İlke nedir, İlke ne demek

"İlke" ile ilgili cümle

  • "Kimyanın ilkeleri."
  • "Atomlar cisimlerin ilkeleridir."
  • "İlkelerine sıkı sıkıya bağlı, bilinçli ve ödün vermez bir insandı." - H. Taner
  • "Bence ahlakın bir ilkesi, bir kökü vardır. Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma." - N. Ataç

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Her türlü tartışmanın dışında sayılan kural.

Bireysel karar ve eylemlerin, tutarlı ve eleştirel biçimde değerlendirilmesine olanak sağlayan ana kural.

Başlangıç, hareket noktası, her şeyin kendisinden türediği ilk ve temel kaynak.

Temel düşünce, temel kanı.

Felsefi anlamı:

Fizikötesi ilkeler (varlık ilkeleri): Yaşamın, gerçekliğin en yüksek koşulları, en yüksek temelleri türlü filozoflarda değişir. (Ör. Thales'te su, Pythagoras'ta sayı, Platon'da idea ve benzeri)

Nedensel ilkeler: Bütün olup bitenlerin en yüksek nedenleri. S- Bilgi ilkeleri: Her türlü bilginin en yüksek koşulları.

Biçimsel ilkeler (genel kurallar). (Ör. Mantıkta düşünce yasaları: çelişmezlik ilkesi ve benzeri)

İçeriksel ilkeler: Bilgi içeriğini belirleyen ilkeler. (Ör, Fizikte enerjinin korunması ilkesi.)

 

Başlangıç; ilk olan; kendisinden başka bir şeyin çıktığı temel, köken; dayanak; temel neden, ilk neden. // İlkeler şu türlere ayrılır:

İstenç ilkeleri ya da kılgılı ilkeler: Ahlak eyleminin en yüksek kuralları a. genel ve nesnel geçerliği olan yasalar, buyruklar, b. Yalnızca birey için, kişi için geçerli olan öznel ilkeler (maxime).

Sosyoloji'deki anlamı:

Her tasarımsal dizgenin temeli, odak kavramı olan ve ilgili bütün olaylar için geçerli olabilen bir öneri.

İlke isminin anlamı, İlke ne demek:

Erkek ismi olarak; Temel düşünce, temel kanı. Temel bilgi. Davranış kuralı. Kız ismi olarak; Temel düşünce, temel kanı. Temel bilgi. Davranış kuralı.

Bilimsel terim anlamı:

Tümdengelimci ya da tümevarımcı bir bilimsel dizgenin bilgi üretme sürecini yöneten üst yönseme ve genel tutamaklar, bk. yönseme.

İngilizce'de İlke ne demek? İlke ingilizcesi nedir?:

policy, principle

Osmanlıca İlke ne demek? İlke Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

madde

İlke hakkında bilgiler

İlke, bilimsel yöntemde nesnel gerçeğin belirgin özelliklerinin ve yasaların genelleştirilmesi ile elde edilen ve insana hem teorik çalışmalarında, hem de uygulama faaliyetlerinde yol gösteren genel dayanak noktasıdır.

 

İlke ile ilgili Cümleler

  • İlkelerine göre hareket etmelisin.
  • Vatansever, onun ahlak ilkelerine çakılıp kalır.
  • İlkel insanların modern insanlardan daha büyük beyni vardı.
  • Ne olursa olsun sonuna kadar ilkelerime bağlı kalacağım.
  • İlkelerime göre hareket edeceğim fakat sohbet edecek arkadaşlara ihtiyacım var.
  • Açıklık her teknik yazarın bir yol gösterici ilkesi olmalıdır.
  • Bu bizim ilkelerimizi ihlal eder.
  • Vatansever, ahlaki ilkelerine bağlı kalır.
  • İlke olarak, senin görüşüne katılıyorum.
  • İlke olarak yanındayım.
  • İlkel hesap makineleri, bilgisayarlar geliştirilmeden uzun zaman önce vardı.
  • Ne olursa olsun acı sona kadar ilkelerime bağlı kalacağım.
  • İlkel toplumlarda takas kullanılmıştır.
  • Vatansever, onun ahlak ilkelerine sıkıca tutunur.

İlke tanımı, anlamı:

Çelişiklik ilkesi : İki çelişik önermenin hem doğru hem yanlış olamayacağı ilkesi.

Çelişmezlik ilkesi : Çelişik önermeleri özünde bulundurmayan ve yasaklayan kuram.

Eylemsizlik ilkesi : Bir kuvvet etki etmediği hâlde cismin durması veya düzgün doğrusal bir hareket yapması ilkesi.

Heple hiç ilkesi : Tür, cins vb. evrensel bir konu üzerinde ileri sürülen olumlu, olumsuz bir yargının, o tür veya cinsin bütün bireyleri için doğru olması ilkesi.

Nedensellik ilkesi : Her şeyin bir sebebi vardır ve aynı şartlar altında, aynı nedenler, aynı etkileri doğurur biçiminde özetlenebilen ilke.

Süreklilik ilkesi : Her yerde sürekli bir gidiş olduğunu, doğada sıçramanın olmadığını, her şeyin bir bütün içinde örüldüğünü söyleyen temel ilke.

İlkeci : İlkelerine bağlı kimse.

İlkecilik : İlkeci olma durumu.

İlkel : Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif. İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif. Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad. Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif. Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz. Basit, karmaşık olmayan.

İlkel kalmak : Gelişmemek, ilk durumunda kalmak.

İlkel memeliler : Bazı sınıflandırmalara göre memeliler sınıfının tek delikliler ile soyu tükenmiş olan bazı ilkel yapılı memelileri içine alan bir alt sınıfı.

İlkel toplum : Yazılı kültürü bulunmayan, sanayileşmemiş, şehirleşmemiş tarım toplumu.

İlkelce : İlkel. (ilke'lce) İlkel bir biçimde.

İlkeleşme : İlkeleşmek işi.

İlkelleşmek : İlkel bir duruma gelmek. İlkel bir durum almak.

İlkellik : İlkel olma durumu, iptidailik, primitiflik.

İlkesel : İlke ile ilgili.

Bir ilke imza atmak : Bir konuda hiç kimsenin veya kuruluşun yapmadığı bir işi gerçekleştirmek.

Temel : Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

Düşünce : Tasa, kaygı, sıkıntı. İlke, yönetici sav. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea.

İnanç : Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat. Birine duyulan güven, inanma duygusu. Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma. İnanılan şey, görüş, öğreti.

Umde : İlke.

Prensip : İlke.

Bilgi : İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Bilim. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf.

Unsur : Öge.

Bilimsel : Bilimle ilgili, bilime dayanan, ilmî.

Öge : Gerekçe, araç. Başka şeylerin kendisinden türediği ilk madde, ilke, unsur. Bir cümleyi oluşturan özne, yüklem, tümleç vb. birimlerden her biri. Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri, unsur, eleman. Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden her biri. Bir bütünü oluşturan, bütünden ayrıştırıldığında da kendi başına anlam taşıyan parça, unsur.

Davranış : Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.

Kuralı : Kurasını çekmiş, askere gitmeyi bekleyen (asker).

Diğer dillerde İlke anlamı nedir?

İngilizce'de İlke ne demek? : n. principle, basis, keynote, doctrine, canon, guideline, law, tenet

Fransızca'da İlke : principe [le], base [la]

Almanca'da İlke : n. Maxime, Prinzip

Rusça'da İlke : n. первооснова (F), принцип (M), начало (N)