Kibar nedir, Kibar ne demek

Kibar; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Kibar" ile ilgili cümleler

  • "İşte senin bu kibar, bu efendi hâllerine bayılıyorum." - Y. Z. Ortaç
  • "Telefona giderek kibar ve varlıklı insanlara has bir şive ile köşkten otomobili istetti." - H. Taner

Kibar isminin anlamı, Kibar ne demek:

Kız ismi olarak; Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan. Seçkin, değerli. Zengin, soylu. Büyükler, ulular. Erkek ismi olarak; Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan. Seçkin, değerli. Zengin, soylu. Büyükler, ulular.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

İzmir ilinde, Kiraz belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kibar tanımı, anlamı:

Kibar düşkünü : Varlığını, saygınlığını yitirmiş kimse.

Kibar lokması : Gösterişli, görkemli durum veya ortam.

Kibarzade : Soylu bir aileden gelen çocuk.

Kibarlar alemi : Yüksek sosyete.

Kelamıkibar : Özdeyiş.

Orman kibarı : Kaba, görgüsüz, bayağı kimse için alay yollu kullanılan bir söz.

Kibarca : Kibar bir insana yakışacak biçimde, kibarcasına.

Kibarlaşmak : Kibar duruma gelmek, kibarlık kazanmak.

 

Kibarlığı tutmak : Bir olay karşısında genel davranışları dışında incelik göstermek.

Kibarlık : Kibar bir insana yakışacak biçimdeki söz veya davranış. Kibar olma durumu, incelik.

Kibarlık budalası : Kibar gibi görünmeye çalışırken gülünç duruma düşen kimse.

Kibarlık düşkünü : Kibarlığa aşırı derecede önem veren kimse.

Kibarlık etmek : Kibarca davranmak.

Kibarlık taslamak : Kibar olmadığı hâlde kibar gibi görünmeye çalışmak.

Cumartesi kibarı gibi süslenmek : Özentili fakat zevksiz süslenmek.

Paçalarından kibarlık akmak : Üstünden kibarlık akmak.

Üstünden kibarlık akmak : Aşırı derecede kibar davranmak.

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Düşünce : Tasa, kaygı, sıkıntı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. İlke, yönetici sav.

Duygu : Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Önsezi.

 

Bakım : Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Bakma işi. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

İnce : Tiz (ses), pes karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Hafif, gücü az. Zayıf. Taneleri ufak, iri karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Ayrıntılı.

Nazik : Dikkat isteyen, özen gerektiren. Başkalarına karşı saygılı davranan. İnce yapılı, narin. Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen, kötüleşebilen. Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan, kritik.

Soylu : Soyu iyi nitelikli olan, iyi cins soydan gelen (at vb.). İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen (kimse), necip, kişizade, asil. Doğuştan veya hükümdar buyruğuyla, bazı ayrıcalıklara sahip olan ve özel unvanlar taşıyan (kimse), asaletli, asil, kerim. Saygı uyandıran, yücelik taşıyan.

Köklü : Kökleşmiş, iyi yerleşmiş, kalıcı olan, esaslı. Kökü olan. Soylu, soyu sopu belli, iyi tanınan.

Kibar hastalığı : Cinsel sapıklık (erkeklerde).

Kibar sürgüsü : Bir şeyi açıkça söylememe, dolayısıyle söyleme : Ben kibar sürgüsünden ağnamam, istediğin neyise açık söyle.

Kibarcasına : Kibarca.

Kibare : (kiba:re) Bir kız ismi olarak anlamı; Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan. Seçkin, değerli. Zengin, soylu.

Kibariye : (kiba:riye) Bir kız ismi olarak anlamı; Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan. Seçkin, değerli. Zengin, soylu.

Kibarlar : Samsun şehri, Tekkeköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kibarlaşma : Kibarlaşmak işi.

Kibarlaştırma : Kibarlaştırmak işi.

Kibarlaştırmak : Kibarlaşma işini yaptırmak.

Kibar ile ilgili Cümleler

  • Tom, Mary'nin davetini kibarca reddetti.
  • Kibar bir insandı.
  • Kibar mı olmalıyız yoksa açık iştahlı ve doyurucu mu olmalıyız?
  • Kibar ama sıkı olun.
  • Ali herkese karşı kibardır.
  • Kibar bir adam gibi görünüyorsun.
  • Ben kibar ve çok sorumlu bir insanım.
  • Ali yakışıklı ve kibar bir adamdı.
  • Çok kibarsın!
  • Kibar bir insansın.
  • Kibar görünüşlü yaşlı adam kalktı ve elini bana verdi.
  • Ali Mary'nin John'a karşı daha kibar olmasını istedi.
  • Onlar çok kibardılar.
  • Kibar davranılmayı hakeden insanlardan değilsin.

Diğer dillerde Kibar anlamı nedir?

İngilizce'de Kibar ne demek? : adj. polite, gentle, nice, well-born, aristocratic, aristocratical, attentive, blancmange, bland, chivalrous, civil, civilized, courteous, courtly, distingue, douce, elegant, exquisite, fashionable, gallant, genteel, kid glove, well mannered, mild

Fransızca'da Kibar : distingué/e, complaisant/e, courtois/e, galant/e, gentil/le, racé/e, urbain/e

Almanca'da Kibar : n. Höflichkeit, Kulanz

adj. aristokratisch, fein, galant, herrschaftlich, nett, urban, verbindlich, vornehm, weltmännisch

adv. nobel

Rusça'da Kibar : adj. благородный, аристократический, изысканный