İçerdekiler nedir, İçerdekiler ne demek

İçerdekiler; İktisat alanında kullanılan bir sözcüktür.

İktisat terim anlamı:

Çalışmakta olan ve bu nedenle ücret pazarlıklarını doğrudan etkileyen işgücü. karşılığı dışardakiler, içerdekiler-dışardakiler kuramı, yedek işsizler ordusu.

Bir firmadaki karar verme konumunda bulunan üst düzeydeki yöneticiler ve iç paydaşlar.

İçerdekiler anlamı, tanımı

İçer : Oda, oturma odası

İçerdekiler dışardakiler kuramı : Firma ile içerdekiler arasındaki ücret belirleme mekanizmasında sendika ve sendika baskısından kaynaklanan işsizliği ve dışardakilere rağmen reel ücretlerin yüksekliğini açıklamak için kullanılan ve farklı işgücü grupları ile firma davranışlarını ve bu davranışların sonuçlarını gösteren modellerin dayandığı Yeni Keynesyenlerin geliştirdiği kuram.

İç paydaşlar : Şirketin yönetimi üzerinde söz sahibi olan büyük ortaklar. karşılığı dış paydaşlar, içerdekiler 2.

Çalışmak : Bir şeyi oluşturmak ya da ortaya çıkarmak için emek harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Herhangi bir iş üzerinde olmak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak.

 

Pazarlık : Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme. Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılmış olan görüşme. Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi.

Yönetici : Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi, idareci, menajer. Bir spor dalında takımların hazırlanması, oyuncunun bakımı, çalışma yerinin sağlanması, yapılacak karşılaşmaların planlanması vb. işlerle ilgilenen kimse.

Doğrudan : Aracısız. Aracısız olarak, herhangi bir aracı kullanmadan.

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

Pazarlı : Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kırklareli şehrinde, Vize belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Paydaş : Hissedar.

İşgücü : Bir ülkede ya da işletmede, üretime ya da herhangi bir işe katılan ve bunun gerçekleşmesini sağlayan insan emeğinin tümü. Etkin nüfus içinde yer alıp, cari ücret düzeyinde ve çalışma koşullarında çalışanlar ile işsizlerin toplamı. Toplam nüfustan çalışamayacak durumda olan nüfusun (örneğin 15 yaşından küçük, 65 yaşından büyük olanların, ev kadınlarının, öğrencilerin, mahkumların, ordu mensuplarının, çalışmasını engelleyen fiziksel veya zihinsel engeli olanların) ve çalışmak istemeyenlerin çıkarılmasıyla ulaşılan nüfus. Bir toplumda 15-64 yaşlar arasındaki nüfus bölümü.

 

Yöneti : Yönetme işi.

Pazar : Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer. Rize iline bağlı ilçelerden biri. Belli bir şeyin satıldığı yer. Alışveriş. Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün. Tokat iline bağlı ilçelerden biri.

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

Yönet : Yön. Uygun, iyi, doğru, yerinde. [Bakınız: yönelge]. Alnaç. Yatkın, becerikli. Düz. Doğru, uygun. Şekil, tarz, usûl, suret, vecih. Uygun, doğru. İyi, güzel. Uysal. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul.

Ücret : İş gücünün karşılığı olan para veya mal. Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para.

İşsiz : İşi olmayan. Cari ücret düzeyinde çalışma istek ve yeteneğine sahip olmasına rağmen iş bulamayan kişi.

Yedek : Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı. Hayvanı yedeğe alan ip, yular. Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı. Redif. Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan.

Verme : Vermek işi.

Kuram : Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi. Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori. Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü.

Diğer dillerde İçerdekiler anlamı nedir?

İngilizce'de İçerdekiler ne demek ? : insiders