Kaldırma nedir, Kaldırma ne demek

  • Kaldırmak işi

"Kaldırma" ile ilgili cümle

  • "Şimdi yavaş yavaş kendimize geliyoruz ama bir damak kaldırma ameliyesine muhtacız hâlâ." - N. F. Kısakürek

Hukuki terim anlamı:

1) ilga. 2) ref’ (refi). 3) nez’ (nezi).

Bilimsel terim anlamı:

Vücudun herhangi bir bölümünü bulunduğu yerden yükseltme.

Yürürlükte olan bir koşul ya da kuralı bir başkasıyla yürürlükten kaldırma.

İngilizce'de Kaldırma ne demek? Kaldırma ingilizcesi nedir?:

lifting, repeal

Kaldırma anlamı, kısaca tanımı:

Kaldırma kolcusu : Haddelenmekte olan sıcak metali gelberi ile kaldırıp paso makinesine girişi sağlayan kimse.

Kaldırmak : Çekmek, taşımak. Yükseltmek. Kaçırmak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Bir şeyden çokça satın almak. Piyasadan çekmek. Bulunduğu yerden almak. Alıp başka yere götürmek. Tören yaparak ölüyü gömmek. Hastayı hastaneye götürmek. Ürün toplamak, taşımak. Toplamak. Uyandırmak. Uygun gelmek, yakışmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Çalmak, aşırmak. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tayin etmek, atamak. Yok etmek, ortadan silmek. İyi etmek, iyileştirmek.

Ablukayı kaldırmak : Kuşatma uygulamasından vazgeçmek.

Ağır yongayı yel kaldırmaz : "ağırbaşlı kimseye şöyle böyle olaylar etki edemez, zarar veremez" anlamında kullanılan bir söz.

 

Ambargoyu kaldırmak : Ambargo ile ilgili yasaklamayı kaldırmak.

Aradan kaldırmak : İş yapma imkânını yok etmek.

Ayağa kaldırmak : Telaş ve heyecana düşürmek.

Buzdolabına kaldırmak : Bir konuda anlaşmaya varılamadığı için onu bir süre gündem dışında bırakmak.

Cenazeyi kaldırmak : Ölüyü gömmek üzere götürmek. ortada kalan bir işi bitirmek. ölüyü gömmek.

Dağa kaldırmak : Birini, herhangi bir amaçla, zorla dağa veya ıssız bir yere götürüp orada tutmak.

Dokunulmazlığını kaldırmak : Anayasa veya uluslararası gelenekler gereğince, kişiye tanınan ilişilmez olma durumunu ortadan kaldırmak.

Dörtnala kaldırmak : Dörtnal koşturmaya başlamak.

El kaldırmak : Oy verdiğini veya söz istediğini elini kaldırarak belirtmek. birine, bir şeye vurmaya kalkışmak.

Harmanı kaldırmak : Harman işini bitirmek.

Hastaneye kaldırmak : Tedavi amacıyla hastaneye götürmek.

Kadeh kaldırmak : Herhangi birini veya bir şeyi onurlandırmak için içmeden önce kadehleri yukarı kaldırmak.

Kafasını kaldırmak : Karşı gelmek, başkaldırmak.

Kafasını kaldırmamak : Karşı gelmemek. yoğun bir biçimde düşünmek veya çalışmak. yoğun olarak çalışmak, meşgul olmak.

Katmer kaldırmak : Karışıklık çıkarmak.

Kazan kaldırmak : Yöneticinin bir tutumuna karşı hep birden ayaklanmak, isyan etmek. yeniçeriler yemek pişirilen kazanı devirerek ayaklanmak, isyan etmek.

Mahalleyi ayağa kaldırmak : Bağırıp çağırarak konu komşuyu tedirgin etmek.

Mal kaldırmak : Ürün elde etmek.

Morga kaldırmak : Ölüleri morga götürmek.

Omuz kaldırmak : Bilmez gibi davranmak. kabul etmemek, geri çevirmek.

 

Ortadan kaldırmak : Öldürmek. yok etmek. saklamak.

Parmak kaldırmak : Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını açık bırakarak kapalı eli yukarı kaldırmak.

Pirinci su kaldırmamak : Alıngan, çabuk darılır olmak, şakadan anlamamak.

Sofrayı kaldırmak : Yemek yendikten sonra masa, sini vb.ni temizlemek.

Tabanları kaldırmak : Koşarak kaçmak.

Tahtaya kaldırmak : Öğrenciyi sözlü sınav için sınıftaki tahtanın önüne çağırmak.

Vücudunu ortadan kaldırmak : Öldürmek.

Yorgaya kaldırmak : Atı, binicisini sarsmayan bir biçimde yürümesi için hareketlendirmek.

Yüreği kaldırmamak : Dayanamamak, katlanamamak.

Yürürlükten kaldırmak : Uygulanmaz duruma getirmek.

Kaldırma ağı : Genellikle nehirlerde ve sığ sularda kullanılan, av sahasında çökertilerek veya yüzeysel olarak kurulan ağ üzerine balık geldiğinde elle veya mekanik kaldırıcılarla ağın hızla yukarı kaldırılması suretiyle yapılan avcılık.

Kaldırma kuvveti : Bir akışkan içinde bulunan bir cismin ağırlığında gözlenen azalma. (fizik)

Kaldırma özelliği : Üzerinde bir kaldırma varolan (…)nun sağladığı özellik, bk. kaldırma.

Kaldırmaç : genel uygulayım: Yapımevlerinde, yükü kaldırmak için kullanılan, alttan çatal kolu, önden kaldırma düzeni bulunan araç.

Kaldırmalı tıkaç : Kirli su ağzını tıkamakta kullanılan ve bir düğme ya da kol yardımıyla yükseltilen tıkaç.

Kaldırmalı top : Taş kaleye top atarak oynanan bir çocuk oyunu.

Kaldırma ile ilgili Cümleler

  • O yasayı yürürlükten kaldırmaları gerektiğini düşünüyorum.
  • Bush diğer ülkeleri ortadan kaldırmak için askeri birlikleri göndermedi.
  • Okul idaremiz o okul kuralını ortadan kaldırmaya karar verdi.
  • Japon tarzı bir handa, onlar her türlü ihtiyacınla ilgilenirler, bu nedenle parmağını kaldırmak zorunda kalmazsın.
  • Şehir tramvayları kaldırma kararı aldı.
  • Arabayı kriko ile kaldırmak zorunda kalacaksın.
  • Tom'a hiç el kaldırmadım.

Diğer dillerde Kaldırma anlamı nedir?

İngilizce'de Kaldırma ne demek? : adj. lifting

n. lifting, raising, elevation, lift, uptake, abolition, defeasance, heave, heaving, hoist, pickup, superelevation

Fransızca'da Kaldırma : élévation [la], abolition [la], dépose [la], levée [la], enlèvement [le], dérogation [la]

Almanca'da Kaldırma : n. Abschaffung, Abstellung, Aufhebung, Ausmerzung, Hub, Wegnahme

Rusça'da Kaldırma : n. поднимание (N), поднятие (N), подъем (M), вознесение (N), уборка (F), вынос (M), отмена (F), упразднение (N), снятие (N), втягивание (N), лишение (N), похищение (N)