Kın kanat nedir, Kın kanat ne demek

Kın kanat; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Kın kanatlı böceklerin gövdeyi korumakla görevli ve çok sert yapıda birinci çift kanadı

Biyoloji'deki anlamı:

Kın kanatlılarda (Coleoptera) kitinleşmiş kanatlar. Elitra.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Kitinleşmiş kanat yapısı.

İngilizce'de Kın kanat ne demek? Kın kanat ingilizcesi nedir?:

elytron, elytra

Kın kanat anlamı, tanımı:

Kanat : Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol. Angıç. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü. Yan, taraf. Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah. Balıklarda yüzgeç. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı.

Kın kanatlılar : Böcekler sınıfından, boynuzsu bir kın biçiminde olan birinci çift kanatları uçmakta kullanan öteki iki kanadı örten, ağız parçaları çiğnemeye, parçalamaya elverişli, bütünüyle başkalaşma gösteren bir takım.

Kanatlı : Kanadı olan.

Böcekler : Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.

 

Gövde : Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Bir şeyin asıl bölümü. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü.

Korumak : Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Karşılamak, denk gelmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.

Sert : Hırçın, öfkeli, hiddetli. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Güçlü kuvvetli. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Titizlikle uygulanan, sıkı.

 

Birinci : Ulaşım araçlarında mevki, sınıf. Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse.