İkinci nedir, İkinci ne demek

İkinci; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"İkinci" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yeni ilişkisinden son derece hoşnut ve ilk bebeğine veremediği tüm sevgiyi ikincisine vermekte kararlıydı." - E. Şafak
  • "En fazla leylak ağaçlarını seviyordum, hele biri boyuma yakın olanı, âdeta ikinci odamdı." - E. Işınsu
  • "Evde pişirip yedikleri çikolatanın kalitesi ikinci idi." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

İkinci

Fransızca'da İkinci ne demek?:

seconde, secondaire

İkinci tanımı, anlamı:

İkinci gelmek : Bir yarışmada birinciden sonraki dereceyi almak.

İkinci plana düşmek : Bir kimsenin veya topluluğun gözünde eski önemini, değerini yitirmek.

İkinci ayak : Altılı ganyanda yer alan ikinci koşu.

İkinci bahar : İleri yaşlarda gelen mutluluk.

İkinci çağ : Yeryüzünün yaklaşık yüz elli milyon yıllık çağı, İkinci Zaman, mezozoik.

İkinci el : Kullanılmış (araç vb.), elden düşme.

İkinci ferik : Tümgeneral.

İkinci kaptan : Birinci zabit.

İkinci sınıf : Öğretim kurumlarında ikinci yıl. Değeri düşük, değersiz, sıradan.

 

İkinci yarı : Karşılaşmalarda iki devreden sonuncusu.

İkinci zaman : İkinci Çağ.

İkinci zar : Bitkilerde tohumu örten zarların dıştan ikincisi.

İkinci baharı yaşamak : İleri yaşlarda mutluluk, refah ve esenlik içinde bulunmak.

İkincil : Sırada önem bakımından ikinci derecede olan, tali, sekunder.

İkincil grup : Birbirleriyle ilişkileri kişisel olmayan, resmî ilişkilere dayanan etkileşmelerle ilişki içine giren, ikiden fazla insanın oluşturduğu topluluk.

İkincilik : İkinci olma durumu.

Sıfat : Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal veya hukuki bakımdan yeri ve özelliği. Yüz, kılık ve dış görünüş. Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten kelime, ön ad.

Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Bakma işi.

Birinci : Ulaşım araçlarında mevki, sınıf. Bir sayısının sıra sıfatı. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey.

Değer : Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Üstün nitelik, meziyet, kıymet.

 

Kalite : Nitelik.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

İki : Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı. Birden sonra gelen sayının adı. Birden bir artık.

Sıra : Tahtadan oturak. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Nöbet. Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Düzen.

Yeni : En son edinilen. Daha öncekilerden farklı olan. İşe henüz başlamış. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan. Biraz önce, çok zaman geçmeden. Tanınmayan, bilinmeyen. Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı. Eskisinin yerine gelen. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan.

Bir : Bir kez. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sadece. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Beraber. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Tek. Aynı, benzer.

Başka : Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

İkinci ile ilgili Cümleler

  • İkinci ayna kapının yanına asıldı.
  • Kitabı lisedeki ikinci yılımda okudum.
  • İkinci bir görüş istiyorum.
  • Ali ve Mary ikinci bir balayına çıkmayı planlıyorlardı.
  • İkinci bir görüş alabilir miyim?
  • Tom'un doğduğu yıl üniversitede ikinci sınıf öğrencisiydim.
  • İkinci bir görüş almak istiyorum.
  • Ali 2013 yılında ikinci derece saldırı suçundan hüküm giydi.
  • Ali ikinci derece cinayetten suçlu bulundu ve on yıl hapse mahkum edildi.
  • İkinci bardak şaraptan sonra Mustafa konuşkan oldu.
  • İkinci bir fırsat olmayacak.
  • İkinci bir görüş istiyor musunuz? Derhal buraya gelmesi için başka bir doktor çağırabilirim.
  • Tom, Mary'nin ikinci kocasıdır.
  • Erkekler tuvaleti ikinci katta.

Diğer dillerde İkinci anlamı nedir?

İngilizce'de İkinci ne demek? : adj. secondary, second

n. second

pref. deutero, vice

Fransızca'da İkinci : deux, deuxième, second/e

Almanca'da İkinci : n. Alternative

adj. zweite

Rusça'da İkinci : adj. второй, другой, вторичный