İbik nedir, İbik ne demek

"İbik" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Çocuğun yüzü ibik gibi kızardı." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Burun: İbiğim sızlıyor.

Çavuşkuşu.

Şapka siperi.

Feslerin tepesindeki içi boş olan püskül kordonu.

Köşe, uç.

Özlü, çıralı çam kabuğu: İbiği yakta oda aydınlansın.

Düğme.

Tavuk, kuş ve benzeri hayvanların gagası.

İbriğin dar ağzı.

Söz getirip götüren, dedikoducu.

Köşe, kenar, uç.

Biyoloji'deki anlamı:

Kuşların başında bulunan etli çıkıntı ya da tüylerden yapılmış taç biçiminde püskül.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Tavukların başlarının üstünde genellikle kırmızı etli olan yapı.

Zooloji alanındaki anlamı:

Kuşların başında bulunan etli çıkıntı ya da tüylerden yapılmış taç biçiminde püskül.

Diğer sözlük anlamları:

Çavuş kuşu, hüthüt kuşu.

İbik isminin anlamı, İbik ne demek:

Erkek ismi olarak; Köşe, kenar, uç. Tavuk, kuş ve benzeri hayvanların gagası.

İngilizce'de İbik ne demek? İbik ingilizcesi nedir?:

crest, comb

Fransızca'da İbik ne demek?:

crète, caroncule

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

 

Çorum şehrinde, İskilip belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

İbik hakkında bilgiler

İbik; genel olarak tavuksular ailesinin üyelerinde görülen, başın üzerinde bulunan, çoğunlukla kırmızı renkteki etimsi parça. Yüz veya boyundan sarkan etimsi parçalara ise sakal denir. Bazı yöresel ağızlarda ibik sözcüğü gaga anlamında da kullanılır.

Sağlıklı ve canlı renkteki bir ibik, bir hayvanın sağlıklı olduğunun göstergesidir. İbiğin rengi farklı hayvan türlerinde kırmızı ile mavinin tonları arasında değişebilir

Tavuk ve horozda biçimine göre yedi farklı ibik çeşidi (gül ibik, balta ibik, bezelye ibik, yastık ibik, düğün çiçeği ibiği, çilek ibik, çatal ibik) vardır ve bunlar kendine özgü bir kalıtım yolu izler.

İbik ve sakal; Fransa ve İtalya gibi bazı ülkelerde genellikle tavuk ciğeri ile birlikte pişirilerek tüketilir.

İbik tanımı, anlamı:

Horoz : Kapı zembereğinin mandalı. Ateşli silahlarda çakmak taşına veya merminin kapsülüne vurmaya yarayan metal parça. Tavukgillerden, tavuğun erkeği olan kümes hayvanı. Kabadayı erkek.

Kırmızı : Bu renkte olan. Al, kızıl renk.

Denizibiği : Deniz rezenesi.

Gaz ibiği : Gaz lambasının gazın yanması için üzerinde fitil bulunan ağzı.

 

Horozibiği : Horozibiğigillerden, kırmızı çiçekleri horoz ibiğini andıran bir süs bitkisi (Amaranthus). Koyu, pembe renk. Bu renkte olan.

Horoz ibiği : Horozun tepesinde bulunan etli kırmızı kısım.

İbikli : İbiği olan.

İbiksi : İbiği andıran, ibiğe benzeyen, ibik gibi.

Hindi : Aptal, şaşkın. Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü, kümes hayvanlarının en büyüğü, mısırtavuğu (Meleagris gallopavo).

Tepe : Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi. Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü. Bir şeyin en üstteki bölümü. Birinin yanı başı, baş ucu. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri. İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri.

Deri : Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. Bu tabakadan yapılmış. Toplantı, düğün. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten.

Uzantı : Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm. Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası.

Kemik : Bu sert organdan yapılmış. İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı.

Tutunma : Tutunmak işi.

Çizgi : Temel. Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril. Yüz ve vücut hatlarının her biri. Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim. Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır.

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Emzik : Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme. Beslemek için süt çocuklarına meme yerine emdirilen ağzı kauçuklu süt şişesi, biberon. Sigara ağızlığı. İbrik, çaydanlık, testi vb. kapların, suyu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı, ibik.

Köşe : Bıyığı, sakalı çıkmayan (erkek). Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri.

Kenar : Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Yan. Bir şeyi çevreleyen çizgi.

: Bir şeyin başı, tepesi. Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak. Dış kenar, periferi. Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası. Bir uzaklığın son noktası. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, ekstrem. Bir şeyin baş veya son noktası. Kurşun kalemlerde yazmayı sağlayan kömürden yapılmış olan madde. Bir şeyin kenarı.

Diğer dillerde İbik anlamı nedir?

İngilizce'de İbik ne demek? : n. crest, comb, topknot

Fransızca'da İbik : crête [la]

Almanca'da İbik : Tülle

Rusça'da İbik : n. гребень (M), гребешок (M)