İzin nedir, İzin ne demek

İzin; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"İzin" ile ilgili cümle

  • "Yıllık iznini kullanıyor."
  • "Ben dahi başka bir diyara gitmek için izin talep ederim." - A. Kabaklı

Yerel Türkçe anlamı:

Müsaade

Hukuki terim anlamı:

boşuğ.

Bilimsel terim anlamı:

Herhangi bir işin ya da tecim işleminin yapılabilmesi için devletçe kişiye ya da tecimsel kuruluşa verilen izin.

Yurda mal satma ya da yurttan mal çıkarma izni.

İngilizce'de İzin ne demek? İzin ingilizcesi nedir?:

permit, licence, patent

İzin hakkında bilgiler

İzin, başrolünü Yılmaz Güney'in yönetmenliğini ise Temel Gürsu'nun yaptığı 1975 yapımı Türk filmdir.

İzin ile ilgili Cümleler

  • Onun telefona cevap vermesine izin verme.
  • İzin istememiz gerektiğini sana söyledim.
  • İzin çıktı ama sen yine de teyit et. Onu ortaklaşa yapmanızı istiyorum.
  • İzin alabilir misin?
  • İzin almadan onun bisikletini kullandı.
  • İzin alabilir miyim?
  • Babam onunla evlenmeme izin vermeyecek.
  • Asla sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim.
  • Annemin izinden gidiyorum.
  • İzin almadan bu odaya girmemelisin.
  • Bana bir öneri yapmam için izin verir misin?
  • Burak partiye gitmesine izin vermediği için kızı Tuğba'dan özür diledi.
  • İzin için Tom'a sorsan iyi olur.
  • Ara sıra senden haber almama izin ver, verecek misin?
 

İzin anlamı, tanımı:

İzin almak : Bir şey yapmak için onay sağlamak.

İzin çıkmak : Bir şey yapmada serbest bırakılmak.

İzin istemek : Bir şeyi gerçekleştirmek amacı ile onay almaya kalkmak.

İzin koparmak : Güçlükle izin almak.

İzin vermek : İşine son vermek, hizmetinden çıkarmak. birini bir şey yapmada serbest bırakmak. birine bir iş yapması için müsaade etmek.

İzne çıkmak : Bir iş yerinde üst makamların onayıyla belli bir süre için görevinden ayrılmak.

İzninizle : "izniniz olursa, müsaade ederseniz" anlamında kullanılan bir söz.

İzinname : Bir nikâhın kıyılması için kadı tarafından verilen izin kâğıdı. Bırakma veya çıkarma kâğıdı.

Arama izni : Yasa dışı ilişkilerle ilgili olarak delil toplamak, zanlı veya suçlu kişileri yakalamak için mahkemece güvenlik güçlerine verilen resmî izin.

Çalışma izni : Bir konuda iş yapmak için resmî kuruluşlardan alınan izin, çalışma ruhsatı.

Doğum izni : Çalışan kadınlara doğum öncesi başlayıp doğumdan sonraki belli bir süreye kadar verilen yasal izin.

Oturma izni : Yabancı bir ülkede çalışan veya ticaret yapan kimselere o ülkenin resmî makamlarınca belli bir bölgede oturmak üzere verilen izin. Resmî makamlarca belli bir bölgede oturmak üzere verilen izin.

Süt izni : Çalışan kadına doğum yaptıktan sonra bebeğini emzirebilmesi için gün içinde kanunen verilen izin.

İzinden yürümek : Birine içten bağlanarak onun başladığı işi aynı anlayışla sürdürmek.

İzine basmak : Gözden uzaklaştırmayarak ne yaptığını gözetlemek.

 

İzine dönmek : Bir karar veya yargıdan geri dönmek, bir karardan vazgeçmek, rücu etmek.

İzine düşmek : Av hayvanlarının, gittiği yolu izleyerek arkalarından gitmek.

İzine uymak : Düşünce ve davranışlarını benimsemek.

İzini düşürmek : İz düşümünü çıkarmak.

İzini kaybetmek : Bir kimse hakkında bilgi alamamak.

İzinli : İzin alarak belli bir süre için bir yerden ayrılmış, mezun. İzin alınan. İzin verilmiş. Yetkilendirilmiş.

İzinli çıkmak : İzin alarak belli bir süre için bir yerden ayrılmak.

İzinli saymak : Bir işte ayrı tutmak. izin vermek.

İzinsiz : Ceza olarak hafta sonu veya tatil günü çıkmasına izin verilmeyen (asker veya yatılı öğrenci). İzin almadan. Bu cezanın adı.

İzinsizlik : İzinsiz olma durumu.

At izi it izine karışmak : İyiyi kötüden ayıramayacak kadar bir karışıklık ortaya çıkmak.

İt izi at izine karışmak : At izi it izine karışmak.

Karda yürüyüp izini belli etmemek : Kimsenin sezemeyeceği biçimde gizli iş çevirmek.

Yapmak : Bir durum yaratmak. Evlendirmek. Onarmak, tamir etmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Edinmek, sahip olmak. Davranmak, hareket etmek. Yol almak. Gerçekleştirmek. Olmasına yol açmak. Üretmek. Salgılamak, çıkarmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Dışkı çıkarmak. Olmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek.

Özgürlük : Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî. Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet.

Müsaade : İzin, icazet, ruhsat.

Ruhsat : İzin belgesi, ruhsatname. İzin, müsaade.

İcazet : İzin. Onay, onaylama. Diploma.

Mezuniyet : İzinli olma durumu. Yetki. Okulu bitirme.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Başrol : Bir işte önemli, etkili olma durumu. Tiyatro veya sinemada en önemli rol.

Diğer dillerde İzin anlamı nedir?

İngilizce'de İzin ne demek? : n. permission, authorization, permit, allowance, toleration, consent, leave, day off, vacation, holiday, concession, excuse, furlough, green light, imprimatur, liberty, pass, sanction, vac

Fransızca'da İzin : permission [la], autorisation [la], agrément [le], assentiment [le], congé [le], licence [la], renvoi [le]

Almanca'da İzin : n. Berechtigung, Erlaubnis, Genehmigung, Lizenz, Urlaub, Zulassung

Rusça'da İzin : n. разрешение (N), позволение (N), допуск (M), допущение (N), авторизация (F), отпуск (M), отгул (M), соизволение (N)