Keçi nedir, Keçi ne demek

Keçi; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Geviş getirenlerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen, memeli dişi hayvan (Capra hircus)
  • İnatçı.

Yerel Türkçe anlamı:

Bağ çubuklarının sürgünlerini yiyen bir böcek : Bağlarda keçi var hiç bağ süremiyor.

Leblebinin sert ve küçük olanları.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: evcil keçi]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Boynuzlugiller familyasının sığırlar alt familyasından cinsini oluşturan memelilere verilen ad.

İngilizce'de Keçi ne demek? Keçi ingilizcesi nedir?:

goat

Fransızca'da Keçi ne demek?:

chèvre

Keçi hakkında bilgiler

Keçi ya da evcil keçi (Capra aegagrus hircus), boynuzlugiller (Bovidae) familyasının sığırlar (Bovinae) alt familyasından Capra cinsini oluşturan memelilere verilen ad. Elde edilen kürke post adı verilir.

Sarp yamaçlara rahat tırmanır, patika ve uçurumlar kenarında dolaşmaktan çekinmezler. Bundan dolayı zor geçitlere keçiyolu denir. Evcil olanları sütü, derisi ve tiftiği için beslenir. Taze filiz ve yaprakları severler. Ağaçların büyüme zamanlarında yeni açılgınlarını yediklerinden baharda zararlı olabilirler. Son yıllarda yapılmış olan araştırmalarda ormana zarar verdikleri tezini çürüten bilim insanları vardır. Aksine ormanın yangına karşı korunmasına katkıda bulunduğuna dair tezler ortaya atılmıştır. Yaşlı bir erkeğin önderliğinde sürü halinde gezerler. Yabanileri ormanlarda çalı ve genç ağaçların filiz ve kabuklarını yediğinden zarar verebilirler. Ancak belirli mevsimlerde belirli alanlarda otlamaları engellenerek zararları engellenip, doğaya katkısından faydalanılabilir.

 

Yavrusuna oğlak, erkeğine teke, bir yaşındaki erkek ve dişisine çebiç denir. Malta keçisi, boynuzsuz bir keçi cinsidir. Gerdanında memeye benzer iki uzantı mevcuttur. Beyaz ve uzun tüyleriyle dikkat çeken Keşmir ve Ankara keçisi, tiftiği çok beğenilen keçi cinslerindendir. Malta keçisi ile Saanen keçisi, dünyada en çok süt veren keçi cinslerindendir. Bu keçilerin yıllık laktasyonu 1000 kg civarındadır. Genelde keçilerin derileri eldiven, çanta ve ayakkabı yapımında, kılları ve yapağıları ise dokumacılıkta kullanılır. Keçilerin sütü az yağlı ancak besleyicidir. Keçiler, eski çağlardan beri evcil olarak insanoğlunun hizmetindedir. Türkiye'de kıl keçisi, tiftik keçisi, Kilis keçisi, Halep keçisi, Maltız keçisi ve Saanen keçisi olmak 6-7 çeşit keçi ırkı vardır.

Keçilerin gebelik süreleri 23 hafta kadardır. Genellikle 1-2 yavru doğururlar. Yavruları kıllı ve gözleri açık doğar. Birkaç saat içinde annelerini takip etmeye başlarlar. Oğlaklar 6 ay içinde erginleşip üreyebilirler. 12-15 yıl kadar yaşarlar.

 

Keçi ile ilgili Cümleler

  • Ali keçisakalını Noel için kırmızı ve yeşile boyayabileceğini söylüyor.
  • O her zaman günah keçisi.
  • Keçi peynirini severim.
  • O, keçi peynirli bir burger yedi.
  • Onlara basbayağı bir günah keçisi lazım.
  • Keçi sütü, badem sütü, hindistan cevizi sütü, soya sütü, kenevir sütü ve pirinç sütü gibi inek sütü için birçok alternatifler vardır.
  • Keçileri kaçıracağım.
  • Keçiler ağılda.
  • Ben keçileri kaçırdım.
  • Keçi yavrusunun altına bir ateş yakmalısın.
  • Keçi yoksul adamın ineğiydi.
  • Bu bir keçi ve bu kesinlikle normaldir.
  • Keçiler ıslanmayı sevmez, koyun ve diğer hayvanlardan daha çabuk sığınak ararlar.
  • Onların sadece bir günah keçisi bulmaları gerekiyor.

Keçi anlamı, kısaca tanımı:

Deri : Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. Bu tabakadan yapılmış. Toplantı, düğün. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.

Meme : Ateşli silahların veya bazı patlayıcıların ateşlendiği çıkıntı. Vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş küçük çıkıntı. Bazı araçların meme başına benzeyen bölümü. Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan, meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik. Gemi çıpasında kolların birleştiği şişkin yer.

Keçide de sakal var : "sakal, kişiye değer kazandırmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Keçi geberse de kuyruğunu indirmez : "inatçı ölse de inadından vazgeçmez" anlamında kullanılan bir söz.

Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar : "büyüklerin tuttuğu yol, küçüklere örnek olur" anlamında kullanılan bir söz.

Keçileri kaçırmak : Delirmek veya bunalım içinde bulunmak.

Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur : "gözü doymayan hırslı insanlar küçük bir çıkar için bütün varlığını tehlikeye atar" anlamında kullanılan bir söz.

Keçiboynuzu : Baklagillerden, kerestesi marangozlukta, kabukları tabaklıkta kullanılan bir ağaç, harnup (Ceratonia siliqua). Bu ağacın baklaya benzer, şekerli yemişi, harnup.

Keçi inadı : Bir türlü yumuşamayan, vazgeçilmeyen, sürdürülen inat.

Keçi mantarı : Akmantar.

Keçimemesi : Sert kabuklu, iri taneli, uzunca, beyaz veya kırmızımsı bir tür üzüm.

Keçi postu : Keçinin derisinin terbiye edilmesi ile yapılmış olan post.

Keçisağan : Çobanaldatan.

Keçi sakal : Sakalı yalnız çenede sivri ve seyrek olarak bulunan (kimse).

Keçisakalı : Ladengillerden, çayırlarda, nemli yerlerde yetişen, yaprakları mızraksı ve çizgili, çiçekleri mavimtırak veya mor renkte bir tür laden bitkisi, keçisedefi (Cistus creticus). Gülgillerden, beyaz veya pembe çiçekli, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık, erkeçsakalı, çayırmelikesi (Spiraea aruncus).

Keçisedefi : Keçisakalı.

Keçi söğüdü : Bataklıklarda ve nemli ormanlarda çok bulunan bir tür söğüt (Salix caprea).

Keçitırnağı : Kesici ağzı üçgen biçiminde olan oyma kalemi.

Keçi yemişi : Yaban mersini.

Keçi yolu : Patika.

İnatçı keçi : Çok inat eden kimse.

Karakeçi : Sazana benzer bir tatlı su balığı (Barbus fluviatilis). Kıl keçisi.

Ankara keçisi : Tiftik keçisi.

Dağ keçisi : Boynuzlugiller familyasından, ufak sürüler hâlinde yaşayan, çok çevik bir tür antilop, elik, yağmurca (Rupicapra tragus).

Günah keçisi : Gerçek sorumluları korumak amacıyla suç, kabahat vb. olumsuzlukların sebebi olarak gösterilen kişi, kurum, nesne vb.

Kıl keçisi : Vücut rengi beyazdan siyaha kadar değişmekle beraber en çok siyah renklisi görülen yerli bir tür keçi, karakeçi.

Maltız keçisi : Ana yurdu Malta adası olan, çok süt veren, kısa tüylü, küçük bir cins keçi.

Tiftik keçisi : Uzun, kıvırcık ve ipek gibi yumuşak kılları olan, evcil bir tür keçi, Ankara keçisi.

Yaban keçisi : Anadolu'nun dağlık bölgelerinde yaşayan, uzun ve kıvrık boynuzlu bir tür keçi.

Zekat keçisi : Yetersiz. Zayıf.

Keçi sakallı : Keçi sakalı olan.

Keçi sakallılık : Keçi sakallı olma durumu.

Keçiborlu : Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

Keçiboynuzu gibi : İşi çok, verimi az olan.

Keçiler : Keçileri ve çeşitli koyun türlerini içine alan, dağlık, kayalık yerlerde yaşayan, hafif yapılı, çevik, geviş getiren hayvanlar sınıfı.

Keçileşme : Keçileşmek işi.

Keçilik : İnatçılık.

Keçilik etmek : İnat etmek.

Keçinin uyuzu çeşmenin gözünden su içer : "değersiz kişiler kendilerini değerli ve en güzel şeye layık görürler" anlamında kullanılan bir söz.

Keçiören : Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

Keçiye can kaygısı kasaba et kaygısı : Başkasının büyük zararı karşısında kendi küçük yararını düşünenler için sitem olarak söylenen bir söz.

Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur : "çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler" anlamında kullanılan bir söz.

Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz : "değerli bir şeyden her zaman istenilen verim alınmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğnemek : Verimi az, zahmeti çok olan bir işle çok uğraşmak.

Günah keçisi olmak : Gerçek sorumluları korumak amacıyla suç, kabahat vb. olumsuzlukların sebebi olarak gösterilen kişi durumuna gelmek.

Harman dövmek keçinin işi değil : "önemli işler herkese yaptırılmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Koyunun bulunmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler : "istenilen nitelikteki şey bulunamadığında onun daha düşük nitelikte olanına da razı olunur" anlamında kullanılan bir söz.

Geviş : Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

İnatçı : Ayak direyen, inat eden, anut, muannit, direngen.

Boynuzlugiller : Keçi, koyun, sığır ve antilopları içine alan, içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan, omurgalıların memeliler sınıfı.

Familya : Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Aile.

Sığır : Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı. Anlayışsız, kaba saba kimse.

Cins : Garip, tuhaf. Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu. Tür, çeşit. Soy, kök, asıl. Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan.

Keçi antilobu : Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, boynuzu kısa ve hafifçe kıvnk, yeleli, kül renkli bir tür.

Keçi antilopu : (Naemorhedus thar): Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Boynuzu kısa ve hafifçe kıvrıktır. Kaba tüyleri kül-rengi olup yelesi vardır. Tibette yaşar.

Keçi artritis ve ensefalitisi : Antijenik olarak maedi-visna çok yakın bir lentivirüsün neden olduğu keçilerde kronik pnömoniyle veya akut ensefalitis, beynin beyaz maddesinde makroskobik kistik boşlukların oluşması, artritis ve mastitisle seyreden hastalık grubu, keçi lökoensefalitisi, koca diz hastalığı, kaprin artritis ensefalitis, keçi artritis-ensefalomiyelitisi.

Keçi artritis-ensefalomiyelitisi : Keçi artritis ve ensefalitisi.

Keçi aşığı : Çukur yanı az olan bir çeşit aşık.

Keçi ayaklı : Süvarilerin kullandığı tatar oklarının bir türü.

Keçi biciği : Yeşilken pişirilip yenilen bir çeşit ot.

Keçi biti : En çok iki milimetre uzunluğunda olabilen ve keçilerin sırtında yaşayan sokucu bit.

Keçi ciğer ağrısı : Keçilerde üç farklı Mycoplasma türü tarafından oluşturulabilen, şiddetli fibrinli veya fibrinonekrotik pnömoni ile birlikte seröz-fibrinli plöritis ve fibrinli perikardilisle belirgin bulaşıcı enfeksiyöz hastalık, bulaşıcı keçi ciğer ağrısı, bulaşıcı keçi plöropnömonisi hlk. karasalgın, karasalkım, keçibaş, keçikıran. Seyrek olarak öldürücü septisemi veya selülitise neden olur.

Keçi çiçeği : Antijenik olarak koyun çiçeğiyle aynı veya benzer bir virüsün keçilerde derinin kılsız bölgelerinde ve ağız mukozasında papül, vezikül, püstül ve kabuk oluşumuyla belirgin viral hastalık. Oğlaklarda sistemik hastalık tablosu görülebilir.

Diğer dillerde Keçi anlamı nedir?

İngilizce'de Keçi ne demek? : [NBC Montana] n. stubborn person, goat

Fransızca'da Keçi : chèvre [la], bique [la]

Almanca'da Keçi : n. Ziege

Rusça'da Keçi : n. коза (F), упрямец (M)