Karaoluş nedir, Karaoluş ne demek

Karaoluş; Jeoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.

Jeoloji'deki terim anlamı:

Geniş alanları ilgilendiren, büyük tomrukların yükselmesini ya da geniş havzaların oluşunu sonuçlayan yavaş, uzun süreli yerkabuğu devimleri.

Karaoluş tanımı, anlamı

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira

Uzun süreli : Her tür tecimsel belgit ya da diğer işlemler için karşı yan yararına uygulanan üç aydan daha uzun süre.

Yerkabuğu : Yeryuvarını dıştan kuşatan katı kabuk. Yer küresinin yaklaşık 30 km. derinliğinde bulunan, süreksizlik yüzeyinin üstündeki en üst kesimi.

Yükselme : Yükselmek işi, itila. Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi. Terfi. Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması.

Havzal : Buğdayın işe yaramayan kısmı. Elenen, ayrılan şeylerin kalıntıları, kötüleri. Kömür tozu kırıntısı. Ufak taşlı, kumlu toprak. Su yosunu. Mısır yaprağı. Kömür tozu.

Tomruk : Ağacın kesilerek silindir biçimine getirilmiş gövdesi. Tutukevi. Ayak ve ellere geçirilip bağlanan iki parça kütükten meydana gelen işkence aleti. İşlenmek veya biçilmek için hazırlanmış taş kütlesi.

 

Yüksel : “Yükseklere çık, yücel, başarı kazan, ilerle” anlamında kullanılan bir isim”. Afyon kenti, Dinar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Süreli : Belirli aralıklarla yapılan, çıkan, mevkut, periyodik.

Tomru : Dağlardaki küçük tepeler.

Yavaş : Hızlı olmayan, ağır, çabuk karşıtı. Alçak, hafif bir biçimde. Yumuşak huylu, yumuşak başlı. Alçak, hafif. Hızlı olmayarak.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Sonuç : Bir olayın doğurduğu başka bir olay ya da durum, netice. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Yazının veya sözün bitim bölümü. Öz, özet.

Havza : Bölge, mıntıka. Samsun iline bağlı ilçelerden biri. Yer kabuğundaki kıvrımların çukur, alçak yeri, tekne. Tekne. Dağ veya tepelerle sınırlanmış, suları aynı denize, göle veya ırmağa akan bölge.

Devim : Devinim.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

 

Sonu : Boyunduruğun iki yanına konulan çubuklar.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Yava : Peltek, kekeme. Geveze. Sürüden ayrılan hayvan. Yitik. Dışardan gelip bir yere yerleşen. İşsiz. Kaplumbağa. Yahu. [Bakınız: yaba]. Zayi, yitik, kaybolmuş. Başıboş gezen, sahipsiz. Muğla kenti, Yatağan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Diğer dillerde Karaoluş anlamı nedir?

İngilizce'de Karaoluş ne demek ? : epeirogenesis, epirogeny