Keep up with the jones effect türkçesi Keep up with the jones effect nedir

  • Gösteriş etkisi.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Tüketicilerin gelirlerinde bir artış olmamasına karşın, sosyal konumunu olduğundan daha yüksek göstermek amacıyla, fiyatı daha yüksek ve markalı malları satın almalarını ifade eden james s. duesenberry tarafından geliştirilen kavram.

Keep up with the jones effect ingilizcede ne demek, Keep up with the jones effect nerede nasıl kullanılır?

Keep : İlerlemek. Yönelmek. Bakım. İç kale. Himaye. Kale. Kalmak. İşletmek (otel vb). Yiyecek. Yerine getirmek.

With : Beraberinde. Yanına. Sayesinde. İle ilgili. Canlı. Beraber. Nedeniyle. Li. Birlikte. İle beraber.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Jones : Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Uyuşturucu alışkanlığı. Abayı yakmış olma. Penis. Canı (acayip) çekmek. Çok istemek. Bağımlılık.

Effect : Etkisi olmak. Fizik, gitar, kimya, tiyatro alanlarında kullanılır. Efekt. Bulgu sonucu. Sonuçlandırmak. Elde edilen bulgunun ortaya çıkardığı yenilik, düşüncenin dış dünyaya çıkardığı teknik etki. Bir bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız değişken tarafından belirlenen ya da bağımlı konumda olan etken. bk. neden. Yerine getirmek. Ulaşmak. Tesir.

 

Keep up : Yüksek tutmak. Devam etmek. Bozmamak. Sürdürmek. Yüksekte tutmak. Ayakta tutmak. Geçindirmek. Ayakta kalmak. Ayak uydurmak. Seviyesine ulaşmak.

Keep up appearances : Dışarıya belli etmemek. Görünüşü kurtarmak. Durumu idare etmek. İstifini bozmamak. Zevahiri kurtarmak.

Keep up with the joneses : Başka birinin yaşadığı aynı standardı yakalamaya çalışmak (örn.: yaşıtı veya komşusuyla). Aşık atmak. Sidik yarışına çıkmak. Komşusuyla aşık atmak. Başkalarıyla aşık atmak. Sidik yarışına girmek. Komşusuyla sidik yarıştırmak. Diğer insanlarla çekişmek. Sidik yarıştırmak. Sidik yarışı yapmak.

In order to keep up appearances : Ele güne karşı rezil olmamak için.

Came up with the idea : Keşfetme. Yaratma. Düşündüğünü hayata geçirme.

İngilizce Keep up with the jones effect Türkçe anlamı, Keep up with the jones effect eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Keep up with the jones effect ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

 

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Keep up with the jones effect synonyms : a pass through certificate, demonstration effect, a shift in supply, ability to pay principle, abnormal budget expenditures, a shift in individual demand, a type mutual funds.