Kalabalık nedir, Kalabalık ne demek

"Kalabalık" ile ilgili cümleler

  • "O kalabalık caddenin canlılığı çok hoşumuza gidiyor." - A. Kutlu
  • "Kalabalık içinde zorlukla boş bir masa bularak oturdum." - A. Haşim

Sosyoloji'deki anlamı:

Ortaklaşa bir uyarı sonucu belli bir yerde toplanan ve dikkatlerini bu uyarının yol açtığı ortak duygusal ilgi üzerinde toplamış olup herhangi bir anda ortak eyleme geçebilecek olan insan topluluğu.

İngilizce'de Kalabalık ne demek? Kalabalık ingilizcesi nedir?:

crowd

Kalabalık kısaca anlamı, tanımı:

Kalabalık etmek : Gereksiz olarak yer doldurmak.

Kalabalık ağızlı : Geveze, bilir bilmez konuşan.

Ağzı kalabalık : Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz konuşan, boşboğaz (kimse).

Başı kalabalık : Yanında bir işi konuşamayacak kadar çok insan olan (kimse).

Kuru kalabalık : Hiçbir iş yapmayan insan topluluğu. Hiçbir işe yaramayan kırık dökük eşya.

Ağız kalabalığı : Birbirini tutmayan gereksiz sözler.

Laf kalabalığı : Üzerinde konuşulan konuyla, esasla veya sorunla ilgisi olmayan boş söz yığını.

Kalaba : Kalabalık.

Kalabalıkça : Biraz kalabalık.

Kalabalıklaşmak : Kalabalık duruma gelmek.

 

Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme kimi uzun der kimi kısa : "kimseyi ilgilendirmeyen işleri kendi kendine karar verip yapmalısın" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Gelme : Gelmek işi. Yetişme. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmiş olan.

Toplu : Bir arada, bütün, kombine. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Topu olan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Vücutça dolgun.

Gereksiz : Gereği olmayan, yararsız, lüzumsuz. Boş yere.

Karışık : Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Dolu. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan.

Sayıca : Sayı bakımından, adetçe, adedî.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Kalabalık görünçlük : Çok sayıda figüranın çok geniş bir alanı doldurduğu görünçlük.

 

Kalabalık yılgısı : Kalabalık içinde ya da karşısında duyulan hastalıklı korku.

Kalabalıklaşma : Kalabalıklaşmak işi. İlgili cümle: "“Kahve, saat yediden başlayarak kalabalıklaşmaya başladı.”" N. Cumalı.

Kalabalıklaşma önsavı : Özellikle kadın ve göçmen işçilerin ağırlıklı olarak bulunduğu işgücü piyasalarında hiçbir işlendirme engeli olmadığı ya da çok az olduğu için ücretlerin baskı altında tutulduğunu ileri süren ve J. S. Mill ile F. Edgeworth’un işgücü piyasalarındaki ayrımcılığı açıkladıkları model.

Kalabalıklaştırma : Kalabalıklaştırmak işi.

Kalabalıklaştırmak : Kalabalıklaşma işini yaptırmak.

Kalabalıklık : Kalabalık olma durumu. Bir odada ya da bir yerleşim yerinde, gereğinden çak sayıda insanın yaşaması. Genellikle bir odada yaşayan insan sayısının 1'i geçmesi, kalabalıklık sayılmaktadır. bk. konut darlığı.

Kalabalıklık düzeyi : Aşırı ölçüde kalabalık konutlarla, yeter sayıda insanın oturmadığı konutları birbirinden ayırmakta kullanılan ölçüt.

Kalabalık ile ilgili Cümleler

  • "Bugün Salı, değil mi?" "Evet." "Neden bu kadar kalabalık?"
  • Ali kalabalık ile uyumlu olmaya çalıştı.
  • Kalabalık balatayı sıyırıyor.
  • Tren o kadar kalabalıktı ki yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
  • Kalabalık başkanı uğurlamak için hava alanında toplandı.
  • Yer kalabalıktı.
  • Kalabalık birkaç dakika alkışladı.
  • Kalabalık alkışladı.
  • Kalabalık bir trende dayanırken netbook kullanabilir miyim?
  • Orada büyük bir kalabalık vardı.
  • Kalabalık bir insan grubu toplandı.
  • Yollar günün bu saatinde çok kalabalık.
  • Kalabalık azalana kadar bekleyelim.
  • Gazze dünyanın en aşırı kalabalık ve fakir sömürgelerinden biridir.

Diğer dillerde Kalabalık anlamı nedir?

İngilizce'de Kalabalık ne demek? : adj. crowded, multitudinous, thronged, populous, congested, rush hour

n. cohort, crowd, throng, multitude, army, assemblage, concourse, congestion, cram, crop, crush, drove, flock, gaggle, gathering, hive, horde, Host, huddle, legion, mob, press, regiment, shoal, spate, wilderness, squash

Fransızca'da Kalabalık : foule [la], multitude [la], encombrement [le], massif/ive, nombreux/euse, populeux/euse, essaim [le], rassemblement [le]

Almanca'da Kalabalık : n. Andrang, Armee, Gedränge, Gewimmel, Heer, Herde, Menge, Rummel, Schar, Unmenge, Zulauf, Zustrom

adj. belebt

Rusça'da Kalabalık : n. толпа (F), скопление (N), сборище (N), стечение (N), гурьба (F), давка (F), теснота (F), толкотня (F)

adj. многочисленный, многолюдный, людный, перенаселенный, огромный