Justified türkçesi Justified nedir

  • Haklı.
  • Hakkını korumuş.
  • Muhik.
  • Yaslanmış.
  • Doğrulanmış.
  • Savunmuş.
  • İki yana yaslı.
  • İki yana yasla.
  • İki yandan.
  • İki yana.
  • Gerekçeli.
  • Yazı satırlarını tam olacak dolduracak şekilde yapılan (kelimeler veya harfler hakkında).
  • Dayalı.
  • Desteklemiş.

Justified ile ilgili cümleler

English: This is justified.
Turkish: Bu haklı.

English: Your anger is completely justified.
Turkish: Öfken tamamen haklı.

Justified ingilizcede ne demek, Justified nerede nasıl kullanılır?

Be justified : Haklı çıkmak.

Left justified : Sol yaslı. Sola yanaşık. Solda yaslı.

Morally justified : Temiz ahlaklı.

Right justified : Sağa yanaştırılmış. Sağa yaslı. Sağa yanaşık.

Unjustified : Haksız. Yetkisiz. Gerekçesiz. Gayri meşru.

Justifiers : Hak veren kimse. Onaylayan kimse. Haklı çıkaran kimse. Haklı çıkarıcı.

Justifiable homicide : Yasal kabul edilen adam öldürme (meşru müdafaa veya bir suçu önlemek için tek yol olan durumlarda olduğu gibi). Haklı adam öldürme. (nefsi müdafaa veya görev sırasında) gerçekleştirilen haklı veya yasal adam öldürme.

Justifiable : Haklı görülebilir. Makbul mazerete dayanan. Haklı çıkarılabilir. Doğruluğu ispat edilebilir. Mazur görülebilir. Hak verilebilir. Hukuka aykırılık oluşturmayan. Gerekçeli. Hukuka uygun. Savunulabilir.

 

Unjustified arrest : Kabul edilebilir bir sebebe dayanmayan tutuklama. Haksız tutuklama.

Justifies : Ayarlamak. Doğrulamak. Haklı göstermek. Aklamak. Haklı çıkarmak. Hak vermek. Satır uzunluğunu ayarlamak. Düzeltmek. Savunmak.

İngilizce Justified Türkçe anlamı, Justified eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Justified ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Righted : Sağ. Telafi etmek. Düzelmek. Düzeltmek. Hak. Haklı çıkarmak. Çeki düzen vermek. Derleyip toplamak. İtibarını iade etmek.

Righteous : Hakşinas. Hakkaniyetli. Adil. Doğrucu. Erdemli. Dürüst. Doğru. Hak tanır.

De jure : Yasal olarak. Hükmen. Hukuki. Haklı olarak. Yasaya göre. Meşru olarak. Hukuken. Yasal.

Authenticated : Kimlik doğrulaması yapıldı. Tasdikli. Onaylı. Onaylanmış. Denetlenmiş. Kimliği doğrulandı. Teyit edilmiş. İspatlanmış. Doğruluğu ispatlanmış. Kimliği doğrulanmış.

Righter : Dik açılı. Dürüst. Düzenli. Dik (açı). Sağ. Doğru. En uygun. Düz. Gerçek.

Shared : Birlikte. Ortak. Müşterek olarak sahip olunmuş (iki veya daha fazla insan, vb. tarafından). Müşterek. Paylaşılmış. Paylaşımlı. Bölüştürülmüş (iki veya daha fazla insan, grup, vb. arasında). Paylaştırılmış. Paylaşılan. Dağıtılmış.

Affirmed : Kabul edilen. Doğru olduğunu açıklamak. Onaylanan. Doğrulanan.

Valid : Yerinde. Yürürlükte. Cari. Varid. Geçer. Temel alınan ölçütle bağlılaşma oranı yüksek olduğu için ölçmesi gereken özelliği ya da özellikleri gerçekten ölçebilme durumunda olan (test). Sağlam. Yasal. Kanuni. Mantıklı.

Motivated : Nedenli. Motive. Hareket ettirmek. Hareketlendirilmiş. Harekete geçirilmiş. Motive etmek.

 

Eligible : Uygun. Muvafık. Geçerli. Seçkin. İntihap edilebilir. Nitelikli. Bekar. Uygun şartlara sahip.

Justified synonyms : against, attested, bottomed on, reliant, based, ascertained, field verified, substantiated, recumbent, reasonable, justifiable, cogent, justify align, right, eligibles, rightest, dejure, rightful, verified, confirmed, even, legitimate, impartial.

Justified zıt anlamlı kelimeler, Justified kelime anlamı

Uneven : Düzensiz. Kararsız. Düz olmayan. Kaba. İnişli çıkışlı. İnişli yokuşlu. Engebeli. Eğri. Eğri büğrü. Yamuk.