İktisad nedir, İktisad ne demek

İktisad; Hukuk alanında kullanılan bir sözcüktür.

Hukuk terimi olarak sözlük anlamı:

tutum.

İktisad anlamı, kısaca tanımı

İkti : Annesi öldüğü için başka koyun emmeye alıştırılan kuzu ya da oğlak. Çobana alışkın hayvan. Açgözlü. Annesiz babasız büyüdüğü için arsız olan kişi. [Bakınız: ekti]

Çalışma iktisadı : İşçi ve işveren davranışları ile emek piyasasının işleyişini; ücret, işlendirme ve gelir ilişkilerini inceleyen iktisadın bir alt dalı.

Çevre iktisadı : Çevre sorunlarının iktisadi açıdan ele alındığı, çevreyi ve doğal kaynakları korumanın ekonomiye katkısının ve çevre kirliliğinin enaza indirgenmesi yollarının incelendiği bir iktisat alt bilim dalı.

Geleneksel kalkınma iktisadı : Ülkeleri az gelişmiş ve gelişmiş (sanayileşmiş) diye ayırarak kalkınma ve büyüme sorunlarının bu ayrımda çözümlenmesi gerektiğini ileri süren, az gelişmiş ülkelere özgü iktisadi politikalar geliştirilmesini savunan ve bu bağlamda devletin iktisadi hayata etkin katılımını öngören ve koruyucu dış ticaret politikası eşliğinde dışalım ikameci sanayileşme ile az gelişmiş ekonomilerde varolan kırsal kesim ile modern kesim arasındaki ikiliğin kaldırılmasını amaçlayan ilk iktisadi kalkınma yaklaşımı.

 

Gönenç iktisadı : Bir bütün olarak ekonominin etkinliğini ve buna bağlı olarak gelir dağılımı sonuçlarını fayda-maliyet çözümlemesi, pareto etkinliği, Kaldor-Hicks ölçütü gibi mikroiktisadi teknikleri kullanarak eşanlı olarak çözümleyen, toplumun ve bireylerin iktisadi refahını artırmaya yönelik ölçütler geliştiren iktisadın bir dalı.

İkili iktisadi yapı : Genellikle az gelişmiş ülkelerde, modern kesim ile geleneksel kesimin veya iki farklı üretim biçiminin bir arada bulunduğu iktisadi yapı. Aksak rekabet piyasaları ile rekabetçi piyasaların bir arada bulunduğu iktisadi yapı.

İkili iktisadi yapı kuramları : Az gelişmiş ülkelerdeki ikili iktisadi yapıyı açıklamaya yönelik geliştirilen kuramlar.

İktisadi adalet : Yasaların, hükümetlerin ve kurumların iktisadi etkinliklerde belli gruplara veya kişilere ayrıcalık tanımaksızın herkese eşit ve adil olması gerekliliği. Uluslararası finans kuruluşları, çok uluslu şirketler ve gelişmiş ülkelerin güçlerinin azaltılarak dünya iktisadi güç dengesinin daha eşitlikçi ve adil hale gelmesi gerekliliği.

İktisadi bakış : İktisadi karar birimlerinin iktisadi olay ve olguları algılamasına, buna bağlı olarak mevcut durumu ve geleceği değerlendirmesine temel olan bakış açısı.

İktisadi baskı : Baskı gruplarının, kendi istek ve niyetleri doğrultusunda hükümetlerin iktisadi karar süreçlerini ve politikalarını etkilemesi. İktisadi karar birimlerinin kendi istek, niyetleri doğrultusunda diğer iktisadi karar birimlerini karar alma sürecini etkilemesi.

İktisadi belirlenimcilik : Marksist yaklaşımda, sosyal, siyasi, etik ve tarihi bütün gelişmelerin son kertede ekonomi tarafından belirleneceğini öne süren kuram.

 

İktisadi birlik : Üyeler arasındaki ticarette tüm engellerin kaldırılarak üçüncü ülkelere karşı ortak bir ticaret politikasının uygulandığı, emek ve sermayenin serbest dolaşımının sağlandığı; para, maliye ve vergi politikalarının uyumlaştırıldığı ve ortak tek bir paranın kullanıldığı iktisadi bütünleşmenin en ileri aşaması. karşılığı gümrük birliği, ortak pazar, tercihli ticaret anlaşması, serbest ticaret bölgesi.

İktisadi bütünleşme : İki ya da daha fazla ülkenin iktisadi, mali ve sosyal alanlarda ortak politika izlemeleri. karşılığı gümrük birliği, iktisadi birlik, parasal birlik, ortak pazar.

İktisadi bütünleşme kuramları : İktisadi bütünleşmelerin oluşumunu ve etkilerini inceleyen kuram.

İktisadi coğrafya : Yeryüzünde iktisadi etkinliklerin yerleşim, dağılım ve uzamsal boyutta örgütlenmesini inceleyen yaklaşım.

İktisadi çelişki : Birey için akılcı olan iktisadi kararların toplum açısından akılcı olmaması ya da başlangıçta birey için doğru olan iktisadi kararın ters sonuç vermesi. karşılığı değer çelişkisi, King yasası, tutumluluk çelişkisi.

İktisadi çözümleme : Karmaşık iktisadi olayların, basitleştirici varsayımlardan hareketle modeller kurularak, neden ve sonuç ilişkilerinin çözümlenmesi.

İktisadi demokrasi : İktisadi karar sürecine tüm bireylerin katılabilmesi ve fırsat eşitliğine sahip olması.

İktisadi devlet teşekkülleri : İktisadi alanda kârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda etkinlik göstermek ve sermaye birikimine katkıda bulunmak amacıyla Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan ve sermayesinin tamamı devlete ait olan kuruluşlar. karşılığı Kamu İktisadi Kuruluşları, Kamu İktisadi Teşebbüsü.

İktisadi eşitlik : İktisadi gönenç ve gelirin bireyler arasında eşit dağılımının sağlanması. Yoksulluğun ortadan kaldırılmasını, gelirin adil dağıtılmasını, sermaye ve servetin belli ellerde birikiminin önüne geçilmesini ve böylece geniş halk kitlelerine eşit iktisadi fırsatlar yaratılmasını hedefleyen iktisat politikası amacı.

İktisadi eşitsizlik : İktisadi varlıklar ve milli gelirin bireyler, üretim faktörleri, kesimler ve coğrafi bölgeler arasında eşitsiz dağılımı.

İktisadi etkinlik : Ekonominin kaynak kullanımı ve dağılımında etkinliği gerçekleştirmesi durumu. karşılığı etkinlik, teknik etkinlik 1.

İktisadi gönenç : Sahip oldukları kaynakların iktisadi karar birimlerine sağladıkları fayda düzeyi veya bunların toplamı.

İktisadi göstergeler : Milli gelir, istihdam, fıyatlar genel düzeyi, ücret, kesimsel üretim, dışsatım ve dışalım gibi bir ekonominin genel durumunu gösteren her türlü nicel değer.

İktisadi güç : Kaynakların dağılımını ve kullanımını etkileyebilme veya belirleyebilme gücü.

İktisadi hesap : Kıt sermaye kaynaklarının alternatif kullanımlar arasında dağıtılabilmesine olanak sağlayan kararın dayandığı hesap. İktisadi karar birimlerinin kısıt altında amaçladığı hedefe ulaşırken yaptığı hesap. Fayda veya kazancın belirlenebilmesi için fayda ve maliyetlerin karşılaştırılması.

İktisadi insan : Kendisine sunulan fırsatlara ilişkin mevcut bilgi ve diğer kısıtlar altında önceden belirlediği olası eniyiye ulaşmaya çalışan, çoğu aza tercih eden ve tercihlerinde tutarlı olan birey.

İktisadi istikrar : Bir ekonomide fiyatlar genel düzeyi, işlendirme hacmi, ödemeler bilânçosu, faiz oranları ve döviz kurları gibi değişkenlerin kararlı bir dengede olduğu, iç veya dış faktörler nedeniyle önemli değişikliklerin gerçekleşmesinin beklenmediği durum.

İktisadi istikrar önlemleri : Ekonomide istikrarı sağlamak amacıyla hükümetlerin aldığı kararlar bütünü.

İktisadi kalkınma vakfı : Avrupa Birliği ve Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerindeki gelişmeler hakkında kamuoyunu bilgilendirmek, özel kesimin kamu kesimi ve Avrupa Birliği ile ilişkilerindeki  eşgüdümü sağlamak amacıyla İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Sanayi Odası’nın ortak girişimiyle 1965 yılında kurulan vakıf.

İktisadi kamu kurumları : İktisadi alanda etkinlikte bulunmak için oluşturulan, Kamu İktisadi Teşebbüsü statüsünde olan ve olmayan ve Devlet Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Botaş gibi kamu tüzel kişilikleri.

İktisadi kar : Firmanın toplam geliri ile gizli maliyetlerini de içeren toplam maliyeti arasındaki pozitif fark. karşılığı muhasebe kârı.

İktisadi karar birimi : İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler.

İktisadi kararlar : Kaynakların kıt olması nedeniyle, iktisadi karar birimlerinin, kısıtları da dikkate alarak amaçları doğrultusunda akılcı bir biçimde çeşitli seçenekler arasından seçim yapmaları.

İktisadi kaynak : Fiyatı sıfırdan büyük, miktarı belirli bir dönemde artırılamayan mal, hizmet ve üretim faktörleri.

İktisadi kestirim : Makro ve mikro iktisadi büyüklüklerin gelecekte hangi düzeyde olacağının istatistik ve ekonometrik teknikler yardımıyla kestirimi.

İktisadi kuram : Karmaşık iktisadi olaylardan birbirleriyle ilişkili olanları belirleyip sürekliliklerini de saptayarak belli bir genellemeye varmak.

İktisadi liberalizm : “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” ilkesi doğrultusunda iktisadi etkinliklerin tamamen piyasa güçlerine bırakılmasıyla kaynakların en etkin dağılımının ve kullanımının sağlanacağını savunan öğreti.

İktisadi mal : Gereksinmeleri karşılama özelliğine sahip ve kıt olan, diğer bir deyişle alım satım işlemi sırasında fiyatlandırılan her türlü nesne. karşılığı serbest mal.

İktisadi model : Karmaşık iktisadi olay ve olguların, algılanabilir boyutlara indirgenmesi amacıyla, soyut ancak gerçeğe yakın bir biçimde basitleştirilmiş gösterimi.

İktisadi öğreti : Ekonominin işleyişi ve bu işleyişle ilgili politika çıkarımlarına ilişkin düşünce okulları.

İktisadi ömür : Sabit varlığın ekonomik olmaktan çıktığı, diğer bir deyişle sabit varlığın maliyetlerinin getirisini aştığı ana kadar geçen süre. karşılığı teknik ömür.

İktisadi öngörü : Ekonominin gelecekteki olası gelişme eğilimini tahmin edilmesi ve değerlendirilmesi.

İktisadi planlama : Bir ülkede belli bir dönemde belirli sosyo-iktisadi amaçlara ve sayısal olarak ifade edilebilen hedeflere ulaşabilmek için, bu işle görevlendirilmiş organlar tarafından, daha önceden belirlenen araçlar kullanılarak ulusal ve/veya bölgesel düzeyde yürütülen etkinliklerin tümü. karşılığı izlem tasarımı.

İktisadi rant : Bir üretim faktörünün mevcut geliriyle fırsat maliyeti arasındaki pozitif fark. karşılığı kıtlık rantı, yapay rant, tüketici rantı, üretici rantı.

İktisadi rasyonalizasyon : İktisatta en yüksek getiriyi elde etmek amacıyla yapılan her türlü etkinlik.

İktisadi rasyonalizm : Piyasanın her zaman herşeyi hükümet, bürokrasi ve yasalardan daha iyi yaptığını ileri sürerek kuralsızlaştırma, özelleştirme, sosyal devletin küçültülmesi, mal ve sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi, dolaylı vergilendirmenin göreli payının artırılması gibi uygulamalarla özellikle 1980’li yıllarda başlayan ve Washington Uzlaşısı ile günümüze dek önemini koruyan yaklaşım. Bu yaklaşım, Thatcherizm, Özalizm gibi uygulandığı ülkenin söz konusu dönemdeki hükümet başkanlarının isimleriyle yerelleştirilmiştir.

İktisadi rasyonel : İktisadi karar birimlerini temsil eden iktisadi insanın taşıdığı düşünülen özellik.

İktisadi rasyonellik : İktisadi karar birimlerinin enaz harcamayla ençok faydayı veya enaz maliyetle ençok kârı sağlamaya çalışması.

İktisadi reform : Bir toplumun iktisadi yapısının değiştirilmesi ve/veya daha iyi duruma getirilmesi savıyla yapılan her türlü düzenleme.

İktisadi rejim : Benimsenen iktisadi sisteme bağlı olarak, iktisadi karar birimlerinin etkinliklerini, diğer bir deyişle üretim ve değişimdeki davranışlarını belirleyen ve yönlendiren hukuki kuralların tümü.

İktisadi rekabet : Aynı piyasadaki firmaların üretim, fiyat, piyasa payı gibi konularda rakip üreticilerle yaptığı üstünlük mücadelesi.

İktisadi seçim : Kıtlık nedeniyle varolan kaynakların farklı kullanım olanakları arasında yapılan seçim. karşılığı fırsat maliyeti.

İktisadi seferberlik : Olağanüstü durumlarda halkın yaşam güvenliğini korumak, zor dönemleri aşmak ve üretim yetersizliğini ortadan kaldırmak gibi amaçlarla ülke kaynaklarının belirli alanlara yönlendirilmesi.

İktisadi sipariş miktarı modeli : Sipariş ve stoktan kaynaklanan toplam değişken maliyetleri enaza indirerek eniyi sipariş miktarını belirleyen model.

İktisadi sistem : Belirli bir toplumda mal ve hizmetlerin üretim, tüketim, bölüşüm kararlarında benimsenen kurallar bütünü. karşılığı kapitalist sistem, komünist sistem, karma sistem.

İktisadi taban : Bir toplumda işlendirme olanakları yaratan ticari ve endüstriyel yapı.

İktisadi tablo : İktisadi değerin tümüyle topraktan elde edildiğini ve çiftçi sınıfı dışındaki bütün toplumsal sınıfların ellerine geçen bu değeri hammadde ve yiyecek karşılığında çiftçi sınıfına devredecekleri varsayımına dayanan ve Fizyokrasinin kurucusu Dr. F. Quesnay tarafından geliştirilen ilk iktisadi akım şeması. karşılığı Fizyokrasi.

İktisadi teşvikler : Hükümetin belirli iktisadi kesim ve etkinliklerin maliyetlerini düşürmek amacıyla altyapı yatırımları, düşük faizli kredi, düşük fiyatla girdi sağlama gibi yollarla verdiği teşvikler.

İktisadi ufuk : Kişilerin geleceğe ilişkin plan yaparken hangi uzunluktaki dönemleri gözönünde bulundurduklarını dikkate alan ve ilk olarak J. Tinbergen tarafından kullanılan kavram.

İktisadi ulusçuluk : İktisadi açıdan güçsüz olan ulusal ekonomilerin güçlü ekonomilere karşı korunması gerektiğini savunan; List, Carey ve Patent gibi iktisatçılar tarafından ortaya atılan görüş.

İktisadi ve sosyal kalkınma yatırım fonları : Orta Afrika Cumhuriyetine iktisadi yardım için Fransız Parlamentosunun onayıyla 1946 yılında kurulan ve 1959 yılında Yardım ve İşbirliği Fonuna dönüştürülen fon.

İktisadi ve sosyal komite : Üye ülkelerin işveren, sendika ve çeşitli sosyal grup temsilcilerinin oluşturduğu AB danışma organı.

İktisadi ve ticari ilimler akademisi : Ekonomi, tecim ve maliye alanlarında çalışmak isteyenleri yetiştiren, bu alanlarla ilgili sorunlar üzerinde incelemeler ve araştırmalar yapan yüksek öğretim kurumu.

İktisadi ve toplumsal eşitlik : Toplumsal sınıf farklılıklarını ortadan kaldırıp üretim araçlarından ortaklaşa yararlanmayı gerçekleştirerek insanlara eşit üretim ve gelişme olanakları sağlamayı amaçlayan Marksist bir iktisat görüşü.

İktisadi yaptırım : Bir ülke ya da grubun, diğer ülke ya da grupları çeşitli nedenlerle iktisadi konularda zorlamak için gümrük vergileri, dışalım ve dışsatım kotaları, tarife dışı engeller gibi caydırıcı önlemler alması.

İktisadi yasalar : İktisadi karar birimlerinin bilinç ve iradesinden bağımsız olarak iktisadi olaylar arasındaki zorunlu bağımlılıktan çıkarılan ilkeler.

İslam iktisadı : Kaynakların tahsisi, dağılımı ve kullanımının İslâm hukukuna göre düzenlendiği ve uygulandığı iktisadi sistem. İslâm hukuku yürürlükte olsun ya da olmasın, iktisadi etkinliklere İslâmi ilke ve kuralların uygulanması.

İşletme iktisadı : Mikroiktisadi çözümlemenin işletmeye uygulandığı ve iktisat kuramı ile uygulamalı iktisadı birleştiren iktisadın bir alt dalı.

Kalkınma iktisadı : İktisaden geri kalmışlığın kuramını oluşturan ve uzun dönem iktisadi kalkınmanın sağlanmasına yönelik politika ve çözümlemeleri araştıran makroiktisadın bir alt dalı.

Kalkınma iktisadının altın çağı : Daha önceki dönemlerde büyüme ile özdeş kabul edilen kalkınma kavramının, kalkınmanın altın çağı ile birlikte iktisadın ayrı bir dalı olarak benimsendiği ve yaygınlaştığı dönem.

Kamu iktisadı : Kamu kesimini ve bu kesimin etkinliklerinin ekonomi ve toplum üzerindeki etkilerini inceleyen iktisadın bir alt dalı.

Kamu iktisadi kuruluşları : Tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmetleri üretmek ve pazarlamak amacıyla Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan ve sermayesinin tamamı devlete ait olan kuruluşlar.

Kamu iktisadi müessesesi : Ayrı bir tüzel kişiliği sahip ve sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olan ve onlara bağlı işletme veya işletmeler topluluğu.

Kamu iktisadi teşebbüsü : İktisadi Devlet Teşekkülü ile Kamu İktisadi Kuruluşlarının ortak adı.

Kentleşme iktisadı : Bir şehrin oluşumu, işleyişi ve gelişiminin gerisindeki iktisadi güdüleri ve etkileri çözümlemeye çalışmasıyla bölgesel iktisadın, iktisadi karar birimlerinin davranışlarını mekânsal boyutuyla ele almasıyla da mikroiktisadın bir alt dalı.

Lojistik iktisadı : Lojistik sanayinin yapısını, örgütlenmesini, alt dallarının gelişme kuramını, iktisadi etkinliklerini ve kurallarını inceleyen uygulamalı iktisat dalı.

Sanayi iktisadı : Aksak rekabet piyasalarında firma davranışlarını, fiyatın oluşum ve değişimini inceleyen; kimi iktisatçılara göre yeni, kimilerine göre ise mikroiktisadın alt dalı olan bir iktisat dalı.

Tarım iktisadı : Tarım ürünlerinin üretim, dağıtım ve pazarlaması ile tarımsal krediler, tarımsal desteklemeler ve tarımsal destekleme politikaları, tarımsal araştırma, geliştirme ve yayım gibi konuları inceleyen iktisadın alt dalı.

Tekno iktisadi paradigma : Yeni teknolojik dizgelerin geniş ve yeterli ölçüde sunum yapabilmesine dayalı olarak mevcut üretim etkinliklerini sayıca önemli ölçüde azaltan, buna karşılık yeni üretim süreçlerinin gelişmesine ve mevcut üretim süreçlerinin ise farklı biçimde kullanılmasına yol açan köklü bir iktisadi yapı ve bakış açısı değişikliği.

Temel iktisadi sorun : Sonsuz istekleri karşılamada, kıt kaynakların hangi malların üretimine tahsis edilerek bu malların ne kadar, nasıl ve kimler için üretileceği sorunu.

Ulaştırma iktisadı : Ulaştırma kesiminin yapısı, örgütlenmesi ve işlevini iktisadi ve istatistiki kavram ve yöntemleri kullanarak çözümleyen iktisadın bir alt dalı.

Uluslararası iktisadi işbirliği örgütü : Doğu Avrupa ülkeleri arasındaki piyasa temelli işbirliğini geliştirmek amacıyla 1991 yılında Uluslararası Yatırım Bankası ve Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyinin birleşmesiyle kurulan örgüt.

Vergide iktisadilik ilkesi : Verginin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin en düşük düzeyde tutulması ve ayrıca verginin tahsil giderlerinin en aza indirilmesini öngören vergileme ilkesi.

Yeni iktisadi coğrafya : Temelleri yerleşim kuramlarına dayanan, iktisadi etkinliklerin neden belli mekanlarda yoğunlaştığını ölçeğe göre artan getiriler, aksak rekabet piyasaları ve taşıma ücretleri çerçevesinde mikro ekonomik temellerden hareketle genel denge anlayışı içinde ele alıp çözümlemeye çalışan yaklaşım.

İktisaden : Ekonomik olarak, ekonomi bakımından.

İktisadi : Ekonomik.

İktisadiyat : Bir devletin ekonomik durumu.

Diğer dillerde İktilepidin anlamı nedir?

İngilizce'de İktilepidin ne demek ? : ichthyepidin