Kalem nedir, Kalem ne demek

Kalem; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Kalem" ile ilgili cümleler

  • "Kalemindeki odacıya aylığını kırdırırmış." - S. M. Alus
  • "Taşçı kalemi.""Oymacı kalemi."
  • "Peyami Safa, edebiyatımızın usta kalemlerindendir."
  • "Üç kalem erzak.""Beş kalem ilaç."
  • "Kaleme almak."
  • "Kâğıt, kalem, mürekkep, hepsi masanın üstündedir." - F. R. Atay

Yerel Türkçe anlamı:

Alınyazısı, baht.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Bilezik, yüzük, gerdanlık gibi altın ve gümüş süs eşyası üzerine motif yapmakta kullanılan araç. (-Bursa; *Aksaray -Niğde) 2.galem (II)

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

İstanbul şehri, Ağva nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kalem tanımı, anlamı:

Kalem açmak : Kalemin ucunu yontup kullanılabilecek bir duruma getirmek.

Kalem çekmek : Gereksiz olduğunu belirtmek için üstünü çizmek.

Kalem kırmak : İdam kararı verildiğinde bir daha idam kararı imzalamamak için hâkim kalemini kırmak.

Kalem oynatmak : Bir yazıyı düzeltmek. yazı yazmak. bir yazıda değişiklik yapmak.

 

Kaleme almak : Bir konuyu yazı durumuna getirmek, yazıyla anlatmak.

Kaleme gelmek : Yazılabilmek veya anlatılabilmek.

Kaleme sarılmak : Yazmaya başlamak.

Kalemi olmak : Herhangi bir nitelikte yazı yazabilmek.

Kaleminden çıkmak : Herhangi biri tarafından yazılmak.

Kaleminden kan damlamak : Etkili yazmak. yazıları acı ve dokunaklı olmak.

Kalemine dolamak : Herhangi bir konuyu sürekli olarak yazmak. bir kimseyi sürekli olarak yazılarıyla kötülemek.

Kalemiyle yaşamak : Geçimini yazılarıyla sağlamak.

Kalem açacağı : Kalemtıraş.

Kalem aşısı : Ucu kalem gibi kesilmiş çubukla yapılmış olan ağaç aşısı.

Kalem beyi : Kalem efendisinden daha üst görevli.

Kalem efendisi : Kalemde çalışan görevli yazman.

Kalem erbabı : Yazar.

Kalem işi : Elle yontularak veya çizilerek yapılmış olan iş.

Kalem kalem : Parça parça, bölüm bölüm.

Kalem kaşlı : İnce ve düzgün kaşlı.

Kalem kavgası : Yazılarıyla birbirine sataşma, polemik.

Kalem kömürü : İyi cins mangal kömürü.

Kalem kulaklı : Kulakları dik ve düzgün (at, geyik vb.).

Kalem kutusu : İçine kalem konulan küçük kutu, kalemlik.

Kalem parmaklı : Parmakları uzunca, düzgün ve buruşuksuz (kimse).

Kalem pil : İnce, uzun ve küçük pil.

Kalem sahibi : Yazı yazma konusunda gücünü kanıtlamış olan kimse.

 

Kalem savaşçısı : Yazılarıyla sürekli olarak başkalarına saldıran yazar, kalemşor.

Kalem şuarası : Divan şiiri tarzından etkilenen okuryazar halk şairi.

Kalemtıraş : Kamış kalemleri açmak için kullanılan uzun saplı küçük bıçak. Kurşun kalemlerin ucunu açmak için kullanılan türlü biçimlerdeki keski, kalem açacağı.

Bir kalem : Bir an için. Aynı, benzer, tek tür.

Ceffelkalem : Düşünüp taşınmadan, bir çırpıda.

Çalakalem : Gelişigüzel, durmadan yazarak.

Dolma kalem : İçine mürekkep doldurularak kullanılan yazı kalemi.

Kamış kalem : Yazı yazmak için kullanılan ince kamıştan yapılmış kalem.

Kara kalem : Bu kalemle yapılmış olan (resim). Resim yapmada kullanılan kömür kalem.

Kömür kalem : Resim çizerken kullanılan, taflan çubuklarından yapılmış olan kalem, füzen.

Kurşun kalem : İçi grafitli, yazısı kolayca silinebilen, değişik biçimleri olan bir kalem türü.

Pastel kalem : Boya maddelerinin katı bir hamur olana kadar tebeşir ve suyla karıştırılmasıyla oluşturulan, çubuk biçiminde boya, pastel boya, pastel.

Özel kalem : Bu kimselerin çalıştığı yer. Kamu veya özel sektördeki üst düzey yöneticinin görüşmelerini düzenleyen, gizlilik derecesi bulunan yazışmalarını yapan kimse.

Sabit kalem : Kopya kalemi.

Tükenmez kalem : Ucunda küçük bir bilyesi bulunan ve içi özel bir mürekkeple dolu ince bir borucuktan oluşan kalem türü, tükenmez.

Bacakkalemi : Kaval kemiği.

Boya kalemi : Resim yapmak için kullanılan değişik renkli kalem.

Çamur kalemi : Heykeltıraşların çamura biçim verme sırasında kullandıkları şimşir araç.

Çelik kalemi : Her türlü metal, tahta ve taşları kesme, oyma ve yontma işlerinde çekiçle vurarak kullanılan, çelikten yapılmış, keskin uçlu alet.

Divan kalemi : Sadrazam buyruklarının ve fermanlarının yazıldığı yer.

Dudak kalemi : Rujun daha kalıcı olmasını sağlayan ve dudak çizgilerini belirlemeye yarayan kalem.

Faz kalemi : Priz, dağıtma tabloları vb. yerlerde gerilim bulunup bulunmadığını anlamaya yarayan araç.

Harcama kalemi : Muhasebe işlemleri içinde en fazla satın alınan maddelerin bütünü.

Heykelci kalemi : Heykelcilerin taş, kil, alçı vb. gereçleri biçimlendirmek için kullandıkları kesici, düzeltici ve yontucu araç.

Kalafat kalemi : Kalafatçının kalafat yapımında veya onarımında sökme, kesme, açma işlerinde kullandığı araç.

Kontrol kalemi : Herhangi bir elektrik devresinin açık veya kapalı olduğunu içine yerleştirilmiş küçük bir lambanın yanıp sönmesiyle gösteren, ucu tornavidalı, kalem biçiminde araç.

Kopya kalemi : Yazısı kopya kâğıdıyla birkaç kâğıda birden çıkan sert, mor renkli bir kalem türü, sabit kalem.

Kale : Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş. Malatya iline bağlı ilçelerden biri. Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer. Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılmış olan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen.

Kalembek : Bir cins kokulu sandal ağacı, yalancı öd ağacı. Bir cins mısır.

Kalemis : Bir tür misk faresi (Civet tictis).

Kalemlik : Kalem kutusu.

Kalemşor : Kalem savaşçısı.

Bir kalem geçmek : Boş vermek, bir an için göz ardı etmek.

Eli kalem tutmak : Yazı yazmayı bilmek. düşündüğünü güzel bir anlatımla yazmak.

Yazma : Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez. Kabakulak. Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap, yazma nüsha. Yazmak işi, tahrir. Bu bezden yapılmış.

Çizme : Çizmek işi. Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir ayakkabı türü.

Biçim : Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl.

Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne.

Kuruluş : Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kurulma işi. Kasılma. Yapı, yapılış, bünye. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı.

Yontma : Yontulmuş veya yontularak yapılmış. Yontmak işi.

Sivri : Ucuna doğru gittikçe incelen. Ucu keskin ve batıcı olan. Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Palamut.

Çeşit : Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik. Türlü. Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev.

Tür : Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş. Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Dolaşma.

Bazı : Birtakım, kimi. Bazen.

Yazı : Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale. Düz yer, ova, kır. Alfabe. Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi. Harfleri yazma biçimi. Yazgı. Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü. Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü.

Yazar : Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse, kalem erbabı, muharrir. Yazma özelliği olan. Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse, kalem erbabı, müellif.

Kalem balığı : Amazon orijinli, 3,5 cm boya ulaşabilen, oldukça güzel görünüşlü bir akvaryum balığı.

Kalem çalınmak : Yazılmak

Kalem çarkı : İnce, uçları yuvarlak olan kaş.

Kalem fetük : Buğdaygiller familyasından tek yıllık dar yapraklı yabancı ot.

Kalem sardalya : Kızıldeniz’den Akdeniz’e göç eden sardalyagiller (Clupeidae) familyasından, 15 cm boya ulaşabilen, branşiyostegal ışınların sayısı 13-17 arasında değişen, pullarının arka kısmında strealar bulunmayan bir tür.

Kalem savaşı : Gazete veya dergilerde bir konu üzerine yazı ile yapılan şiddetli, kavgalı, tartışma.

Kalem urmak : Kalem çalmak, nakış ve resim yapmak

Kalem yondurmak : Kalem açtırmak

Kalem yonmak : Kalem açmak

Kalem zeametleri : Devlet görevlilerine aylık ödenmediği için, yazı işlerini yürüten yazmanlara geçimlerini karşılamak üzere verilen zeametler.

Kalem ile ilgili Cümleler

  • Kalem kutusu masanın üstünde.
  • Dolma kalemimi gördün mü?
  • Kaç tane dolma kalem aldın?
  • Kısa bir süre için kalemini ödünç alabilir miyim?
  • Dönüşte kalemimi getirmeyi unutma.
  • Kalem çantası masanın üstünde.
  • Biraz daha param olsaydı o dolma kalemi alırdım.
  • O kalemin ucunda diş izleri var.
  • Kalem kılıçtan keskindir.
  • Kalem kırık.
  • Kalem kutumu evde unuttum.
  • Kalem çantası masanın üzerinde.
  • Kalem kılıçtan daha güçlüdür.
  • Tom'un elinde bir dolma kalem var.

Diğer dillerde Kalem anlamı nedir?

İngilizce'de Kalem ne demek? : n. pen, pencil, item, entry, style

Fransızca'da Kalem : crayon [le]

Almanca'da Kalem : n. Feder, Stift

Rusça'da Kalem : n. карандаш (M), ручка (F), канцелярия (F), почерк (M), долото (N), категория (F), наименование (N)

adj. канцелярский, кабинетный