Kamp nedir, Kamp ne demek

Kamp; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri.
  • Belli bir düşünce çevresinde birleşen topluluk.
  • Tutsakların veya siyasal sürgünlerin toplanıldığı yer.
  • Kurum ve kuruluşlarda çalışanların dinlenmek, eğlenmek için gittikleri konaklama yeri.
  • Bu yerde konaklama

"Kamp" ile ilgili cümle

  • "Beni öyle bir dinlenme kampına alsınlar ki kapıdan girerken kimlik kartımla birlikte kişiliğimi de kapıda bırakayım." - H. Taner
  • "Sırasında ayrı siyasi kamplarda birbirlerinin karşısına çıksalar da düşman görmezler birbirlerini." - N. Cumalı
  • "Toplama kampı."
  • "Kamp hayatı."

Kamp hakkında bilgiler

Kamp, baraka veya çadır gibi araçlardan oluşturulan konaklama yeridir. Ayrıca, siyasi nedenlerle sürülmüş kişiler ve tutsakların toplandıkları yer olarak ifade edilir. Bunun dışında, bazı düşünce ve çıkar çatışmalarından ortaya çıkan bölünmelere kamplaşma adı verilir.

Kamp ile ilgili Cümleler

  • Buradan kampüse yürümek on beş dakika sürer.
  • Kamp ateşinin etrafında oturduk.
  • Neden Mustafa çocuklarının bizimle kampa gitmesine izin vermeyecek?
  • Reklam kampanyası şirket için bir sürü iş üretti.
  • Kamp ateşi yanıp kül oldu.
  • Kamp bölgesi karayoluyla ulaşılabilir değil.
  • Ben mutlu bir kampçı değilim.
  • Ali tutuklu kampına gönderildi.
  • Bir mülteci kampı kabustur.
  • Kamp yapacağız.
  • Kamp Teğmen Jackson'ın komutası altındaydı.
  • Ali kamp yerine döndü.
  • Kamp ateşinin etrafında şarkılar söyledik.
  • Kamp ateşini yakan Mustafa değildi.
 

Kamp kısaca anlamı, tanımı:

Çadır : Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.

Baraka : Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz, eğreti yapı.

Araç : Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.

Konaklama : Konaklamak işi.

Tutsak : Savaşta ele geçen düşman, esir. Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse. Gitmesine, serbestçe hareketine engel olunan.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Düşünce : İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea.

 

Kamp kurmak : Kamp için kalınacak yerde gerekli düzeni sağlamak.

Kamp yapmak : Kampa girmek.

Kampa girmek : Belirlenen amaç doğrultusunda yoğun bir biçimde çalışmak. yarışmaya iyi biçimde hazırlanabilmek için gerekli donanımı bulunan bir yerde toplu hâlde bulunmak.

Çalışma kampı : Herhangi bir suçtan tutuklu bulunan kimselerin, ceza süresi boyunca değişik amaçlı işlerde, toplu olarak çalıştırıldıkları yer.

Çıplaklar kampı : İnsanların giysisiz dolaştıkları dinlenme bölgesi.

Esir kampı : Savaşta tutsak olanların toplu olarak gözetim altında bulunduruldukları yer.

Temerküz kampı : Toplama kampı.

Toplama kampı : Düşman olan milletten sivil halkın, savaş tutsaklarının veya siyasi tutukluların topluca tutuldukları yer, temerküz kampı.

Kampana : Çan. Tekerleğin dingil üzerindeki fren mekanizması.

Kampana çalmak : Gemi, istasyon vb. yerlerde belirli vakitlerde çan çalmak.

Kampanacı : Düzenbaz, hilekâr, sahtekâr.

Kampanya : Tüketiciyi özendirmek için belli sürelerde düzenlenen indirimli veya taksitli satış. Politika, ekonomi, kültür vb. alanlarda belirli bir süredeki etkinlik dönemi.

Kampanyacı : Kampanya düzenleyen kimse. Kampanyaya katılan kimse.

Kampçı : Kamp kuran, kampta kalan kimse.

Kampçılık : Kampçı olma durumu.

Kamping : Kamp kurma yeri.

Kamplaşma : Kamplaşma durumu.

Kampüs : Yerleşke.

Seçim kampanyası : Seçim öncesinde adayların seçilme şansını artırabilmek amacıyla yaptığı çalışma.

Konak : Araba veya hayvanla bir günde alınan yol. Gözde oluşan ince tabaka. Büyük ve gösterişli ev. Konakçı. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası.

Kurum : Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese. Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür.

Kuruluş : Kasılma. Yapı, yapılış, bünye. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kurulma işi. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı.

Çalış : Çalma işi.

Dinlenmek : Güç kazanmak için çalışmaya ara vermek, yorgunluğunu gidermek, soluklanmak, istirahat etmek. Dinleme işine konu olmak. Bazı yiyecek ve içecekleri, tadını arttırma, kolay pişmesini sağlama vb. sebeplerle bir süre bekletmek. Önemsenmek, öğüdü yerine getirilmek.

Eğlenmek : Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek. Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek. Neşeli, hoşça vakit geçirmek. Oyalanmak.

Siyasal : Politika ile ilgili, siyasi, politik.

Siyasi : Siyasal. Siyasetçi, politikacı.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Kampanulat : Korollanın çan şeklinde olması.

Kampanyacılık : Kampanyacının yaptığı iş.

Kampin tavuğu : Altın ve gümüş renkli olmak üzere iki varyetesi olan, küçük yapılı, yoğun tüylere sahip, süs amaçlı yetiştirilen ancak çok az sayıda da olsa yumurta verimi olan, kuluçka özelliği iyi olmayan tavuk ırkı.

Kampir : Patates.

Kamplaşmak : Kamplara ayrılmak, bölünmek.

Kamplaştırma : Kamplaştırmak işi.

Kamplaştırmak : Kamplaşma işini yaptırmak.

Kampodeiform larva : (Yun. kampe: tırtıl; eidos: şekil) İyi gelişmiş bacak ve antenleri olan uzun yassı larva.

Kampometre : Isı ışımasını ölçen alet.

Kampoz : Yumruk : Başına bir kampoz vurdum, gözleri çıktı.

Diğer dillerde Kamp anlamı nedir?

İngilizce'de Kamp ne demek? : [Kamp] n. camp, temporary residence (often made of tents, etc.)

v. contend with

adj. camp

Fransızca'da Kamp : camp [le], campement [le]

Almanca'da Kamp : n. Camping, Lager

Rusça'da Kamp : n. лагерь (M), стан (M), сбор (M)