Karabasan nedir, Karabasan ne demek

  • Sıkıntılı ve korkulu düş, kâbus.
  • Bir kimsenin içinde bulunduğu karmakarışık, sıkıntılı ruh durumu

"Karabasan" ile ilgili cümle

  • "Olmuyor, aklımı ne kadar zorlarsam zorlayayım boşuna, hep aynı karabasan çıkıyor karşıma." - A. Ümit
  • "Son iki günün rüyası, düşü, karabasanı aynı biçimde sürüyormuş." - A. Ağaoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Doğumdan hemen sonra gelen ateşli hastalık, havale.

Bilimsel terim anlamı:

Korkunç olayları ve bu yüzden güçlü gerilim ve bunalımları kapsayan düş.

İngilizce'de Karabasan ne demek? Karabasan ingilizcesi nedir?:

nightmare

Karabasan hakkında bilgiler

Karabasan – Türk halk kültüründe Kâbus ve buna neden olan varlık. Karabasma (Garabasma) da denir.

Sözcük genel anlamda insanların kötü şeyler görmesi demektir. Korkulu rüyalardır. Bazı yörelerde Karakura veya Kamos adlı bir varlığın neden olduğu düşünülür. Ağırbasma ifadesi de kullanılır. Karabasanlara kötü ruhların veya cinlerin neden olduğuna inanılır. Bu ruhlar bazen ölümcül olabilmektedir. Bazen uykuda ölen insanların bu varlıkların öfkeleri dolayısıyla öldükleri düşünülür. Karabasmak fiili ile kullanıldığında kabus görmek veya bu nedenle hastalanmak manası verir. Moğolca Harah/Karah sözcüğü bakmak ve Harağah ise lanet anlamına gelir.

 

Karabasanların günümüzde bilimsel olarak Uyku Felci diye tabir edilen durumla örtüştüğü görülmektedir. Buna göre uykunun bazı evrelerinde uyanılması halinde uyuma doğal döngüsünü sürdürmekte ve bilinç tam olarak açık olsa bile beden kımıldayamamaktadır. Bu durumda çeşitli sanrılarda görülebilmektedir.

Karabastı – Türk halk inancında, gerçek sanılan kötü görüntü ve korkulu halüsinasyonlara verilen addır. Karabasu olarak da söylenir. Gerçekmiş gibi algılanan kötü rüyalardır. Karabasanın neden olduğu hastalığa da Karabastı denir. Hayalet görmeyi tanımlamak için de bu tabir kullanılır. Bazen de doğum yapan kadının ölmesi Karabastı’ya bağlanır. Azerice de "hayalet" sözcüğünün karşılığı "Karabasma"dır.

Karabasan anlamı, tanımı:

Korkulu : Kendisinden kötülük gelebilen, tehlikeli. Korku veren, korkutan.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Sıkıntılı : Sıkıntı veren, çileli, kasvetli, meşakkatli, mukassi. Sıkıntısı olan.

 

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Karmakarışık : Dağınık, düzensiz, çok karışık. Huzursuz, kararsız, karmaşık.

Türk : Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse.

Halk : Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Yaratma. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali.

Kültür : Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Tarım. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Bireyin kazandığı bilgi.

Varlık : Var olan her şey. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Önemli, yararlı, değerli şey. Ömür, hayat. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Var olma durumu, mevcudiyet. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Düş : Temizlik veya tedavi amacıyla suyu yüksekten üzerine doğru püskürtme yoluyla yıkanma. Bu biçimde yıkanmaya yarayan alet.

Diğer dillerde Karabasan anlamı nedir?

İngilizce'de Karabasan ne demek? : n. nightmare, heaviness, incubus

Fransızca'da Karabasan : cauchemar [le]

Almanca'da Karabasan : n. Mahr, Nachtmahr

Rusça'da Karabasan : n. галлюцинация (F)