Kelime nedir, Kelime ne demek

Kelime; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük

"Kelime" ile ilgili cümle

  • "Tayyare kelimesine alışan millet, uçak kelimesine de alışır." - O. V. Kanık

Yerel Türkçe anlamı:

Bükülmek için hazırlanmış keçi kılı.

Söz,laf

Bağ çubuğu.

Ağaçların dibindeki taze dallar, sürgün.

Gramer anlamı:

Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. Somut kelime: ağaç, taş, kedi ve benzeri Soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık ve benzeri İlişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde ve benzeri.

Kelimeler, kelime listeleri ve kelime türetme araçlarının bulunduğu bir web sitesi: kelimeler.ileilgili.org

Bilimsel terim anlamı:

"Başlı başına bir anlamı olan veya söz içinde anlama yardım eden bir veya birkaç heceden ibaret ses" diye tanımayabileceğimiz kelime kavramı için A. Meillet şöyle diyor: "Kelime, gramerce herhangi bir kullanışa elverişli olmak üzere belli bir anlam ile bir ses kümesinin elele vermesinden meydana gelir". Kelimeler YALIN (simple) olabildiği gibi BİLEŞİK (composé) de olabilir. (bk. Bileşim). Kelimelerin isim, sıfat, fiil gibi başlı başına anlamları olanlarına ÖZERKLİ KELİME veya SÖZLÜK KELİMESİ (M. principal, autonome ou lèxicographique) derler; edatlar gibi ancak özerkli kelimeler arasındaki ilgileri sağlamağa yarayanlarına da ÖZERKSİZ veya GRAMATİKAL kelime (M. accessoire ou grammatical) denir. Bazı dillerde kelimelerin belli başlı bir varlığı olmayıp onlar daima birbirleriyle ekleşirler ; bunlara GÖRNÜRDE KELİME (M. apparent) adı verilir. Kelimeler kaynaklan bakımından HALK veya ÖZDİL KELİMESİ ( M. populaire ou indigène), ALINTI KELİME M. d'emprunt) ve BİLİMLİK KELİME (M. savant diye de ayrılır. Bilimlik kelimeler, sesbilim kanunlarına bağlı kalınmaksızın, bir dereceye kadar keyfî ve şuurlu bir yolda, başka kelimelerden türetilir. bk. Cümle kelime, Kök kelime, Dolu, Boş, Canlı ve ölü kelimeler.

 

Azerbaycan Türkçesi: söz ~ kälmä; Türkmen Türkçesi: söz; Gagauz Türkçesi: laf ~ söz; Özbek Türkçesi: soz; Uygur Türkçesi: söz; Tatar Türkçesi: süz; Başkurt Türkçesi: hüz; Kmk: söz ~ kalima; Krç.-Malk.: söz; Nogay Türkçesi: söz; Kazak Türkçesi: söz;Kırgız Türkçesi: söz;Alt:: sös;Hakas Türkçesi: sös;Tuva Türkçesi: sös;Şor Türkçesi: sös;Rusça: slovo

 

İngilizce'de Kelime ne demek? Kelime ingilizcesi nedir?:

word

Fransızca'da Kelime ne demek?:

mot

Kelime hakkında bilgiler

Kelime ya da sözcük; tek başına anlamlı, birbirine bağlı bir ya da daha fazla biçim birimden (morfem) oluşan, ses değeri taşıyan dil birimi. Yazı dilinde her iki tarafında birer boşluk verilerek gösterilirler. Sözcükler, bir kök ve ona bağlı bir ya da daha fazla ekten oluşabilir.

Yazında sözcükler hecelerden, heceler ise harflerden meydana gelir. Bir sözcük en az bir harften ve en az bir heceden meydana gelir: can, at, mal, o vb. Sözcükler bir araya gelerek sözcük öbeklerini, cümlecik ve cümleleri meydana getirirler.

Kelime sözcüğü Arapça كَلَامٌ kelâm (söz) sözcüğünden gelir. Öztürkçe sözcük kelimesi de yaygın olarak aynı anlamda kullanılır.

Bu sözcük türlerinden ilk yedisi isim soyludur. Yani isimlerden türetilmiş ya da isimlerin farklı görevlerde kullanılmaya başlanmasıyla oluşturulmuştur. Eylemler (fiiller) ise kendi içinde önemli bir sözcük türünü oluşturur.

Kelime ile ilgili Cümleler

  • Bu Fransızca bir kelime.
  • Kelime benim sözlükte yok.
  • Kelime dilin temelidir.
  • Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.
  • Cevap olarak tek bir kelime etmedi.
  • Ne kulağa hoş gelen bir kelime!
  • Tek kelimeyle, gülünç.
  • Kelime haznemi artırmak istiyorum.
  • Kelime hazinen yoksa, gramer bilginin hiçbir önemi yok.
  • İlk defa bu kelimeyi doğru olarak telaffuz ettim.
  • Kelime çalışmaktansa güzel bir roman okumayı tercih ederim.
  • Tek kelime söylenmedi.
  • Kelime duygularımın ifadesidir.
  • Temmuz ortasına kadar bu listedeki tüm kelimeleri öğrenmek istiyorum.

Kelime tanımı, anlamı:

Anlamlı : İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar. Anlamı olan, manalı.

Sözcük : Kelime.

Kelimeleri tartarak konuşmak : Sonucu hesaplayarak konuşmak.

Kelimenin tam anlamıyla : Bir durumu anlatmak için kullanılan sözün kapsadığı anlamın tamamıyla.

Kelime cambazı : Kelime cambazlığı yapan kimse.

Kelime hazinesi : Söz varlığı.

Kelimeişehadet : İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz.

Kelime kadrosu : Söz varlığı.

Kelime karışıklığı : Söz karışıklığı.

Kelime oyunu : Sözlerin çok anlamlı olmasından veya benzerliklerinden yararlanarak yapılmış olan nükte veya aykırı anlamlandırma. İki veya daha çok kişinin her defasında bir harf ekleyerek anlamlı kelime oluşturma oyunu.

Kelime sıklığı : Dilde bir sözün kullanılma oranı.

Kelime türü : Yapı, kavram, görev bakımından aralarındaki benzerliğe göre ayrılmış bulunan kelime türlerinden her biri, sözcük türü: Türkçede sekiz kelime türü vardır: isim, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem, fiil.

Kelime vurgusu : Bir kelimede bir hecenin öteki hecelerden daha baskılı söylenişi, sözcük vurgusu.

Kelimesi kelimesine : Hiçbir kelimesini atlamadan, olduğu gibi, tıpkı, harfiyen, aynen, motamot.

Anahtar kelime : Bir yazıda konuyu en açık bir biçimde yansıtan kelime veya kelime grubu, anahtar sözcük.

Basit kelime : Yalın kelime.

Birleşik kelime : Yeni bir kavramı karşılamak üzere belirtisiz isim tamlamalarından, sıfat tamlamalarından, isnat gruplarından, birleşik fiillerden, ikilemelerden, kısaltma gruplarından veya kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan kelimeler: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak, gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, altüst; başüstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı gibi.

Bitişik kelime : Ses düşmesi, ses türemesi, üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam kayması dolayısıyla aralarına ek girmeyerek kalıplaşmış iki veya daha çok sözden oluşan kelime: pazartesi (< pazar ertesi), hissetmek (< hiss etmek), ayakkabı (< ayak kabı), delikanlı (

Kesik kelime : Bir bölümü kesilerek kullanılan söz.

Kısaltmalı kelime : Kısma ad.

Taklidi kelime : Yansıma.

Türemiş kelime : Yapım ekiyle türetilmiş kelime: süz-geç, ver-gi gibi.

Yalın kelime : Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen, kök durumundaki kelime, basit kelime: Ev, gel, ayak gibi.

Olumsuzluk kelimesi : Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan değil kelimesi.

Kelime cambazlığı : Sözlerle oyun yapma.

Kelimeleşmek : Kelime durumuna, söz varlığı hâline gelmek, söze dönüşmek.

Kelimesiz : Kelime kullanmadan. Sessiz.

Birli : Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan. As.

Biçim : Tarz. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite.

Değer : Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.

Taraf : Yön, yan, doğrultu. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.

Boşluk : Kesinti, kopukluk. Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş geçen süre. Boş olma durumu. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Boş olan yer.

Gösteri : İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi.

Kelime bilimi : Bir dilin kelime varlığını şekil bilgisi, cümle bilgisi, anlam bilgisi açısından ele alarak türetmede görev alan birimlerini, birleşik kelimelerini, kalıplaşmış şekillerini, deyimlerini, atasözlerini, alıntı kelime vb. ögelerini inceleyen, bunların köken yapılarını araştıran, şekil ve anlam bilimi açısından geçirdikleri değişme ve gelişmeleri belirleyen dil bilimi dalı.

Kelime coğrafyası : Kelimelerin yayılış alanlarını belirtmeyi konu olarak alan dilbilim kolu.

Kelime grubu : Cümle içinde kavramlar arasında ilişki kurmak üzere birden çok kelimenin belirli kurallar ile yan yana getirilmesinden oluşan, yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir nesne veya hareketi karşılayan ve herhangi bir yargı bildirmeyen kelimeler topluluğu. Türkçede ad tamlaması, sıfat tamlaması, birleşik ad, birleşik fiil, edat grubu, zarf grubu, ünlem grubu, unvan grubu gibi çeşitli kelime grupları vardır: Odanın tavanı, çocuk elbisesi, beş kardeşli aile, türlü türlü işler, kurumuş pınar, Kızılırmak, erken kalkmak, gece gündüz çalışmak, iş güç düşünmek, hiç sebepsiz, bildiği hâlde, çocuk gibi, pişman olmak, bakakalmak, bre kız vb.

Kelime grupları : Azerbaycan Türkçesi: söz birläşmäsi; Türkmen Türkçesi: söz düzümi; Gagauz Türkçesi: lafbirleşmesi; Özbek Türkçesi: soz birikmasi; Uygur Türkçesi: söz birikmisi; Tatar Türkçesi: süz tezmäse ~süztezmä - süz törkemnäre; Başkurt Türkçesi: hüzbaylaneş; Kmk: söz tagımı ~ söztagım;Krç.-Malk.: söz tutuş; Nogay Türkçesi: söz baylanısı; Kazak Türkçesi: söz tirkesi; Kırgız Türkçesi: sözaykaşı; Alt:: söskolbu; Hakas Türkçesi: sös pîrîgîzî; Tuva Türkçesi: sös ka'ttıjıışkmı ~ sösterniňka'ttıjıışkını; Şor Türkçesi: *sös tizimi ~ sös paglalıjı; Rusça: slovosoçetaniye

Kelime hayatı : Nesilden nesile geçtikçe kelimelerin ses, şekil ve anlam bakımından uğradıkları değişikliklerin topu.

Kelime ikilemesi : Aynı kelimenin iki defa tekrarlanması, ki bağlı ve bağsız olmak üzere iki türlü olur. BAĞLI İKİLEME (Redoublement copulatif) iki kelimenin arasına bir edat konularak, dilimizde kelimelerden birine veya her ikisine bir çekim eki veya ilk kelimeye bir "mi" soru edatı getirilerek yapılır: Yüzde yüz, Yan yana, Noktası noktasına, Güzel mi güzel gibi. BAĞSIZ İKİLEME (R. asyndétique) de kelimeler yalın halde tekrarlanır : Yavaş yavaş, Güzel güzel; Kapı kapı, Diyar diyar; Anneanne, Çekçek gibi.

Kelime kalabalığı : ('S. S.) Söze gereksiz yere katılan kelime çokluğu. (KALABALIKLI, Itnaplı, Diffus).

Kelime sınıfı : Cümledeki işleyişleri, aldıkları çekim ve yapım ekleri ve taşıdıkları kavramlar bakımından aralarındaki ortak noktalara göre ayrılmış olan kelime türü. Türkçenin 8 kelime sınıfı vardır: ad, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem, fiil. Ayrıca bk. kelime türü

Kelime sınıfları : Bazı dillerde, kelimelerin, gerek anlattıkları varlıkların ve eşyanın niteliğine göre ayrıldıkları ve gerek SINIF İSMİ veya SNIFLAYICI (İndice, de classe ou Classificateur) denilen eklerle ayrılmış bulundukları sınıflara denir.

Kelime sırası : Kelimelerin bir söz içinde birbirlerine göre bulundukları yer, ki çok defa sözün anlamı üzerine önemli etkiler yapar: Adam akıllı / akıllı adam; insan iş ister / iş insan ister. bk. Düz, Olağan, Kullanılagelen, Ters, Rasgele, Gramatikal, Mantıkça, Ruhbilimce, Dokunaklı, Tumturaklı sıra ve Beşte üç gibi.

Diğer dillerde Kelime anlamı nedir?

İngilizce'de Kelime ne demek? : adj. wordy

n. word, vocable

Fransızca'da Kelime : mot [le], vocable [le]

Almanca'da Kelime : n. Vokabel, Wort

abbr. cadj.

prep. circa

Rusça'da Kelime : n. слово (N)

adj. словесный