Kelebek nedir, Kelebek ne demek

Kelebek; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad.
  • Biçim olarak bu böceklere benzeyen.
  • Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm.
  • Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan.
  • Bu hayvanın neden olduğu hastalık

"Kelebek" ile ilgili cümleler

  • "Kaymakam Bey jaketataylı, kelebek kravatlıdır." - T. Buğra
  • "Kelebek gibi uçmada ruhumuz / Barış dolu bu yıldız bahçesinde" - A. M. Dranas

Yerel Türkçe anlamı:

Yarasa.

Oltanın misine sarılan ağaç yeri.

Yayın balığı yavrusu.

Huni.

Küçük rende.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Yere koşut bir biçimde kollarla uçarmış gibi hareketi gerektiren zor bir atlama türü

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Trematod.

Fasioloidiozis.

Kelebek isminin anlamı, Kelebek ne demek:

Kız ismi olarak; Vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. Narin, zarif kadın.

Bilimsel terim anlamı:

Yaprak solucanlar sınıfına bağlı emici yassı kurtların genel adı. bk. büyük karaciğer kelebeği, küçük karaciğer kelebeği, akciğer kelebeği.

 

Karışımlıktan motora geçen karışım niceliğini denetleyen yassı metal kapak.

İngilizce'de Kelebek ne demek? Kelebek ingilizcesi nedir?:

fluke, butterfly, butterfly valve, throttle valve

Fransızca'da Kelebek ne demek?:

papillon

Kelebek hakkında bilgiler

Kelebek, böceklerin, pul kanatlılar veya kelebekler (Lepidoptera) takımının kanatlı fertlerine verilen genel ad. 150.000 kadar türü bilinmektedir.

Vücutları kiremit dizilişi şeklinde renkli gözle zor görülebilen pullarla örtülüdür. Pullar, uçları yassılaşarak genişlemiş kıllardır. Ufak sarsıntılarda koparlar. İki çift olan kanatlarının büyüklüğü türlere göre değişir. Pek az türde ve bazı türlerin dişilerinde kanat bulunmaz. Emici tipteki ağız parçaları hortum şeklindedir. Kullanılmadığı zamanlar bu hortum başın alt tarafında helezon biçiminde kıvrılır. Balözü emerler. Çiçeklerin balözünün tadını ayaklarıyla alırlar. Tat alma cisimcikleri ayaklarına yerleşmiştir. Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler. Beğendikleri takdirde kıvrılı duran hortumlarını uzatarak emerler.

Ağız organları, yalnız çiçek tozu (polen) ile geçinen "Micropterygidae" kelebek familyasında çiğneyicidir. Tüylü başlarında büyükçe iki petek göz ve çoğunda iki nokta (osel) göz bulunur.

 

Kelebekler faaliyet durumlarına göre gece ve gündüz kelebekleri olarak iki gruba ayrılırlar.Gece kelebekleri kalın ve ağır vücutlarıyla alaca karanlıkta veya gece uçarlar. İnce kıl gibi olan antenlerinin ucu sivridir. Bazı türlerde antenlerde birer dizi tüy bulunduğundan tarak görünümündedirler. Genellikle renkleri mattır. Hızlı uçucudurlar.Bu uçucular diğer kelebeklere göre daha hızlı uçarlar fakat daha az uçarlar. Tehlike anında sürüden ayrılarak farklı yönlere kaçışırlar ve tehlike bittiğinde tekrar toplanırlar.

Kelebek ile ilgili Cümleler

  • Bir zamanlar Zhuangzi, rüyasında bir kelebek olduğunu gördü ama uyandığında bir kelebek olduğunu gören Zhuangzi mi yoksa şu anda Zhuangzi olduğunu gören bir kelebek mi olduğuna emin olamadı.
  • Burak Tuğba'ya kelebek koleksiyonunu gösterdi.
  • Bugün birçok sarı kelebek gördük.
  • Kelebekler ne kadar yaşar?
  • Kelebek uçtu.
  • Bir kelebek ne kadar yaşar?
  • Kelebekler güzeldir.
  • Bana bir kelebek yakaladığın için teşekkür ederim.
  • Çocuklar kelebekleri yakaladılar.
  • Kelebekler mor ötesi ışın kullanarak iletişim kurabilirler.
  • Kelebekler üç gün yaşarlar.
  • Kelebek çok hoş bir sözcük.
  • Kelebekler hakkında çok fazla şey biliyor.
  • O bana kelebek koleksiyonunu gösterdi.

Kelebek kısaca anlamı, tanımı:

Kanatlı : Kanadı olan.

Kanat : Yan, taraf. Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı. Balıklarda yüzgeç. Angıç. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri.

İnce : Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Zayıf. Hafif, gücü az. Ayrıntılı.

Renk : Çeşitlilik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik.

Örtü : Örtmek için kullanılan şey, vualet. Yapılarda çatı, dam.

Böcekler : Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Biçim : Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.

Kelebek camı : Otomobilde ön kapı penceresinde ekseni çevresinde dönerek açılabilen veya sabit bulunan küçük cam.

Kelebek çiçeği : İki çeneklilerden, aydınlık oda ve salonlarda zengin renkli ve çok dallı bir süs bitkisi.

Kelebek gözlük : Burundan tutturularak kullanılan sapsız gözlük, kıskaç gözlük.

Kelebek otu : Bir cins yaban yoncası.

Akkelebek : Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).

Kuyruklu kelebek : Kanatları siyah benekli sarı renkte bir Avrupa kelebeği (Papillio machaon).

Bal kelebeği : Bal kovanlarına çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella).

İpek böceği kelebeği : Tırtıllarının ördüğü kozalardan ipek elde edilen kelebeklere verilen genel ad.

Kelebekler : Pul kanatlılar.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Dört : Üçten bir artık. Dört sayısının adı. Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı.

Geviş : Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi.

Hayvan : At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Karaciğer : Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ.

Cins : Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu. Tür, çeşit. Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan. Garip, tuhaf. Soy, kök, asıl.

Asalak : Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit. Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli.

Takım : Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Sigara ağızlığı. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Takım elbise. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

Hastalık : Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Ruh sağlığının bozulması durumu. Aşırı düşkünlük, tutku.

Kelebek ağacı : Hafif müzik araçları yapımında kullanılan, lifleri düzgün bir ağaç.

Kelebek eğrisi : Ucaysal konaçlara göre denklemi (...)olan düzlemsel eğri.

Kelebek hastalığı : Yaprağımsı emicikurtlardan ileri gelen asalaksal hastalıkların ortak adı. (Hastalık, solucanların yerleştiği yere göre adlandırılır; karaciğer kelebek hastalığı, akciğer kelebek hastalığı, bağırsak kelebek hastalığı gibi.)

Kelebek kırığı : Kelebek kanatlarına benzer tarzda ana kırığın, diğer iki kırık uçlarıyla bağlantılı olduğu üç parçalı ve birbirleriyle iştirakli kemik kırığı. En belirgin olarak yarış atlarında metakarpal hastalıkta görülür.

Kelebek köpeği : Fransa’dan köken alan, Avrupa'da 700 yıl öncesine uzanan tarihiyle en eski ırklardan birisi olan, kuyruğu uzun, tüylü ve sırtta kıvrık taşınan, tüyleri uzun ve gösterişli, rengi beyaz üzerinde kızıl hariç her renkten lekeler görülebilen, lekeleri her iki gözü ve kulağı da önlü arkalı kaplayan, kulakları kelebeğe benzeyen ve dik veya düşük taşınan, kulaklarının görüntüsünden dolayı kelebek köpeği olarak da anılan, burun kısmı kısa ve çok az sivri, burun bandı belirgin ve beyaz renkli, sahibini çok sahiplenen, itaatkâr, canlı ve sevgi dolu, zeki, dikkatli bir ifadeye sahip ve dengeli, bekçi köpeği ve ev köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı, Papillon köpeği.

Kelebek olta mantarı : Olta misinasının sarıldığı ve batmayan materyalden yapılı yassı bir araç.

Kelebek omur : Sırt ipliğinden arta kalan zarın kalıntısı veya omurların uygun olmayan birleşmelerinden kaynaklanan, omurun önden arkaya yarıklanmasıyla belirgin yapılış bozukluğu. Fransız buldok köpeği, Pug ve Boston teriyer köpeklerde ventrodorsal radiograflierde gözlenen rastlantısal bir bulgudur.

Kelebek somun : Çiftekerlerde kullanılan bir somun türü. Bunların, yarışlık çiftekerlerinde kullanılması yasaktır.

Kelebek sümüklüsü : Genellikle bataklık sularında yaşayan ve büyük karaciğer kelebeğinin arakonakçısı olarak önem taşıyan küçük salyangoz.

Kelebek vatoz : Boyları 70 cm olabilen, Ege Denizi ve Akdeniz’de dağılım gösteren, derinliği 20–300 m arasında değişen kumlu ve çamurlu zeminlerde yaşayan demersal bir tür.

Diğer dillerde Kelebek anlamı nedir?

İngilizce'de Kelebek ne demek? : n. butterfly

Fransızca'da Kelebek : papillon [le]

Almanca'da Kelebek : n. Falter, Kaisermantel, Kiefernschwärmer, Kiefernspanner, Schmetterling

Rusça'da Kelebek : n. бабочка (F), мотылек (M), дроссель (M)