Külü nedir, Külü ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hindi.

[Bakınız: kuli].

Kaz.

Bir çeşit oyunda kullanılan yumurta biçiminde taş.

Külü ile ilgili Cümleler

  • Herkese komşuyum ve komşu komşunun külüne muhtaçtır.
  • Yenisiyle karşılaştırıldığında benim arabam külüstür gözüküyor.
  • Bu araba bir külüstürdür.
  • Kainatın bekçisi, evrenin yüce efendisi, abuk sabuk ritüeller, birbirinin götünü yalamalar, birbirini pohpohlamalar rotary, lions külüpleriniz falan, mesela zenginliğin hep sizin olması falan bunlar hoş şeyler değil mi?
  • Tam benim yeni spor arabamın arkasında park edilmiş eski bir külüstür vardı.

Külü ile ilgili Atasözü veya Deyim

komşu komşunun külüne (veya tütününe) muhtaçtır : “komşular en küçük şey için bile birbirlerine muhtaçtırlar” anlamında kullanılan bir söz.

külünü savurmak : bir şeyi bütünüyle bitirip yok etmek.

Külü kısaca anlamı, tanımı

Külüboy : Sıpa

Külüçe : Külde pişirilen çörek.

Külüfan olmak : Paramparça, tuzbuz olmak.

Külük : Boynuzlu olması gerektiği halde, boynuzsuz ya da kısa ve kırık boynuzlu olan hayvan. Eşek. Kuluçka. [Bakınız: kölük]. Boynuzlu keçi. Külde pişirilen yağlı yufka ekmeği. Taşçı çekici, balyoz. Sarı benizli, cılız, kavruk çocuk. Çok ağır: Şu sepet külük gibi. Ocağın önünde kül toplanan yer. Zamk. Sıcak külde pişirilen kalın ekmek. Külbastı. [Bakınız: külünk].

 

Külük koyunu : Kuyruğu yuvarlak koyun.

Külüklemek : Miskinleşmek, uyuşuklaşmak: Ahmet külüklemiş.

Külül : [Bakınız: külür]. Burçak bitkisi ve tanesi. Bezelye.

Külülmek : Çentilmek, aşınmak, kütleşmek, körlenmek.

Külülük : Et ve bulgurdan yapılan bir çeşit ekşili köfte.

Külümbe : Kalın saç ekmeği, bazlama.

Külümek : El ve ayaklarını bağlamak.

Külümpeli : Tortulu, koyuca: Külümpeli bir ayran yap içelim.

Külün : At ve eşek yavrusu. Oyuk. Büyük kap: Külünlerimiz var. Sandıh sandıh külüne ahtarıyıh.

Külünç olmak : Tavuk tüyünü dökmek.

Külünçe : Zararlı hayvanlara verilen bir çeşit zehir. Saç ya da taş üzerinde pişirilen bazlama gibi ufak ekmek. Mısır unundan yapılan ekmek. Ölünün arkasından yapılan yağlı, soğanlı ekmek. Şanlıurfa ili, Yardımcı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Külüng : Çabuk, tez (at için).

Külünkülemek : Miskinleşmek, uyuşuklaşmak.

Külünü havaya savurmak : Yok etmek, onmaz duruma getirmek: O kadar azıtmasın, adamın külünü havaya savururlar.

Külüp : Damlara konulan kol kalınlığında ağaçlar.

Külür : Külde, tepside, saçta pişen, mayasız çörek, mısır ekmeği. Saç ya da taş üzerinde pişirilen bazlama gibi ufak ekmek. Simit biçiminde adak ekmeği: Hastalıktan kurtulursam külür yapıp dağıtacağım. Lokma. Çocuklara yapılan çörek. Tanesiz mısır koçanı. Taneli mısır koçanı: Külürleri güneşe ser kurusun. Hayvanlara yedirilen taneli ot. Bezelye. Mısır unundan yapılan ekmek. Çocuklar için yapılan halka biçiminde ekmek. [Bakınız: külünçe]. [Bakınız: külçe].

Külüşefteli : Açık kırmızı renk (edik, potin, ayakkabı vb.).

 

Külüz : Düşkün, şaşkın (insan ya da hayvan için).

Pekmez külü : Üzüm şırasını kestirmekte kullanılan ceviz ağacı külü.

Soda külü : Endüstride çok kullanılan %99 saflıktaki susuz sodyum karbonat.

Yanardağ külü : Yanardağların "kızgın bulut" püskürmeleri sırasında göğe fırlatılan, sonra yavaş yavaş yere çökerek az çok kalın yığınlar durumunda biriken külrengi ya da kırmızımtrak özdekler.

Külünk : Taşları, kayaları parçalamakta kullanılan sivri kazma.

Külüstür : Yıpranmış, eski, bakımsız.

Külüstürlük : Külüstür olma durumu.

Yosun külü : Yosunların yakılmasından elde edilen, cam ve sabun sanayisinde kullanılan, soda ve iyot üretiminde değerlendirilen deniz yosunu ürünü.

Diğer dillerde Kültürsücülük anlamı nedir?

Fransızca'da Kültürsücülük nedir ? : cultisme