Kendürük nedir, Kendürük ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Deriden, çadır bezinden yapılan ve hamur tahtasının altına serilen yaygı, sofra örtüsü.

Teknik terim anlamı:

Deriden sofra yaygısı.

Kendürük kısaca anlamı, tanımı

Kend : Kasaba, şehir

Kendü : Kendi, kendisi. [Bakınız: gendi].

Hamur tahtası : Üzerinde hamur açılan, tekerlek biçiminde ve kısa ayaklı masa, yastağaç.

Sofra örtüsü : Sofra kurulurken masanın üzerine serilen örtü.

Çadır bezi : Pamuk veya ketenden dokunmuş kalın, sık bir bez türü.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Yaygı : Yere veya döşeme üzerine serilen örtü.

Sofra : Masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış durumu. Halı göbeğinde daire biçimindeki çiçekli bölüm. Genellikle tekerlek biçiminde, üzerinde yemek de yenebilen ayaklı hamur tahtası. Anüs. Birlikte yemek yiyenlerin tümü.

Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.

 

Hamur : Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri). Kâğıtta tür, nitelik. Öz, asıl, maya.

Çadır : Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.

Örtü : Örtmek için kullanılan şey, vualet. Yapılarda çatı, dam.

Bezi : Yufka açmadan önce, hamurun ayrıldığı toparlakların her biri, pazı. [Bakınız: beze]. Bir çeşit kocakarı ilâcı. Yara veya çıban dolayısıyla vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen şişkinlik, beze. Yufka açmak için topaklanmış hamur parçaları. Bazı. Tek bir yufka ekmeği hamuru (Ç. Çiftliği).

Çadı : Kötü huylu kadın.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

Altı : Beşten sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 6 ve VI rakamlarının adı. Beşten bir artık.

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Toplantı, düğün.

Taht : Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk. Hükümdarlık makamı, hükümdarlık.

Seri : Herhangi bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, dizi. Hızlı bir biçimde. Hızlı.

Hamu : Kamu, bütün, hep. Hamur.

Diğer dillerde Kendiyle çelişik önerme anlamı nedir?

İngilizce'de Kendiyle çelişik önerme ne demek ? : self-contradictory sentence