Kanun nedir, Kanun ne demek

Kanun; hukuk, müzik alanlarında kullanılan bir terimdir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Kanun" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Dünyanın en büyük kanunu, nefsini müdafaa ve muhafaza etmek için karnını doyurmaktır." - A. Ş. Hisar
  • "Kanunun ilk kez Farabi tarafından yapıldığı söylenir."

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Doğa olaylarının oluş nedenlerini ortaya koyan ve gelecekteki olayları önceden kestirme olanağı veren bağıntı; Newton kanunu, Kepler kanunları.

Tarih'teki anlamı:

Askerlerin sıkı düzenini korumakla görevli olan er.

Hukuki terim anlamı:

yasa. ~ -ı Medeni: bk. Medeni Kanun. ~ un lafzı: yasanın söylemi, sözü. ~ un ruhu (gayesi, maksadı): yasanın ereği, amacı, özü.

Kanun isminin anlamı, Kanun ne demek:

Erkek ismi olarak; Yasa. Geçerli olan kural.

İngilizce'de Kanun ne demek? Kanun ingilizcesi nedir?:

law

Fransızca'da Kanun ne demek?:

loi

Kanun kısaca anlamı, tanımı:

Kanun çıkarmak : Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun hazırlayarak kabul etmek.

Kanunu çiğnemek : Yasal olmayan iş yapmak.

Kanun adamı : Yöneticiliği sırasında kanunlara uymaktan vazgeçmeyen, kanunları uygulayan kimse.

 

Kanun dışı : Yasa dışı.

Kanun hükmünde kararname : Bakanlar Kurulu tarafından yayımlanan ve kanun değerinde olan karar.

Kanun koyucu : Yasa koyucu.

Kanun layihası : Yasa tasarısı.

Kanun maddesi : Kanun, tüzük ve yönetmeliklerinin ayrı ayrı hükümlerini gösteren bölüm, bent, fıkra.

Kanunname : Yasa kitabı.

Kanun sözcüsü : Yasa sözcüsü.

Kanun tasarısı : Yasa tasarısı.

Kanun teklifi : Yasa teklifi.

Kanunuesasi : Anayasa.

Vazııkanun : Yasa koyucu.

Arz talep kanunu : Piyasalarda sunu ve istem dengesini düzenli tutma sistemi.

Orman kanunu : Yasaların uygulanamaması sonucu oluşan durum.

Üç hal kanunu : Üç durum yasası.

Kanuncu : Kanun yapan veya satan kimse. Kanunu uygulayan. Kanun çalan kimse, kanuni. Kanun yapan.

Kanunculuk : Kanuncunun yaptığı iş.

Kanunen : Yasa gereğince, yasal olarak.

Kanuni : Yasal. Kanuncu.

Kanuniyet : Yasa olma gücünü kazanma.

Kanuniyet kesbetmek : Yasa niteliğini kazanmak, yasa durumu almak, yasalaşmak.

Kanunlaşma : Kanunlaşmak işi, yasalaşma.

Kanunlaşmak : Yasalaşmak.

Kanunlaştırılma : Yasalaştırılma.

Kanunlaştırılmak : Yasalaştırılmak.

Kanunlaştırma : Yasalaştırma.

Kanunsuz : Yasası olmayan, yasasız. Yasaya aykırı.

Kanunsuzluk : Yasaya aykırılık, yasasızlık.

 

Kanunuevvel : Aralık.

İlk kanun : Aralık.

Son kanun : Ocak, kânunusani.

Kural : Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke. Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam.

Dikdörtgen : Bu biçimde olan. Açıları dik olan paralel kenar, mustatil.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi.

Kesik : Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı, kupür. Kesilmiş olan yer. Kesilerek bozulmuş olan. Kesilmiş olan. Aralıklı. Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu). Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek. Kısa. Parası olmayan. Tutkun, hayran. Çiğ sütten yapılmış olan yağsız peynir, çökelek, ekşimik.

Yassı : Yayvan ve düz.

Sandık : Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu. İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap.

Tırnak : Kanca gibi araçların kıvrık yeri. Tırnak işareti. Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar. Kanun çalmakta kullanılan mızrap. Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılmış olan dişlerin her biri. İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka. Tenekecilerin delik açmak için kullandığı alet, keski. Gemi demirinin ucundaki yassı parça.

Yasa : Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel. Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü. Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural. Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun. Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum.

Geçerli : Yürürlükte olan, uygulanan, meri, muteber. Beğenilen, tutulan.

Kanun çiğnemek : yasal olmayan iş yapmak. İlgili cümle: "“Ben bir gazeteciyim. Kanunları çiğnemişsem bu ülkenin savcıları gerekeni yaparlar.”" A. Ümit.

Kanun koyuculuğu : Kanun koyucunun yaptığı iş.

Kanun subayı : Eskiden inzibat işleriyle görevli kanun adlı erlerin subayı.

Kanuni yedek akçe : Ülkelerin ticaret yasalarınca belirlenen, anonim şirketlerin kârlarının belirli bir yüzdesi olarak ayırmak zorunda oldukları fon.

Kanunlaştırmak : Yasalaştırmak.

Kanunusani : Ocak.

Kanun ile ilgili Cümleler

  • Dilencilik kanunen yasaktır.
  • Ali sayısız kanunu çiğnedi.
  • Kanun benim.
  • Kuvvetlerin ayrılığı teorisi onun "Kanunların Ruhu" adlı kitabında Montesquieu'ya atfedilmiştir.
  • Bu kanun 1918 yılında ortaya çıktı.
  • Kanun belirsizlikler ile dolu.
  • Kanun aptalları korumaz.
  • Kanun herkes için aynıdır.
  • Çocuğum karıştırıyorsun. Roma'yı yakan Hazreti Şaban'dır. İlk halife imparator Neron yani Padişah Neron Roma'da hazreti Şaban'la beraber ananı binde 1453 kere kanunen... Affedersiniz Mahmut bey, ben biraz karıştırdım galiba.
  • Kanun değişti.
  • Kanun kanundur.
  • Kanun benim!
  • Bu kanun 1918 yılında kabul edildi .
  • Bugün Ohm Kanunu hakkında bir deney yapacağız.

Diğer dillerde Kanun anlamı nedir?

İngilizce'de Kanun ne demek? : [Kanuni i Lekë Dukagjinit] n. law, act, code, canon, enaction, rule, statute, act of congress, act of parliament

Fransızca'da Kanun : loi [la], charte [la], code [le]

Almanca'da Kanun : n. Gebot, Kanon, Lex

Rusça'da Kanun : n. закон (M), кодекс (M), декрет (M)