Köklenmek nedir, Köklenmek ne demek

"Köklenmek" ile ilgili cümleler

  • "Türklük ülküsünün biraz daha köklendiğini, büyüdüğünü, yeşerdiğini duyarız." - O. S. Orhon

Köklenmek anlamı, tanımı:

Köklenme : Köklenmek işi.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Oluşmak : Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, teşekkül etmek, tekevvün etmek.

Salmak : Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek. Sürmek. Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek. Saldırmak. Gemi demir üzerinde dört yana dönmek. Yollamak, göndermek. Sarkıtmak. Uğratmak. Vergi yüklemek. Koymak, katmak. Üzerine yürütmek.

Tutmak : Başlamak. Sunmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Bırakmamak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Sürmek, zaman almak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Kullanmak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. İzlemek. Hedef olarak almak. İşgal etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir kimsenin yerini almak. Yaklaştırmak. Ulaşmak, varmak. Bir şey düşünmek. Avlamak. İş görebilmek. Alacağa veya vereceğe saymak. Beklenen sonucu vermek. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bağlamak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Ele geçirmek, yakalamak. Hizmetine almak veya kiralamak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Denetimi ve yetkisi altına almak. Kaplamak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Sarmak, bürümek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Elde bulundurmak, ele almak. Benimsemek, beğenmek. Uğramak. Kapatmak, sarmak. Varsaymak, farz etmek.

 

Köklü : Kökü olan. Soylu, soyu sopu belli, iyi tanınan. Kökleşmiş, iyi yerleşmiş, kalıcı olan, esaslı.

Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler.

Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

 

Temelli : (te'melli) Sürekli olarak. Herhangi bir nitelikte temeli olan. Büsbütün, tamamen. Geçici olmayan, sürekli, kalıcı, devamlı, daimî.

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Tek. Sadece. Beraber. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.

Yerleşmek : Rahat bir biçimde oturmak. Eşyayı yerli yerine koymak. Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak. Alışılmak, kullanılır olmak. Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak. Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak. Yer bulup oturmak. Yaygın duruma gelmek, tutunmak. Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak.

Diğer dillerde Köklenmek anlamı nedir?

İngilizce'de Köklenmek ne demek? : to take root, to root

Rusça'da Köklenmek : v. укореняться