İşlemek nedir, İşlemek ne demek

İşlemek; Bilişim, Hukuk alanlarında kullanılan bir terimdir.

  • Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek
  • İnce ve süslü şeyler yapmak, nakışlamak.
  • İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek.
  • Naşketmek.
  • İyi çalışmak, müşterisi bol olmak.
  • Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak.
  • Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek.
  • Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek.
  • Hesapları, kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak.
  • Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çimlenmek, filizlenmek.

Çalışmak, iş yapmak.

Ayçiçeği ya da kabak çekirdeği yemek.

Mısır tanelerini ayırmak: Beş teneke mısır işledik.

İşlemek.

İşlemek, girip çıkmak; gapidan işlemek.

Çalışmak.

Bilişim dünyasındaki anlamı:

Herhangi bir veri saklama ortamına, tutanak eklemek ya da günlemek amacıyla yazmak.

Çalışmak.

Hukuk terimi olarak sözlük anlamı:

(kötü iş için): irtikâb.

Teknik terim anlamı:

Yapmak.

İmâl etmek, yapmak.

Çalışmak.

Tesir etmek.

İşlemek ile ilgili Cümleler

  • “Korunaklı sandığım köşe o kadar da korunaklı değildi. Yağmur iliklerime kadar işlemişti”
  • “Yalnızlık canıma kâr etti, bilmem neylesem.”
  • “Her şeye karşın iş adamlığı kanına işlemişti.”
  • “Ali Rıza Bey bu ilk çocuğu ile, bir çiçek meraklısı, bahçesiyle oynar gibi oynamış, onu ancak kendi hayalinde yaşayan mükemmel insan maddelerine göre işlemişti.”
  • “Al bayrağa narin eller işliyor zafer / Uzaklarda yaralanır kahraman nefer”
  • “Tezek kokusu burnumun direğini kırmış, ciğerime işlemişti.”
  • “O uzun ve derin bakış genç adamın ta yüreğine kadar işlemişti.”
  • “Gülsüm'ün sevinci sade sevap kazanmak ümidinden doğmuyordu.”
  • “İş işleyen kaynanası ile Hacı Hürmüz Hanım, başlarını çevirip gözlüklerinin üstünden geline baktılar.”
  • “İşgal kuvvetleri şu veya bu şekilde cinayetler işlemişlerdir.”
  • “Bedia'yı terk edersem büyük bir günah işlemiş olacağım.”
  • “Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum.”
  • “Hasan'ın kafası şimdi üç cepheli işliyordu.”
  • “Para için işlemediğini iddia eden bu fakir ihtiyar, şüphesiz, sanatının âşığıydı.”
  • Günah işlemek istemiyorum.
  • Tüm bu verileri işlemek için zamanımız yok.
  • Ben bu fikri öğrencilerin kafalarına işlemek niyetindeyim.
  • “Eski mahalledeki bir kız gibi kasnak işlesin.”
  • “Bu kabahati işlemiş, bu akşam tütsüyü, şerbeti unutmuştum.”
  • “Kanıma işleyen müzik ateşinden, kurduğum şarkıcılık düşlerinden ne yazık ki söz edemeyeceğim.”
  • “Batıla alkış tutanların karşısına geçip hata eylediğimi yeni yeni öğrenmiş bulunuyorum.”
  • “En büyük payın yine de Celile'nin iliklerine işlemiş korkusu olacağını zannederim.”
  • “Fakat sesi kulaklara değil, doğru yüreğe çarpar, yüreğe işlerdi.”
  • “Bunlar çok önceden suç işlemişler, hapse girmemek için dağa çıkmışlardı.”
  • “Kızın pembe beyaz yanakları, simsiyah kaşı, gözü içine işlemişti.”
 

İşlemek ile ilgili Atasözü veya Deyim

 

acısı içine (veya yüreğine) çökmek (veya işlemek) : bir şeyin acısını derinden duymak kötü bir şey olacağını düşünerek önceden üzülmek.

arı kovanı gibi işlemek : bir yerin gireni çıkanı çok olmak.

(bir şey) kanına işlemek : bir şeyi aşırı ölçüde benimsemek büyük ölçüde etkisinde kalmak.

(birinin) ciğerine işlemek : kötü söz, kötü davranış çok dokunmak, etkilemek kötü koku rahatsız etmek.

boğazı işlemek : durmadan bir şeyler yemek.

canına geçmek (veya işlemek veya kar etmek) : çok etkilemek.

cinayet işlemek : adam öldürmek.

çıban işlemek : çıban irin akıtmak.

damarına (veya damarlarına) işlemek : kötü bir huy, vazgeçilmez bir biçimde yerleşmek.

gergef işlemek : gergefle nakış işlemek.

günah işlemek : günah sayılan davranışta bulunmak.

hata etmek (veya eylemek veya işlemek) : yanlışlık yapmak, yanılgıya düşmek.

hayır işlemek : dine ve insanlığa uygun, iyi bir davranışta bulunmak.

içine işlemek : duygulanmak, etkilenmek, dokunmak.

iliğine işlemek (veya geçmek) : çok ıslanmak çok üşümek bütün varlığını kaplamak, çok etkilenmek.

iş işlemek : nakış yapmak.

kabahat işlemek (veya etmek) : suç olacak, kusur sayılacak bir iş yapmak.

kafası işlemek (veya çalışmak) : aklı, zekâsı yerinde olmak, bir konu üzerinde iyi düşünebilir olmak.

kalbe işlemek : derin üzüntü uyandırmak.

kasnak işlemek : kasnakta nakış işlemek.

kusur işlemek : yanlış davranışta bulunmak.

nakış işlemek : kumaş üzerine renkli iplikler, sırma veya sim kullanarak işleme yapmak.

saat gibi işlemek : aksamadan, ara vermeden çalışmak.

sevap kazanmak (veya işlemek) : hayırlı bir davranışta bulunmak.

siciline işlemek : bir çalışanın olumlu veya olumsuz davranışlarını siciline kaydetmek.

suç işlemek : yasaya, töreye aykırı bir davranışta veya harekette bulunmak.

yara işlemek : yara kapanmayıp akıntı sürmek Mecaz anlamı üzücü bir olayın etkisi bitmemek.

yüreğe işlemek : çok derin acı uyandırmak.

İşlemek kısaca anlamı, tanımı

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım

İşleme : İşlemek işi. Şiş, tığ, iğne ve benzerleri araçlarla elde yapılan, örgü, nakış, oya gibi işlerin genel adı, el işi. İnce ve süslü işlenmiş. Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme. Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi. Saat. hukuki tagyir. Mekanik işlemenin öteki adı. Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak amacıyla, duyarkatın işlemelikte çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi. Nicelenmiş verileri elle, işleteçler ya da elektrikli araçlarla işlemden geçirerek sayımsal çözümlemeleriyle birlikte çizelgeleme.

İşlem : Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.

Bilürün işlemek : Bildiğini yapmak.

Buğazına işlemek : Boğazına değmek, saplanmak.

İplik işlemek : İplik eğirmek.

Key işlemek : İyi yapmak, uygun davranmak.

Tela işlemek : Ceketin ön kısmına, kumaş ile astar arasında gereken yere telâ dikmek. (Aksaray Niğde).

Yelpeze işlemek : Yelpaze yapmak.

Veri saklama ortamı : Ana bellek boyutlarına göre çok büyük oylumlu veri kümelerini, gerektiğinde yüklenmek ve erişilmek üzere, özellikle çevrimdışı koşullarda saklamada kullanılan mıknatıslı kuşak, değişir teker ve benzerleri herhangi bir ortam. Genel olarak çevrimiçi ya da çevrimdışı, büyük sığalı herhangi bir dış bellek ortamı.

Kabak çekirdeği : Bal ve sakız kabağının tohumu. Genellikle vakit geçirmek için yenilen bir kuru yemiş türü.

Durağan durum : Solow büyüme modelinde işçi başına sermayenin ve buna bağlı olarak işçi başına üretimin değişmediği durum. Ekonominin başlangıçta sahip olduğu sermaye stoku ne olursa olsun uzun dönemde ulaştığı nokta. Bir iktisadi modelde yer alan değişkenlerin hiçbirinin değişmediği durum.

Benimsetmek : Birinin benimsemesini sağlamak.

Filizlenmek : Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.

Nakışlamak : Nakışla bezemek, işlemek.

Filizlenme : Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.

Nüfuz etme : Gaz ya da sıvının bir katı içine girmesi. Radyasyonun ve radyoaktik parçacıkların nesnelerden geçmesi. Bir orbitalin iç elektron bulutunu geçerek çekirdeğe yaklaşması. Standart bir iğnenin belirli şartlarda düşey olarak bırakıldığında maddenin içine girme derinliği. Delip girme, içine girme. Radyoaktif ışınların maddeleri delip geçmesi. Virüs çoğalması sırasında, hedef hücreye bağlanan virüsün hücrenin içine girdiği adım, penetrasyon.

Nakışlama : Nakışlamak işi.

Çimlenmek : Çimle kaplanmak. Üzerinde çim bitmek. Kendinin olmayan şeylerden biraz yarar sağlamak. Yiyeceklerden azar azar alıp yemek.

İncelemek : Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenli bir biçimde anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek.

Diğer dillerde İşlemek anlamı nedir?

İngilizce'de İşlemek ne demek ? : record, work