Kıraathane nedir, Kıraathane ne demek

Kıraathane; kökeni arapça, farsça dillerine dayanır.

  • Kahve, kahvehane
  • Müşterilerinin okumaları için gazete, dergi ve kitap bulunduran geniş, temiz ve iyi döşenmiş kahvehane.

"Kıraathane" ile ilgili cümle

  • "Burasını otel mi zannettin, kıraathane mi?" - S. F. Abasıyanık

Kıraathane hakkında bilgiler

Kıraathane, (Osmanlıca: قرائت خانه, kırâathâne) kırâat (قرائت) Arapça'da "okuma" anlamına gelir. hâne (خانه) ise yer (ev), mekân demektir. Bu iki sözcüğün bileşimi olan bu bileşik sözcük "okuma yeri" anlamına gelir. Çay, kahve içilerek gazete, dergi, kitapların okunduğu yerlere verilen bu isim günümüz Türkiye'sinde kahvehane anlamında kullanılmaktadır.

Kahvehane

Kıraathane anlamı, tanımı:

Kahve : Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica). Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer, kahvehane, kıraathane. Bu tozla hazırlanan içecek. Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz. Bu ağacın meyvesinin çekirdeği.

Kahvehane : Kahve.

Gazete : Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın. Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer.

 

Dergi : Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, bülten, mecmua.

Kitap : Kutsal kitap. Herhangi bir konuda yazılmış eser. Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü.

Kıraat : Kur'an'ı belli kural ve işaretlere göre okuma. Okuma.

Kıraathaneci : Kıraathane işleten kimse.

Kıraathanecilik : Kıraathanecinin yaptığı iş.

Müşteri : Jüpiter. Alıcı. Hizmet, mal vb. alan ve karşılığında ücret ödeyen kimse.

Okuma : Okumak işi, kıraat.

Geniş : Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro.

Arapça : Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi. Bu dille yazılmış olan.

Hane : Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz. Basamak. Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri. Ev halkı. Ev, konut. Birleşik kelimelerde "bina, yapı, yer, makam" anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz.

Demek : Düşünmek. Bir işe kalkışmak, yeltenmek. Herhangi bir ses çıkarmak. bir şey anlamına gelmek. Erişmek. inanılmayan, beklenmeyen durumlarda kullanılan pekiştirme veya şaşma sözü. Herhangi bir kanıya, yargıya varmak. Oranlamak. Ummak. yani, anlaşılan. Bir dilde karşılığı olmak. öyle mi. Saymak, kabul etmek. Söylemek, söz söylemek. Ad vermek.

Sözcü : Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse.

Diğer dillerde Kıraathane anlamı nedir?

İngilizce'de Kıraathane ne demek? : coffee house

Almanca'da Kıraathane : das Café