Soygunculuk. Hırsızlık.

Catchment : Baraj havzası. Toplama. Su tutma havzası. Havza. Kaptaj. Su toplama. Hizmet alanı.

Contretemps : Şanssızlık. Bir hazırlık hareketidir. beşinci duruş; yarım parmak ucunda yükseldikten sonra gerideki bacağı kırk beş derecelik bir açıyla kaldırma ve dördüncü duruşla öne getirme. her iki diz de büküktür. Beklenmeyen terslik. Pot. Gaf. Mani. Kontrtams. Aksilik. Talihsizlik.

 

Retention : Alıkoyma. Tutulma (ısı veya su vb). Kaybetmeme. Muhafaza. Hafıza. Duraklama aşaması. Çişini tutma. Bellek. Unutmama.

Holdup synonyms : despoilment, containment, barrage, postponement, baulking, forbearance, gap, intercepting, oppilation, cutting off, charter, dawdling, retardation, heisting, detention, airlessness, hysteresis, shillyshally, barraged, holding, disruption, despoliations, trifling, deferrals, gripping, barraging, jitter, cunctation, filibuster, jittered, deferral, heists, clutch.

Holdup zıt anlamlı kelimeler, Holdup kelime anlamı

Activity : İşleklik. Kuvvet. Hareket. Meşguliyet. Etkinlik. İşlem. Yapılan işler. Eyleyim. Gaz karışımında ya da sıvı çözeltide bulunan bir özdeğin etkin derişimi. bir ışınetkin özdekte birim zamandaki parçalanma sayısı. Hareket halinde olma.