Kazımak nedir, Kazımak ne demek

  • Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak.
  • Sertçe ovmak
  • Tıraş etmek.
  • Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek.
  • Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak.
  • Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek.
  • Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak.

"Kazımak" ile ilgili cümleler

  • "Mühür kazımak."
  • "Tahtanın boyasını kazımak."
  • "Avrupalılar, medeni bir adamı kazıyacak olursanız altında gorili bulursunuz, derler." - H. C. Yalçın
  • "Sakalını kazımak."
  • "Çıbanı kazıyarak aldılar."
  • "O daktilo yanlışını iğneyle kazıyarak düzeltebilirsin."

Yerel Türkçe anlamı:

Süt, mahallebi ve yemek pişerken tencerenin dibinde yanan, yapışkan kısmı.

Soymak, önem vermek.

Önem vermek, önemsemek: Yanına gittim de beni hiç kazımadı.

Saz çalmak.

Diğer sözlük anlamları:

Tırmalamak, tahriş etmek.

Kazmak

Tıraş etmek.

Kazımak tanımı, anlamı:

Kazıkazan : Kart kazındığında aynı tutardan üçünü bir arada bulma esasına dayalı bir tür talih oyunu. Kart kazındığında üzerinde yazılı olan ödülü kazanmaya dayalı bir tür talih oyunu.

Kazıma : Kazımak işi. Vücutta boşluklar içinde bulunan yabancı cisimleri, hasta veya zararlı sayılan dokuları kazıyarak almak, kürtaj.

 

Kazım : Kazma işi.

Kazı : Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması. Hak. Bir yeri kazma işi, hafriyat.

Mühür kazımak : Bir metal üzerine, bir kimsenin, bir kuruluşun adını, unvanını ters olarak kazımak.

Alet : Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Maşa. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

Tabaka : Katman. Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt. Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu. Katman. Derece.

Kaldırmak : Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Çalmak, aşırmak. Piyasadan çekmek. Çekmek, taşımak. Uyandırmak. Hastayı hastaneye götürmek. Bir şeyden çokça satın almak. Yükseltmek. Yok etmek, ortadan silmek. Yukarı doğru hareket ettirmek. Bulunduğu yerden almak. Toplamak. Alıp başka yere götürmek. Tören yaparak ölüyü gömmek. Ürün toplamak, taşımak. Uygun gelmek, yakışmak. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tayin etmek, atamak. İyi etmek, iyileştirmek. Kaçırmak.

Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt.

Silmek : Bir şeyin ıslaklığını gidererek kuru duruma getirmek. Tahta malzemeyi makineyle düzgün ve pürüzsüz hâle getirmek. Üzerine genellikle bir bez sürterek tozlarını, kirlerini almak veya parlatmak. Ortadan kaldırmak, yok etmek veya gidermek. Üzerini çizerek atmak, yok etmek. Bir yazı, çizgi vb.ni kazıyarak veya sürterek yok etmek. İlişkisini koparmak, yok saymak. Üstünlük göstererek o alanda üstün olanları ikinci plana atmak.

 

Çıkarmak : Resim yapmak. Gidermek. Sağlamak, elde etmek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Sonunu getirmek. Söylemek. Fotoğraf çektirmek. Sunmak. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Hatırlamak. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Boşaltmak. Bulmak, ortaya koymak. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Göstermek. Yayımlamak. Yapmak, üretmek. Yollamak, göndermek. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak.

Sert : Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Gönül kırıcı, katı, ters. Güçlü kuvvetli. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Titizlikle uygulanan, sıkı. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Hırçın, öfkeli, hiddetli.

Bir : Sadece. Bu sayı kadar olan. Beraber. Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Bir kez. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).

Ovmak : Bir yere bir şeyi kuvvetle sürterek temizlemek. Bir şeyin üzerine bastırarak el gezdirmek.

Tıraş etmek : Bıkkınlık verecek kadar uzun konuşmak. tıraş işini yapmak.

Tıraş : Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma. Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal. Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme. Saç veya sakalı kesme işi, yülüme.

Etmek : "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Kötülükte bulunmak. Demek, söylemek. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Herhangi bir değerde olmak. Bir işi yapmak. Eşit değer kazanmak. Bulmak, erişmek.

Diğer dillerde Kazımak anlamı nedir?

İngilizce'de Kazımak ne demek? : v. scratch, scrape, erase, delete, grave, incise, inscribe, rub, rub out, scratch along, scratch out, stamp, strip

Fransızca'da Kazımak : gratter, racler, se raser, déraciner

Almanca'da Kazımak : v. abstoßen, ausradieren, einritzen, gravieren, kratzen, radieren, schaben, scharren

Rusça'da Kazımak : v. скоблить, соскабливать, выскабливать, скрести, соскребать, выскребать, выцарапывать, вырез`ать, соскоблить, выскоблить, выскрести, в`ырезать