İyi nedir, İyi ne demek

İyi; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"İyi" ile ilgili cümleler

  • "Bunun çocukları iyi çıktıkları için ölünceye kadar babalarına bakmışlar." - M. Ş. Esendal
  • "Bu yün, hırka için iyidir."
  • "İyi ve sıhhatli olduğumu bildirebilirsiniz." - N. F. Kısakürek
  • "İyi haber."
  • "İyi yağmur yağdı."
  • "Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum." - F. R. Atay
  • "İyisi bu işe karışmamaktır."
  • "İyi bir cevap."

Yerel Türkçe anlamı:

İyi (bk. iy, eylik)

Felsefi anlamı:

(Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli.

Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olan iyidir." (yararcılık) ya da "Haz veren iyidir." (hazcılık) görüşleri.

 

Ahlakın ve ahlak felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlakça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlak felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlak yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği.

Sosyoloji'deki anlamı:

Belli bir insan gereksinmesini karşılayan, insan çıkar ve dileklerine uygun düşen, genellikle topluma, bir sınıfa ya da başka bir toplumsal kümeye, bir kişiye yararlar sağlayan özdeksel ya da tinsel bir olgunun niteliği.

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: yiyi]

İngilizce'de İyi ne demek? İyi ingilizcesi nedir?:

good, the good

İyi anlamı, tanımı:

İyi etmek : Uygun, yerinde bir davranışta bulunmak. iyileştirmek, hastalıktan kurtarmak. soymak, parasını, malını almak.

İyi gelmek : Uğurlu gelmek. yaramak. giyecek, üstüne olmak, uygun olmak.

İyi gitmek : Bir iş yolunda olmak. yakışmak.

İyi gözle bakmamak : Hakkında iyi düşünmemek.

İyi hoş : Bir görüşe karşıt bir düşünceyi söylerken kullanılan bir söz.

İyi insan sözünün üstüne gelir : "yokluğunda kendisinden söz edilen kimse, konuşmanın üzerine gelirse o iyi insandır, denilir" anlamında kullanılan bir söz.

 

İyi iş : Beğenilmeyen bir olay, bir durum karşısında şaşkınlığı anlatan bir söz.

İyi karşılamak : İlgi göstermek. kabul etmek, beğenmek, benimsemek.

İyi ki : Güzel bir rastlantı olarak, ne mutlu.

İyi olacak hastanın hekim ayağına gelir : "Tanrı kötü bir durumun iyiliğe dönmesini dilemişse bunu yapacak kimse işin üstüne gelir" anlamında kullanılan bir söz.

İyi olmak : Yerinde olmak. hastalıktan kurtulmak, iyileşmek. uygun gelmek.

İyi saatte olsunlar : Cinler, periler.

İyi söylemek : Övmek.

İyisi mi : Yapılacak olanın en doğrusu, en uygun olanı.

İyiye çekmek : Bir düşünce veya olayı olumlu yönüyle değerlendirmek.

İyi gün : Refah ve huzur içinde geçen zaman.

İyi hal : Bir kimsenin yaşayışında kötü ve sakıncalı bir durum olmama hâli, hüsnühâl.

İyi huylu : Sonu iyi, tehlikesiz (hastalık), iyicil.

İyi kalpli : Başkaları için hep iyilik düşünen, iyi yürekli.

İyi kötü : Şöyle böyle.

İyi niyet : Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe, hüsnüniyet.

İyi yürekli : İyi kalpli.

İyiden iyiye : Adamakıllı, çok iyi, gereği gibi.

İyisiyle kötüsüyle : Hayatta karşılaşılabilen iyi kötü bütün yönleriyle.

Kafası iyi : Sarhoş.

Pekiyi : Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan en yüksek başarı derecesi.

Bol : Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki. İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Aşırı : Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Gereğinden fazla, çok. Ötede, ötesinde. Gereğinden fazla olarak, çokça.

Uğurlu : Uğuru olan, iyilik getirdiğine inanılan, kutlu, tekin, kademli, meymenetli, mübarek.

Hayırlı : Uğurlu, iyi, güzel. Yararı, hayrı olan.

İyilik : İyi olma durumu, salah. Yarar veya elverişlilik, nimet. Sağlığı yerinde olma durumu, esenlik. Karşılık beklenilmeden yapılmış olan yardım, kayra, lütuf, kerem, ihsan, inayet.

Esen : Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

Sağlıklı : Sağlığı koruyan. Sağlık kurallarına uygun olan, hijyen, hijyenik. Sağlam, doğru, güvenilir, gerçek. Sağlık durumu iyi olan, sağlam, esen, sıhhatli.

Yerinde : Durumunda. İyi, yeterli. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde.

Uygun : Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

Doğru : İki nokta arasındaki en kısa çizgi. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. Gerçek, hakikat. Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

Yeterli : Bir görevi, işlevi yerine getirme gücü olan, etkisi olan. Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan. Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli.

İyi ile ilgili Cümleler

  • Çok çalışmak zorunda olmaman iyi.
  • İyi adamlar en son gelir.
  • Hasan'ın artık Tuğba ile çıkmadığını bilmek iyi.
  • İyi akşamlar!
  • Ah, kadın, dünyadaki en iyi büyücü sensin!
  • Dramatize etme. Her şey iyi.
  • Ali özel kuvvetlerin iyi eğitimli bir üyesidir.
  • Bu olanağı iyi kullanman gerekir.
  • Sen iyi bir sürücüsün.
  • İyi ağız hijenine sahip olmak önemlidir.

Diğer dillerde İyi anlamı nedir?

İngilizce'de İyi ne demek? : adj. good, fine, fair, well, all right, alright, great, okay, OK, sound, agreeable, comfortable, decent, well enough, gratifying, happy, just, kind

adv. well, fine, decently

n. B

Fransızca'da İyi : bon/ne, bien, beau/belle, convenable, fortuné, brave

Almanca'da İyi : adj. gut, gütig, tüchtig, korrekt, inhaltsvoll, schön, fein, mild, bieder

adv. wohl

Rusça'da İyi : n. хорошее (N)

adj. хороший, добрый, благотворный, милостивый, здоровый, уместный

adv. хорошо, ладно, славно, согласно, терпимо