Kıvrak nedir, Kıvrak ne demek

Kıvrak; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Kıvrak" ile ilgili cümleler

  • "Lastik ayakkabılarının üstünde kıvrak ve çevikti." - H. Taner
  • "Kıvrak bir zekâsı var. Kıvrak bir anlatım."

Yerel Türkçe anlamı:

Sıkı, kuvvetli : Kilimin bağını kıvrak bağla düşmesin.

Dayanıksız, direşmez : Kıvraklar sözünde durmazlar.

El tezgâhında temiz ve kıvrılmış iplikten dokunmuş bez.

Fazla bükülmüş (ip ve benzeri için): Bu ip çok kıvrak bükülmüş.

Tez, ivedi.

Kadınların başlarına örttükleri kenarları saçaklı ipekli örtü, poşu. 4.bk.kıvratma.

Çevik, tetik, çalışkan.

Kadınların başa örttükleri ince tülbent, gelinlerin yüzüne örtülen kırmızı, yeşil renkli, pullu tül ya da krep.

Çok bükülmüş nesne (iplik, tel ve benzeri için).

Kısa pantalon.

Uzun etek.

Kısa kadın eteği.

Yerli dokuması, kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi, ferace.

Çevik.

Aceleci.

Güzel, şık, yakışıklı, hoşça.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kadınların giysilerinin üzerine giyindikleri vücut hatlarını örten giyecek. (*Kırkağaç -Manisa)

 

Diğer sözlük anlamları:

İnce kadın baş örtüsü.

Kıvrık

Fransızca'da Kıvrak ne demek?:

souple

Kıvrak hakkında bilgiler

Kıvrak (Azerice: Qıvraq ), Azerbaycan'da, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nde kasaba. Kengerli Rayonu'nun idarî merkezidir. 2004'de kasaba statüsü almıştır. 2008 sayımına göre nüfusu 4.500 kişidir.

Kıvrak ile ilgili Cümleler

  • Ali kıvrak zekalı, değil mi?
  • O, kıvrak zekalı bir adamdır.

Kıvrak tanımı, anlamı:

Kıvrak kıvrak : Kıvrak olarak, kıvrakça.

Kıvrakça : Kıvrak bir biçimde.

Kıvraklaşma : Kıvraklaşmak işi.

Kıvraklaşmak : Kıvrak duruma gelmek.

Kıvraklık : Kıvrakça davranış. Kıvrak olma durumu.

Canlı : Güçlü, etkili. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Canı olan, diri, yaşayan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik.

Hareketli : Hareketi olan, yer değiştirebilen, devingen, müteharrik, mobilize. Canlı, kıpırdak.

Akıcı : Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis. Akma özelliği olan.

İşlek : Çok işleyen, canlı, hareketli. Özenmeden, çabuk yazıldığı hâlde okunaklı ve güzel olan (yazı).

Aceleci : Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.

Yakışıklı : Güzel, gösterişli (erkek).

İnce : Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Hafif, gücü az. Ayrıntılı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Zayıf. Tiz (ses), pes karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.

 

Özerk : Bir üst organa bağlı olmakla beraber ayrı bir yasayla kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.), muhtar, otonom.

Atik : Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı. Atılmış, atılan.

Güzel : Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. İyi, hoş. Görgü kurallarına uygun olan. Pek iyi, doğru. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Güzel kız veya kadın. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Sakin, hoş (hava). Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. Adamakıllı, şiddetli. Güzellik kraliçesi.

Şık : Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla. Çok bulunan, çok rastlanan. Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı. Aralıksız olarak, aralarında az aralık bırakarak.

Tülbent : Bu bezden yapılmış başörtüsü. İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

İpekli : İpekten yapılmış veya içinde ipek bulunan (kumaş).

Kıvrak buğday : İlkbaharda ekilip, sonbahar ekimi ile beraber yetişen buğday.

Kıvrak darı : İnce taneli, çok patlayan bir çeşit mısır.

Kıvrak gömlek : Çok bükülmüş iplikten dokunmuş dayanıklı kumaştan yapılan gömlek.

Kıvrak olmak : Çabuk olmak : Zeki, kıvrak kıvrak buraya gel.

Diğer dillerde Kıvrak anlamı nedir?

İngilizce'de Kıvrak ne demek? : adj. agile, supple, quick, active, limber, lissom, lissome, lithe, strong, tripping

Fransızca'da Kıvrak : leste, agile, svelte; délié/e, déluré/e; graciux/euse; félin/e, guilleret/te

Almanca'da Kıvrak : adj. fesch, gewandt

Rusça'da Kıvrak : adj. бойкий, шустрый, проворный, завитой

adv. бойко