İşsiz nedir, İşsiz ne demek

İşsiz; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • İşi olmayan

İktisat terim anlamı:

Cari ücret düzeyinde çalışma istek ve yeteneğine sahip olmasına rağmen iş bulamayan kişi.

İşsiz ile ilgili Cümleler

  • “Ben kendimi faydalı bir adam farz ettiğim hâlde, sen kendini niçin işsiz ve tufeyli sayıyorsun?”
  • Otomobil sektöründeki çöküşten dolayı çoğu insan işsiz kalacak.
  • Ali işsizlik maaşı mı alıyor?
  • İşsizlik oranı yüzde 5'e yükseldi.
  • İşsizlik artıyor.
  • 6 yıldan fazladır ilk defa, işsizlik oranı % 6'nın altındadır.
  • “Burada işsiz güçsüz kaldığınız için kendinizi büsbütün kedere kaptırmışsınız.”
  • İşsizliği onlar yarattı.
  • İşsizlik sıralamasında, üniversite mezunları ilk sırada yer alıyor.
  • 2015'in Eylül ayında Japonya'daki işsizlik oranı yüzde 3,4'tü.
  • O bir aydır işsiz.
  • İşsiz sayısı tüm zamanların en yükseğindedir.
  • Dün hoca başka bir sitede ne diyor: ''Sana zarar veremezdim ama başka şeyler yapabilirdim ve yaptım.'' demek istiyor ki işsiz, arkadaşısız ve gelirsiz bırakabildim
  • Zamanın en büyük sorunu işsizliktir.
  • İşsizim ve mutsuzum.

İşsiz ile ilgili Atasözü veya Deyim

işsiz güçsüz kalmak : bulunduğu iş yerinden ayrılarak geçimini sağlayacak durumda bulunmamak.

 

İşsiz anlamı, tanımı

Çevrimsel işsizlik : İktisadi dalgalanmaların gerileme ve durgunluk dönemlerinde toplam istemdeki daralmaya bağlı olarak ortaya çıkan bir dönemsel işsizlik türü. karşılığı mevsimlik işsizlik

Doğal işsizlik oranı : Çalışma yetenek ve isteğinde olan herkesin cari ücret ve çalışma koşullarında üretim sürecinde yer aldığı durumda, yani tam işlendirme düzeyinde geçici ve yapısal işsizlik oranları toplamından oluşan ve her ekonominin yapısına bağlı olarak değişen işsizlik oranı.

Doğal işsizlik önsavı : Phillips eğrisine M. Friedman tarafından getirilen eleştiri doğrultusunda işsizliği azaltmaya yönelik politikaların, kısa dönemde Phillips eğrisine uygun olarak işsizliği azaltsa bile, uzun dönemde enflasyonla işsizlik arasında bir değiş-tokuşun olmadığı ve dolayısıyla işsizliğin doğal işsizlik oranının altına indiremeyeceği savı.

Dönemsel işsizlik : Ekonomide belli dönemler itibariyle mevsimlik veya çevrimsel olmak üzere iki biçimde ortaya çıkan işsizlik türü. karşılığı çevrimsel işsizlik, mevsimlik işsizlik.

Enflasyon yaratmayan işsizlik oranı : İşsizlik oranı, doğal işsizlik oranı düzeyinde iken enflasyonun değişme eğiliminde olmaması.

 

Geçici işsizlik : İşgücü piyasasında emek sunanların yer değiştirmeleri, kendi becerilerine ve arzularına tam uyan işi bulabilmeleri amacıyla yaptıkları iş arama sürecinde ortaya çıkan işsizlik türü.

Gizli işsizlik : Bir işyerinde işçilerden bir kısmı işten çekildiği halde üretimde herhangi bir azalmanın sözkonusu olmadığı, yani kişilerin açık şekilde işsiz görünmemelerine rağmen gerçekte üretime hiçbir katkılarının olmadığı işsizlik türü. karşılığı açık işsizlik. Çalıştırılan işçi sayısının belirli bir üretimi sağlamağa yeterli olacak sayıda çok olması. Özellikle az gelişmiş toplum ve topluluklarda, daha çok da bunların kırsal kesimlerinde çalışma çağındaki bir bölüm nüfusun üretimde herhangi bir artış sağlamadığı halde çalışmada yer alması; bir kişinin verimli olarak yapabileceği üretim etkinliğini birden çok kişinin yapması durumu.

Gönüllü işsizlik : Cari ücret düzeyinde çalışmak istemeyenlerin oluşturduğu işsizlik türü.

İşsizliğe karşı güvence : [Bakınız: işsizlik sigortası]. Uğraşısından süresiz olarak ya da geçici bir olayın meydana gelmesi nedeniyle belirli bir süre uzakta kalan işçi ya da hizmetliye yaşama olanağı sağlamak amacıyla yapılan güvence.

İşsizlik : İşsiz kalma, iş bulamama durumu. Bir iş yeri için durgunluk dönemi. Kişinin herhangi bir nedenle işini yitirmesi ve bir yenisini bulma çabası içine düşmesi durumu. Cari ücret düzeyinde emek sunumunun emek istemini aşması durumu. Bir ülkede, bölgede ya da anakentte, çalışma çağındaki insanların bir bölümünün, istençleri dışında, çalışmalıklı bir işten yoksun bulunmaları durumu. İşçilerin yetenekli oldukları alanlarda kendileri için çalışabilecek bir yer sağlayamamaları. İş gücü ve yerinin işçinin çalışmasını sağlayacak genişlik ve güçte olmaması. Bir toplumda, bir toplumsal kümede çalışma çağındaki nüfusun bir bölümünün istençleri dışında ücretli işten yoksun bulunması durumu.

İşsizlik güvencesi : [Bakınız: işsizlik sigortası]. İşsiz kalan işçiye yaşam imkânları sağlayan güvence.

İşsizlik oranı : İşsiz sayısının toplam işgücüne oranı.

İşsizlik ödemeleri : İşsizlik ödeneği ve işsizlik yardımlarının toplamı.

İşsizlik ödeneği : İşsizlik sigortası kapsamında bulunanlara (sigortalı işsizlere) işsiz kalmaları durumunda işsizlik sigortası fonundan yapılan ödeme.

İşsizlik sigortası : Bir işyerinde çalışırken, kendi istek ve kusuru dışında işinden çıkarılıp halen iş arayanlara, uğradıkları gelir kayıplarını kısmen de olsa karşılayarak kendilerinin ve ailelerinin zor duruma düşmelerini önlemek için devlet tarafından kurulan zorunlu sigorta türü.

İşsizlik sigortası fonu : Oranları ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, devlet, işveren ve işçiden yapılan prim kesintileriyle oluşturulan ve koşulları sağlayan sigortalılara ödemeleri gerçekleştiren fon.

İşsizlik yardımı : İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarına sahip olmayanlara, yararlanma hakkına sahip olmakla birlikte ödenek almak için başvuru yapmayanlara veya işsizlik ödeneğinden yararlanma süresi sona erenlere çeşitli biçimlerde devlet tarafından yapılan ödemeler.

Klasik işsizlik : İşgücü istemi ve sunumunun reel ücretlerin bir fonksiyonu olduğu varsayımı altında, reel ücretlerin piyasayı temizleyecek denge reel ücretten (geçimlik ücretten) yüksek olması durumunda, işgücü sunumunun işgücü isteminden fazla olmasına bağlı olarak ortaya çıkan geçici işsizlik.

Mevsimlik işsizlik : İktisadi etkinliklerin yılın belirli dönemlerinde yoğunluklarını kaybetmelerine bağlı olarak ortaya çıkan bir dönemsel işsizlik türü.

Süreğen işsizlik : Yapısal işsizliğin önlenemediği ve süreklilik kazandığı durum.

Teknolojik işsizlik : Emek yoğun sanayilerde zamanla sermaye yoğunluğunun artmasıyla işgücüne yönelik istemin azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan yapısal bir işsizlik türü. karşılığı yapısal işsizlik.

Yapısal işsizlik : İşgücünün beceriler, meslekler, kesimler ve coğrafi dağılım açısından, işgücü isteminin yapısıyla tam olarak uyuşmamasından kaynaklanan işsizlik türü. Az gelişmiş ülkelerde sermaye yetersizliğinden kaynaklanan ve giderilmesi oldukça güç olan işsizlik türü.

İşsiz güçsüz : Yapacak hiçbir işi olmayan veya iş tutmayan.

Diğer dillerde İşsiz anlamı nedir?

İngilizce'de İşsiz ne demek ? : unemployed