Kaybana nedir, Kaybana ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ölünün arkada bıraktığı sahipsiz eşya ya da hayvan.

İşe yaramaz, kötü eşya.

Miskin, tembel.

Cimri.

Pis, uğursuz kimse.

Beceriksiz.

Yaramaz şey; uğursuzluk getiren nesne.

Uğursuz, işe yaramaz.

Kaybana kısaca anlamı, tanımı

Kaybana kalası : Malın arkanda kalsın, öl anlamında ilenç

Kaybana kalmak : Yitmek, kimsesiz kalmak : Kaybana kalasın.

Uğursuzluk : Bazı olaylarda görülen ve insana kötülük getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan güç, kademsizlik, meymenetsizlik, nuhuset, şeamet, şomluk.

Beceriksiz : Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz.

Sahipsiz : Kimsenin malı olmayan, iyesiz. Koruyucusu, gözeteni bulunmayan.

Uğursuz : Kendinde uğursuzluk bulunan, yomsuz, kadersiz, meymenetsiz, menhus, musibet, meşum, şom.

Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.

Tembel : İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç. Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ).

Miskin : Çok uyuşuk olan (kimse). Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen (kimse). Cüzzam hastalığına tutulmuş olan (kimse). Âciz, zavallı.

 

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

Yarama : Yaramak işi.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse.

Cimri : Elindeki parayı harcamaya kıyamayan, bitli, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, sıkı, varyemez.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

 

Miski : Pembe renkli, güzel kokulu bir çeşit üzüm. Ekşi limon.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Diğer dillerde Kayatuzu anlamı nedir?

İngilizce'de Kayatuzu ne demek ? : rock salt