Horn in türkçesi Horn in nedir

  • Salça olmak.
  • Burnunu sokmak.
  • Bir işe burnunu sokmak.
  • Lafa karışmak.
  • Maydanoz olmak.

Horn in ile ilgili cümleler

English: I got a thorn in my finger.
Turkish: Parmağımda bir diken var.

Horn in ingilizcede ne demek, Horn in nerede nasıl kullanılır?

Horn : Uyaraç. Korna. Boynuz. Irmak. Klakson. Boynuzdan yapılmış eşya. Kap burnu. Toslamak. (böcekte) duyarga. Bolluk simgesi.

In : Çok moda olan. Dahili. İktidardaki. Mevsimi gelmiş. İçeriye. Olarak. İçeri doğru yönelen. Tutulan. De. İçinde.

Uterine horn invagination : Doğumdan sonra kornu uterilerin yumurta kanalı ucunun içeriye doğru kıvrılması. Kornu uteri invaginasyonu.

Horn antenna : Koni anten. Huni anten.

Horn button : Korna butonu. Korna kapağı. Klakson düğmesi. Boynuz düğme. Düdük düğmesi. Düdük çevirgecine komuta eden, çevrimi açıp kapatan ve sürücü tarafından kullanılan elektrik düğmesi. Korna düğmesi.

Horn button relay : Koma kontak rölesi. Düdük çevirgeci. Düdük düğmesiyle yönetilerek düdük çevrimini kapayan çekimli çevirgeç. Korna kontak rölesi.

İngilizce Horn in Türkçe anlamı, Horn in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Horn in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Strike in : Karışmak. Girmek. Başlamak. Saplamak (iğne).

 

Interloping : Müdahale etmek. Başkasının işine karışmak. Uygun belge olmadan bir başkasının alanına girmek (ticarette olduğu gibi).

Interfered : Girişmek. Parazit yapmak. Engellemek. Dokunmak. Yoluna çıkmak. Karışmak. Çatışmak. Araya girmek. Müdahale etmek.

Butt in : Müdahale etmek. Sözü kesmek. Lafı kesmek. (konuşmada) araya girmek. Kaş yapayım derken göz çıkarmak. Araya girmek. Karışmak. Karışmak (birisine).

Cut into a conversation : Söze dalmak.

Interlope : Uygun belge olmadan bir başkasının alanına girmek (ticarette olduğu gibi). Müdahale etmek. Başkasının işine karışmak.

Chime in : Araya girmek. Kaş yapayım derken göz çıkarmak. Sözü kesmek. Söze karışmak. Ahenge katılmak. Lafı kesmek. Lafa girmek.

Butt in on : Karışmak.

Interposed : Araya koymak. Arasına koymak. İtiraz etmek. Aracılık yapmak. Tavassut etmek. İki şeyin arasına koymak. Karşı çıkmak. İleri sürmek. Karşı koymak.

Barge in : Bir yere davetsiz gitmek. Davetsiz misafir olmak. Söze karışmak. Konuya karışmak. Hızla içeri dalmak. Sözü kesmek. Kabaca lafa girmek. Birden içeri dalmak.

Horn in synonyms : interpose, broke in, interfere, sail in, meddle with, chisel in, intermeddle, kibitz, chip in, interposes, interloped, break in, intermeddling, interlopes, break into, interposing, interferes.