Kazanç nedir, Kazanç ne demek

Kazanç; bir ticaret terimidir.

"Kazanç" ile ilgili cümle

  • "Sırtında hep aynı kahverengi elbise bulunduğuna göre fazla bir kazanç da sağlamıyordu." - C. Külebi
  • "Yarı keyif, yarı kazanç için balıkçılık sanatında karar kılmıştı." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

Yaz mevsimi.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir elektrik akını ya da geriliminin yükseltim oranı.

Telsiz iletişiminde akımmıknatıssal dalgaların gücünü yükseltme oranı.

Gitar terimi olarak anlamı:

Bir devredeki çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranını ifade eden yükseltim ölçüsü.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

[Bakınız: gelir]

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Bir elektronik dizgede ya da bu dizgenin yükselteç gibi bir bölümündeki im gücünde artış. (Genellikle çıkış gücünün, giriş gücüne desibel oranıyla belirtilir).

Bilimsel terim anlamı:

Girişimle sağlanan değer artışı.

Tecimsel bir işlem sonucu elde olunan kazanç.

Girişimciye ürem, kira, genel giderler, işçilik ve benzeri ödemeler çıkarıldıktan sonra kalanı.

İngilizce'de Kazanç ne demek? Kazanç ingilizcesi nedir?:

gain, profit

 

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Van şehrinde, Gevaş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Malatya ilinde, Taşdelen bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kazanç tanımı, anlamı:

Ara kazanç : Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi, arbitraj.

Kazan : Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap. Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap.

Kaza : İlçe, kaymakamlık. Kadılık görevi. İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. Yargı. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme.

Kazançlı : Kazanmış olan. Kazanç getiren, kazanç sağlayan.

Kazançlı çıkmak : Kazanmak.

Kazançsız : Kazancı olmayan.

Emek : Uzun ve yorucu, özenli çalışma. Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, zahmet. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci.

Para : Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kazanç.

 

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

Temettü : Kazanç.

Yarar : Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Çıkar. Yarayan, elverişli, uygun.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Kar : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı.

Kazanç amacı gütmeyen dernek : Üyelerinin konut gereksinmelerini karşılamak için etkinliklerde bulunan, bir ortaklık gibi kazanç ereği bulunmayan toplumsal amaçlı dernek.

Kazanç oyunu : Yığının ilgisini çekmek, kazanç sağlamak için yazılmış oyun.

Kazanç payı : Üretim arttıkça işçilere verilen özen payı. Artan üretim nedeniyle işçilere verilen özen payının üretim arttıkça arttırılmasını öngören dizge.

Kazanç paylı aile malları ortaklığı : hisse-i temettu' şartiyle âile şirket-i emvâli.

Kazanç sayılmayan farklar : Yasalarındaki koşulları kapsamak üzere durağan kuruluş ve yapımlı malların satışlarından elde olunacak farklarla, bu mallar ve haklar için alınan güvence ödemelerinden doğan farkların kazanç sayılmamaları.

Kazanç sayılmayan gelirler : Bağış yoluyla başkasına verilen mallar, kalıtım ya da tutsu yoluyla başkalarının iyeliği altına giren mallar, bir işle ve görevle ilişkisi olmayan ikramiyeler, para biriktirme ve yardım sandıklarının gelirleri, düzenlenen jübilelerden elde olunan paralar, ortaklarına ev sağlayamayan kooepratiflerce dağıtılan ödence ve kasa ödencesi olarak ödenen paraların yasasına göre gerçek ve tüzel kişiler için vergi işlemine girmeyen gelirler.

Kazanç ve yitirce çilzelgesi : Sayışım dönemi bitiminde bir işletmenin o yıl içindeki gelirleri ve giderleri ile bunların arasındaki farkı, kazanç ya da yitirceleri gösteren çizelge.

Kazanç-yitirce sayışımı : Sonucu gösteren, kazanç ya da yitirceyi belirten sayışım. Tecimsel kuruluşun bir takvim yılı içinde yapmış olduğu işlerden sağladığı kazanç ya da uğradığı yitirceyi saptayan sayışım.

Kazanççı : Kazanç için yarışan çiftekerci.

Kazanççı yetki belgesi : Kazanççı sporculara verilen, bir yıl geçerli yetki belgesi.

Kazanç ile ilgili Cümleler

  • Kazançlar çok yüksekti.
  • İnsanlara şirketinin kazançlı olduğunu düşündürmek için yapman gereken tek şey küçük bir hokkabazlık.
  • Risk yoksa kazanç da yok.
  • Köle ticareti kazançlı bir işti.
  • Risk olmadan kazanç olmaz.
  • Kazançlarımızla güzel bir ev alabiliriz.
  • Küçük bir kazanç, büyük bir kayıptan daha iyidir.
  • Sanırım bu kazançlı bir anlaşma olabilir.
  • İnsanlara şirketinin kazançlı olduğunu düşündürmek için tek ihtiyacın olan şey muhasebende küçük bir el çabukluğu.

Diğer dillerde Kazanç anlamı nedir?

İngilizce'de Kazanç ne demek? : n. gain, winnings, profit, takings, avails, income, earnings, revenues, gainings, benefit, acquirement, acquisition, capital, convenience, credit, grist, increment, make, melon, proceeds, receipt, spoil, yield

Fransızca'da Kazanç : gain [le], bénéfice [le], profit [le], boni [le], compte [le], lucre [le], produit [le], revenu [le]

Almanca'da Kazanç : n. Ausbeute, Bereicherung, Dividende, Erwerb, Gewinst, Mehr, Profit, Verdienst

Rusça'da Kazanç : n. заработок (M), доход (M), барыш (M), выигрыш (M), выгода (F), выручка (F), нажива (F), приобретение (N)

adj. доходный