İçinde nedir, İçinde ne demek

İçinde; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.

  • Süresince, zarfında.
  • ... ile dolu bir biçimde.
  • Ortamında

"İçinde" ile ilgili cümle

  • "Yüzü kırışık içinde."
  • "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?" - Y. Z. Ortaç
  • "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz." - F. R. Atay

Yerel Türkçe anlamı:

İçinde

Diğer sözlük anlamları:

- de, hususunda.

Esnasında, vaktinde, arasında.

İçinde kısaca anlamı, tanımı:

İçinde olmak : Herhangi bir özellik yaradılışında var olmak. hevesli, istekli olmak.

İçinde duymak : Hissetmek, varlığını algılamak.

İçinde kaybolmak : Beklenen sonuca ulaşamamak. giysi çok büyük gelmek. göze çarpmamak.

İçinde yüzmek : Olumlu veya olumsuz bir durumun aşırı derecesinde bulunmak.

İçindekiler : Bir kitabın, derginin baş veya sonuna konulan, konu başlıklarını sayfa numaralarıyla gösteren liste, fihrist. Bir kitap, dergi, gazete, mektup vb.nin içinde bulunan konular veya kapsadığı şeyler, münderecat.

İçinden bir şeyler kopmak : İçi ezilmek.

İçinden çıkmak : Karışık bir işin güçlüklerini yenebilmek, üstesinden gelmek.

İçinden geçirmek : Bir şeyi yapmayı düşünmek.

İçinden geçmek : Düşünmek, aklından geçmek.

İçinden gelmek : Bir şeyi yapmak için içten bir istek duymak.

 

İçinden gülmek : Sezdirmeden eğlenmek.

İçinden kan gitmek : İçi kan ağlamak.

İçinden konuşmak : Kimsenin duymayacağı kadar alçak sesle konuşmak.

İçinden okumak : Sessiz bir biçimde sövmek. ses çıkarmadan okumak.

İçinden olmak : Bir yerin merkezinde yaşamak veya orada doğmuş bulunmak.

İçinden yanmak : Çok istemek, sabırsızlık göstermek.

Aciz içinde olmak : Gücü yetmemek, becerememek.

Ağacın kurdu içinde olur : "bir topluluğu çökertecek olan şey yine kendi içinden çıkar" anlamında kullanılan bir söz.

Ateşler içinde yanmak : Bir şeye fazlasıyla tutulmak. hasta çok ateşli bir durumda olmak.

Avucunun içinde tutmak : Ona istediğini yaptıracak güçte olmak.

Babasından mal kalan merteği içinden bitmiş sanır : "miras yoluyla mal edinen kimse, onun için ne denli çabalar gösterilip sıkıntı çekildiğini bilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Boğaz içinde kavga var : Açlığını aşırı bir biçimde gidermeye çalışanlar için söylenen bir söz.

Çul içinde arslan yatar : "bir kimsenin değeri, kılık kıyafeti ile değil kişiliğindeki cevherle ölçülür" anlamında kullanılan bir söz.

Dam yandı içindeki sıçan da yandı : "bu, büyük bir kayıp ancak eskiden yol açtığı rahatsızlık da sona erdi" anlamında kullanılan bir söz.

 

Emir komuta zinciri içinde olmak : Herhangi bir işlem en alt rütbe veya makamdan en üst rütbe veya makama doğru gerçekleşmek.

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde : "çok zaman önce" anlamında bir tekerleme.

Görüş birliği içinde olmak : Aynı görüş ve düşünceye sahip bulunmak.

Hayvanın alacası dışında insanın alacası içinde : "hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz " anlamında kullanılan bir söz.

İnsanın alacası içinde hayvanın alacası dışında : "hayvanın rengi dışındadır, bellidir ancak insanın ne düşündüğü, ne yapmak istediği kısacası içyüzü belli değildir" anlamında kullanılan bir söz.

İşin içinde iş var : "işin içyüzü göründüğü gibi değil, başka" anlamında kullanılan bir söz.

İşin içinden çıkamamak : Başaramamak, sorunu çözümleyememek.

İşin içinden çıkmak : Bir şeyi anlamak, bir sorunu çözümlemek. güç bir sorunu çözemeyince kestirip atmak. bir konudan veya işten uzak durmak, kaçmak.

Kaleyi içinden fethetmek : İçine girmek istediği ailenin bir ferdinin sevgisini ve güvenini kazanarak söz konusu aile tarafından kabul edilme imkânı elde etmek. davasını karşı taraftan birinin yardımıyla kazanmak.

Kan revan içinde : Her yanı kana bulanmış.

Kan revan içinde kalmak : Her yanı kana bulanmak.

Kan ter içinde : Çok terli, yorgun ve perişan bir durumda.

Kan ter içinde kalmak : Çok terli, yorgun ve perişan bir durumda olmak.

Küheylan at çul içinde de bellidir : "cevherli insan, kılık kıyafeti düzgün olmasa da değerini yitirmez" anlamında kullanılan bir söz.

Nur içinde yatsın : Sevgiyle anılan ölüler için söylenen bir söz.

Su içinde : En kötü şartlarda bile.

Su içinde kalmak : Çok terlemek. çok ıslanmak.

Varlık içinde yaşamak : Bolluk içinde sıkıntısız yaşamak.

Zarf : Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç. İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap. İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese. Kap, kılıf, sarma.

Ortam : Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform. Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü. Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü.

Dolu : Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Bir yerde sayıca çok. İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Bir duygunun güçlü etkisinde olan.

Biçim : Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.

Zarfında : Belli bir sürede, belli bir süre içinde.

İle : Bazı soyut adlara getirildiğinde "... olarak, ... bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Beraber. Ancak, yalnız. Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Tek.

İçinde ile ilgili Cümleler

  • Ali bir dakika içinde aşağıda olacak.
  • İçinde bir kurt olduğunu fark etmeden önce elmanın yarısını yedim.
  • Bir hafta içinde bir Bar-Mitzva'ya davet edileceksin.
  • İçinde ne vardı?
  • Mucize eseri olarak, tüm yolcular üç dakikadan daha az süre içinde yanan uçaktan ayrılmayı başardı.
  • Televizyonda annemizin bürosunu alevler içinde gördük.
  • İçinde insanlığın zerresi kalmamış.
  • İçinde bulunduğu durum hiç kimsenin arzulayacağı cinsten değil.
  • Geleneksel ahşap evlerin çoğu alevler içinde.
  • Borsa bu yıl birkaç kez, tek bir gün içinde % 1'den fazla düştü.
  • İçinde helyum gazı bulunan balonlar sigara ateşiyle patlamamış mıydı?
  • İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam, sen de anlamazsın.
  • Ali muhtemelen bir saat içinde burada olacak.
  • İçinde Chucky'nin İspanyol gelini de olacak.

Diğer dillerde İçinde anlamı nedir?

İngilizce'de İçinde ne demek? : adj. included

adv. in, inside of, within, therein

prep. in, inside, within, among, amongst, sub

Fransızca'da İçinde : dans, en, parmi

Almanca'da İçinde : adj. einbegriffen

adv. inklusive, inne

prep. binnen, in, innerhalb

Rusça'da İçinde : adv. внутри, посреди, посредине

prep. внутри, между, за, течение: в течение