Köke nedir, Köke ne demek

Köke; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Su içinde çökerek taş haline gelmiş kireç ya da kum.

Silisli, kumlu taş.

[Bakınız: köfeke].

Çok sert, yeşile yakın renkteki toprak tabakası.

Toprak tencere, güveç.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Denizli ili, Acıpayam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Isparta ili, Gelendost ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Köke ile ilgili Cümleler

  • Biz "Türlerin Kökeni" ile Darwin'in adını bağdaştırırız.
  • Rusça'da yabancı kökenli isimler genellikle bütünleşmeye dayanamaz.
  • Ruslar köle kökenli insanlardır.
  • Rusça, Lehçe, Çekçe ve Bulgarca gibi dillerin ortak Slav kökenleri vardır.
  • Chuck'cım sevgili karının kökeni nereden?
  • Mutasyonların kökeni kirletilmiş su tüketiminde gibi görünüyor.
  • Bu kelime Latince kökenli.
  • Bu Fransızca kökenli bir sözcük.
  • Kökeni ne olursa olsun, Sevgililer Günü'nün uzun ve romantik bir öyküsü vardır.
  • Etkin kökenin ne? Zamboangueño!
  • Mariah'nın babası bir Afrika kökenli-Venezuelalıydı.
  • Kökenini unutma!

Köke ile ilgili Atasözü veya Deyim

kavun kökeninde büyür : “çocuk ana baba ocağında, herhangi bir kişi doğup büyüdüğü çevrede yetişir, gelişir” anlamında kullanılan bir söz.

Köke tanımı, anlamı

 

Düzme köken adı : Bir malda, çıktığı yerden başka yeri köken adı olarak kullanma

Düzme köken imleri : Çok iyi tanınmış köken imlerinin benzeri (Aynı adı bir bölgeye vererek düzme köken imi yaratılabilir).

Eksiltilmiş köke tümler : Verilen sayının her bir sayamağının, o basamağın kökünden bir eksik sayıdan çıkarılması sonucunda elde edilen bir tümler.

Halk köken bilimi : (halk etimolojisi) Bir dil için anlamı bilinmeyen veya unutulmuş olan bir kelimenin yakıştırma yoluyla ses ve anlam bakımından dilin kendi kelimelerinden birine benzetilerek yerlileştirilmesi: temr-i hindi («Hint hurması», tamarindus)’nin demir hindi’ye, İt. palla e meza «bir top adı»’nın balyemez’e, hortansia’nın ortanca «bir çiçek adı»’ya, Tekfurdağı’nın Tekirdağ’a Erm. Sub-Mari «azize, Meryem»’nin Sürmeli’ye, Galandos’un «Eğirdir Gölü yakınında bir yer» Gelendost’a, taht-ı kal’a’nın Tahtakale’ye, Kartelia «Silifke ile İçel arasında bir yer»’nın Konya «kon ya! konsan ya»’ya Fr. démocrate’tan gelen demokrat’ın demirkırat’a Moğ. Karavul’un karakol (<kara-kol)’a, Gordion «Polatlı yakınında Frikya devletinin başkenti»’un Kördüğüm’e, (Anatolia’nın Anadolu (<Ana+dolu)’ya dönüştürülmesi gibi. bk. Köken bilimi.

 

Hayvan kökenli yemler : Hayvan kadavrasının, hayvan organlarının, hayvan ürünlerinin özel biçimde işlenip kurutulup öğütülmesinden elde edilen et unu, et kemik unu, kan unu, mezbaha, su ürünleri, süt sanayi kalıntıları unları ve benzerleri yemler.

Kopyalama kökeni : Hem bakteri DNA'sında hem de plâzmitte bulunan DNA sentezinin başladığı, ori olarak gösterilen nükleotit dizisi. Replikasyon orijini.

Kökeç : El ve ayak parmakları olmayan (adam).

Kökegün : Hlk. Gök sinek, böğelek.

Kökel : Kök-el.

Kökelma : İri ve yeşil renkli bir çeşit elma.

Kökelmek : Tavlanmak, semizleşmek. Semizlemek.

Kökem : Bağlam, top, tutam. Kök.

Köken adı : Bir yandan coğrafya ortamına, öte yandan yersel, geleneksel ve belirli üretim koşullarına bağlı olarak özel bir nitelik gösteren, belirli bir yerde üretilen ya da yapılan malı belirtmek amacıyla kullanılan ve herkesçe bilinen ad (Amasya elması, Ankara armudu, Kandıra keteni gibi, elma, armut ve keten için kullanılan adlar).

Köken adını zorla alan : Bir yerde üretilmeyen ya da yapılmayan bir malın üzerine, ünlü olan o yerin adını koyan (Amasya'da üretilmeyen elmaya bu adı vererek genel satağa (piyasaya) sürme, Yunanlıların Kütahya çinileri diye satış yapmak amacıyla Kutahia demeleri gibi).

Köken adının saptanması : Hangi mal için hangi adların köken adı olacağının belli edilmesi.

Köken adının zoralımı : Köken adının ilgisi bulunmayan kişilerce kullanılması.

Köken atmak : Sebze fideleri dal budak salmak.

Köken gösterme görevi : Markaların, malın hangi yerde üretildiğini ya da yapıldığını gösterme görevi.

Köken imi : Malın üzerinde yer alan ve kökenini gösteren işaret.

Köken kuralı : Uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş ilkelerden hareketle geliştirilmiş ve bir ülke tarafından eşyanın kökenini saptamak amacıyla kullanılan o ülke mevzuatındaki belirli hükümler.

Köken ölü : Gelişmemiş, bozuk, köksüz (meyve ya da sebze).

Köken ülke : Markanın ya da bulgunun kütüğe yazıldığı asıl ülke. Bir yapıtın ilk kez yayımlandığı ya da halka açıklandığı Bern Birliğine katılmış ülke.

Köken ülke belgesi : Marka ya da bulgunun asıl ve ilkin kütüğe yazıldığı ülkece, bu durumu belirtmek üzere ilgiliye verilen belge.

Köken ülkesi : Bir malın üretildiği ülke.

Köken ve sağlık belgesi : Dışsatımı yapılacak bitki veya bitkisel ürünlerde hastalık, zararlı maddeler ve ilaç kalıntılarının bulunmadığını gösteren, ilgili kurul veya resmi yetkelerce verilen belge.

Köken yeri belgesi : Bk: köken belgesi.

Kökenlemek : Fidan ya da asma çubuğu dikmek.

Kökenlik : Sebzelik.

Köker : Selin getirdiği su üstündeki odunları toplamak için kullanılan bir çeşit ağ. Köklü soydan gelen kimse.

Kökere : Köy evlerine bitişik iki, üç dönümlük boş tarla.

Kökerek : Büyük, gösterişli.

Kökey : Toprak tencere, çömlek.

Kökez : Adana kenti, Aladağ ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Bolu ilinde, Kıbrıscık ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Burdur ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya şehrinde, Kurthasanlı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Uşak ilinde, Sivaslı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Kökezimek : Bitki ya da ağaç çürümeye başlamak. Yorulmak. Tökezlemek, düşecek gibi olmak.

Ortalamalar kökeni : Yatay ve düşey eksenlerin ortalamada kesiştiği bir eksenler dizgesinde başlangıç noktası.

Ruhsal kökenli beden hastalıkları : Ülser, astım ve şeker hastalığı gibi çoğu zaman ruhsal nedenlerle gelişen ve beden yapısı ya da görevlerinde çöküntülere sebep olan hastalıklar.

Sahte kökenli eşya : Gümrük Kanununa göre gerek üzerlerinde, gerek iç ve dış ambalajlannda üretildiği köken ülkesinden başka bir ülke kökenli olduğu izlenimini veren ad veya işaret taşıyan eşya.

Sıfır kökeni : Yatay ve düşey eksenlerin sıfır noktasında kesiştiği bir eksenler dizgesinde başlangıç noktası.

Sinir kökenli atrofi : Sinirsel uyarımların azalması nedeniyle hücrelerin hacminin azalması sonucu, organ veya dokunun küçülmesi, denervasyon atrofisi, nörojenik atrofi, nöropatik atrofi.

Sinir kökenli şok : Beyin travması, omurilik zedelenmesi, beyin hasarı, spinal veya derin genel anestezi gibi nedenlerden dolayı damar tonusunun kaybolması sonucu çevresel damarlarda kanın göllenmesinden kaynaklanan akut kan dolaşımı yetmezliği, nörojenik şok.

Taşa köke sarmak : İşi sarpa sarmak, çıkmaza girmek.

Yapıtın köken ülkesi : Yayımlanmış olan yapıtlarda, yayımın ilk olarak yapıldığı ülke; aynı anda yayım halinde en kısa koruma süresi tanınan ülke; yayımlanmamış olanlarda ise yapıt iyesinin ülkesi.

Köken : Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.

Köken belgesi : Bir malın hangi ülkeden getirildiğini gösteren belge, menşe şehadetnamesi.

Köken bilgisi : Kelimenin kökeniyle ilgili açıklamalar.

Köken bilimci : Köken bilimi ile uğraşan dil bilimci, etimolog.

Köken bilimi : Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı, etimoloji.

Köken bilimsel : Köken bilimi ile ilgili, etimolojik.

Kökenlenme : Kökenlenmek işi.

Kökenlenmek : Kökeni olmak, kökene sahip bulunmak.

Kökenli : Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.

Kökensel : Kökenle ilgili olan.

Kökensiz : Kökeni olmayan.

Kökertme : Kökertmek işi.

Kökertmek : Köklemek. Fide, sebze veya asma çubuğunun ufaklarını köküyle çıkararak başka yere dikmek.

Diğer dillerde Kökçe anlamı nedir?

İngilizce'de Kökçe ne demek ? : radical