Kapı duvar nedir, Kapı duvar ne demek

Kapı duvar; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de mecaz olarak kullanılır.

Kapı duvar anlamı, tanımı:

Kapı : Ev gezmesi için gidilen yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Devlet dairesi. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.

Duvar : Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel. Sonuç alınamayan yer.

Seda : Ses.

Çıkma : Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Çıkmak işi. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Eski, kullanılmış.

 

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Başvuru : Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.

Yanıt : Canlı organizmaların tedavi veya diğer nedenlerle maruz kaldığı maddelere, durumlara karşı gösterdiği tepkime, reaksiyon. Cevap.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Aldırmaz : Bir şeye önem vermeyen. İlgisiz.

Ses : Aralarında uyum bulunan titreşimler. Duygu ve düşünce. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim. Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün.

Vurdumduymaz : Anladığı hâlde anlamamış gibi davranan, umursamaz, aldırmaz, aldırışsız, duygusuz, duvar yüzlü.