Kemiksiz nedir, Kemiksiz ne demek

Kemiksiz; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Kemiği olmayan, kemiği ayrılmış.
  • Kesin, net, açık
  • Ara vermeksizin.

"Kemiksiz" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Onları bir başka küreden inmiş etsiz, kemiksiz, şeffaf birtakım varlıklar zannedeceksiniz." - Y. K. Karaosmanoğlu

Kemiksiz anlamı, kısaca tanımı:

Kemiksi : Kemiği andıran, kemiğe benzeyen, kemik gibi, kemiğimsi.

Kemik : Bu sert organdan yapılmış. İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı.

Kemiksizlik : Kemiksiz olma durumu.

Vermek : Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Yaymak. Tespit etmek. Satmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Ödemek. Sahip olmasını sağlamak. Herhangi bir duruma yol açmak. Kazandırmak, katmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Dayamak. Ayırmak, harcamak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Doğurmak. Ondan bilmek, atfetmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Bırakmak veya bağışlamak.

 

Kesin : Kesinlikle. Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu.

Net : Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.

Açık : Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Aralığı çok. Çalışır durumda olan. Boş. Kolay anlaşılır, vazıh. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Örtüsüz, çıplak. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı.

Ara : Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

Kemiksiz et : Ciğer.

Diğer dillerde Kemiksiz anlamı nedir?

İngilizce'de Kemiksiz ne demek? : adj. fleshy

Fransızca'da Kemiksiz : sans os

Almanca'da Kemiksiz : schier