İlkel nedir, İlkel ne demek

İlkel; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"İlkel" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Gayet ilkel bir dokuma tezgâhında harıl harıl çalışan iki işçi gördüm." - F. Otyam
  • "Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu." - M. And

Felsefi anlamı:

Zaman bakımından en eski olan, ilk olan. 2-Gelişmesinin başında bulunan; daha gelişmemiş olan.

(Estetikte) Yalın, salt bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan.

(Lat. primitivus < primus - ilk) :

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: belgisiz tümlev]

Bilimsel terim anlamı:

Kültürel evrimin alt basamaklarında bulunan, doğaya büyük ölçüde bağlı olan, geleneklerle göreneklerin oluşturduğu bir düzen içinde yaşamını sürdüren ve tarihöncesi insanınkine benzer kültürel ve toplumsal bir yapıda varlığını yönlendiren birey. bk. ilkel toplum.

İngilizce'de İlkel ne demek? İlkel ingilizcesi nedir?:

 

primitive, native, nonliterate, preliterate

Fransızca'da İlkel ne demek?:

primitif

Osmanlıca İlkel ne demek? İlkel Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

iptidâî

İlkel kısaca anlamı, tanımı:

İlkel kalmak : Gelişmemek, ilk durumunda kalmak.

İlkel memeliler : Bazı sınıflandırmalara göre memeliler sınıfının tek delikliler ile soyu tükenmiş olan bazı ilkel yapılı memelileri içine alan bir alt sınıfı.

İlkel toplum : Yazılı kültürü bulunmayan, sanayileşmemiş, şehirleşmemiş tarım toplumu.

İlke : Öge, unsur. Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Temel bilgi. Davranış kuralı.

İlkelce : İlkel. (ilke'lce) İlkel bir biçimde.

İlkeleşme : İlkeleşmek işi.

İlkelleşmek : İlkel bir duruma gelmek. İlkel bir durum almak.

İlkellik : İlkel olma durumu, iptidailik, primitiflik.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Gelişme : Olan biten şey. Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

 

İptidai : İlkel. İlkokul.

Primitif : İlkel.

Sanat : Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım. Zanaat.

Yalın : Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı). Çıplak, kınından çıkmış. Alev.

Nitelik : Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite.

Basit : Süssüz, gösterişsiz. Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan. Kolay. Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı. Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz.

Karmaşık : Anlaşılması güç olan (durum), sofistike. Ögelerinin veya gerekli işlemlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan, komplike. İçinde aynı cinsten birçok öge bulunan, birbirine az çok aykırı birçok şeyden oluşan, mudil. Çözeltide kendisini oluşturan parçalara iki yönlü olarak ayrışan (iyon veya birleşik), kompleks. Üstün teknolojisi olan, sofistike.

Eğitimsiz : Eğitim görmemiş, eğitilmemiş.

Kültürsüz : Kültürü olmayan.

Görgüsüz : Görgüsü olmayan.

İlkel ile ilgili Cümleler

  • Vatansever, ahlaki ilkelerine bağlı kalır.
  • İlkel toplumlarda takas kullanılmıştır.
  • İlkel insanların modern insanlardan daha büyük beyni vardı.
  • İlkelerine göre yaşamalısın.
  • Bu bizim ilkelerimizi ihlal eder.
  • İlkelerine göre hareket etmelisin.
  • İlkelerime göre hareket edeceğim fakat sohbet edecek arkadaşlara ihtiyacım var.
  • Ne olursa olsun sonuna kadar ilkelerime bağlı kalacağım.
  • Ne olursa olsun acı sona kadar ilkelerime bağlı kalacağım.
  • İlkel hesap makineleri, bilgisayarlar geliştirilmeden uzun zaman önce vardı.
  • Vatansever, onun ahlak ilkelerine çakılıp kalır.
  • Bu programın genel ilkeleri bugün hâlâ geçerlidir.
  • Vatansever, onun ahlak ilkelerine sıkıca tutunur.
  • İlkelerine uyarak yaşamalısın.

Diğer dillerde İlkel anlamı nedir?

İngilizce'de İlkel ne demek? : adj. primitive, primordial, crude, elementary, embryonic, primal, primeval, rude, rudimental, rudimentary

pref. proto

Fransızca'da İlkel : primitif/ive, primaire, originel/le, rudimentaire

Almanca'da İlkel : adj. älteste, primitiv

Rusça'da İlkel : n. первобытность (F)

adj. первоначальный, первобытный, примитивный, первозданный, простой, элементарный