Kimya nedir, Kimya ne demek

Kimya; bir kimya terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Kimya" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır." - R. N. Güntekin

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Yalınç cisimlerin özelliklerini, bu cisimlerin molekülce birbiri üzerindeki etkilerini ve bu etkileşimden ortaya çıkan bileşimleri inceleyen bilim.

Öğrencilere doğayı oluşturan özdeklerin yapısını, bu özdeklerin hangi koşullar altında ve hangi ilkelere göre birleştiğini ve değiştiğini anlatmak; kimyanın bugünkü uygarlığa ve teknik gelişmelere olan katkısını açıklamak; kimya olayları ile canlıların yaşayışı arasındaki sıkı bağları göstermek amacıyla orta dereceli okullarda okutulan ders.

Kimya'daki anlamı:

Maddelerin yapısını, bileşimini, birbirine dönüşümünü, analizini, sentezini ve elde ediliş yollarını inceleyen bilim dalı.

Kimya isminin anlamı, Kimya ne demek:

Kız ismi olarak; Maddelerin temel yapılarını, bileşimlerini, ve benzerini inceleyen bilim. Üstün nitelikler taşıyan, çok değerli.

 

Bilimsel terim anlamı:

Özdeklerin temel yapılarını, bileşimlerini, dönüşümlerini; çözümleme, bireşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim dalı.

İngilizce'de Kimya ne demek? Kimya ingilizcesi nedir?:

chemistry

Fransızca'da Kimya ne demek?:

chimie

Kimya hakkında bilgiler

Kimya, maddenin yapısını, özelliklerini, bileşimini, etkileşimlerini,tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim dalıdır. Kimya bilimi daha kapsamlı bir ifadeyle, maddelerin özellikleriyle, maddelerin sınıflandırılmasıyla, atomlarla, atom teorisiyle, kimyasal bileşiklerle, kimyasal tepkimelerle, maddenin hâlleriyle, Moleküller arası ve moleküller kuvvetlerle, kimyasal bağlarla, tepkime kinetiğiyle ve kimyasal dengenin prensipleriyle ve benzeri konularla ilgilenir. Kimya'nın ana alt bilim dalları, analitik, anorganik, organik kimya fizikokimya ve biyokimyadır.

Kimya sözcüğüyle simya sözcüğünün aynı kökten geldiği tahmin edilmektedir. 17 yüzyılda kimya ve simya sözcükleri aynı bilimsel disiplini, (maddenin analizi, sentezini içeren çalışmaları) tanımlamak için ayırt edilmeksizin kullanılmışlardır. Ancak 18. yüzyılda bu iki sözcük arasında bir ayrım gözetilmeye başlanmış, simya daha çok metalden altın yapmakla ilgili uğraşları tanımlamak için kullanılmıştır. Simya sözcüğünün Arapça al-kimia (الكيمياء‎) sözcüğünden türediği, bu Arapça sözcüğünde Antik Yunanca himya (metal eritmek anlamına gelen χημεία ya da χημία) sözcüğünden türediği iddia edilmektedir.

 

Kimya'nın tarihi Simya öncesi, Simya dönemi, Geleneksel ve Modern kimya dönemleri olmak üzere 4 ana başlık altında toplanarak incelenebilinir.

Kimyanın bilinen tarihi Antik Mısır döneminde başlamıştır. MÖ 2000'li yıllarda Mısırlılar'ın kimyasal yöntemler kullanarak kozmetik tozlar ürettikleri iddia edilmektedir. Kral Hamurabi döneminde (MÖ 1792-1750) Babiller altın, gümüş, civa, kurşun, demir ve bakır gibi metalleri tanımlanmış ve bu metallere semboller verilmiştir. Erken Yunan felsefeciler (Sokrates öncesi düşünürler) doğal olayları doğaüstü olmayan nedenlerle açıklamaya çalışmışlar, bunun sonucunda da bu dönemde simya öncesi kimya biliminin temelleri atılmıştır. Miletli Tales (MÖ 624 – MÖ 546) maddenin presiplerini araştırmış ve suyun evrenin temel maddesi olduğunu öne sürmüştür. Bir diğer Miletli Anaksimandros (MÖ 610- MÖ 546) suyun karşıtı olan ateşin nasıl oluştuğunu sorgulamıştır. Empedokles (MÖ 490-430) evrenin 4 temel element ateş, hava, su ve topraktan oluştuğunu iddia etmiştir. Empedokles'in tanımına göre toprak katı maddeleri, su sıvı maddeleri ve metalleri, hava gasları ifade etmekteydi. Bununla beraber ateşide bir süreçten çok sıvı,gaz ve katı gibi maddenin bir hali olarak tanımlamıştır. Demokritos'un hocası Leukippos evrenin iki çeşit elementten oluştuğunu (boşluk ve katı) ifade etmiş, boşluğun ve katılığın evrendeki tüm elementleri oluşturduğunu ifade etmiştir. Democritus (MÖ 460-370) Leukippos ile birlikte atomcu teoriyi geliştirmiştir. Maddelerin yapı taşı olarak daha küçük parçalara ayrılamayan atomlar Leucippus ve Democritus'un geliştirdiği bir felsefe sistemi olarak kabul edilmesine rağmen Platon bu atomculuk teorisine bölünemezlik prensibini eklemiştir. Plato evreni oluşturan 4 temel elementin geometrik katılardan oluştuğunu bu katılarında üçgen yüzeylerden oluştuğunu iddia etmiştir. Aristoteles (MÖ 384-323) elementlerin özellikleri düşüncesini geliştirmiştir. Farklı elementlerin farklı özellikleri olduğunu ve bunun çeşitli nicel değişkenlere bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu nicel özellikleri değiştirildiğinde bir elementin başka bir elemente dönüştürülebileceğini ve maddelerin değişim halinde olduğunu iddia etmiştir.

Kimya ile ilgili Cümleler

  • Kurşun, sembolü Pb olan kimyasal bir elementtir.
  • Kimya mı okuyorsun?
  • Kimya kokan tek şey değildir.
  • Fenolün kimyasal formülünü biliyor musun?
  • Kimya öğrenimi yapıyor musun?
  • Kimya çok karmaşık olabilir.
  • Ali kimya diplomasına sahiptir.
  • Hidrobromik asitin kimyasal sembolü nedir?
  • Kimya ile zerre kadar ilgilenmiyorum.
  • Fenolün kimyasal yapısını çizebilir misin?
  • Ayranı yok içmeye tahtırevanla gider sıçmaya dersen hoca ki ilk defa otelde kalacaktım tatil yapacaktım paramız azsa az öyle deyip şevkimi kırarsan hoca kalbim kırılmış olurdu ki kırıldı beni sevdiğini söyleme, kimyacı fizikçi anlatabildim mi?
  • Bu kimyasal mikropların üremesini engeller.
  • Kimya eski bir bilimdir.
  • Kimya bilimi son zamanlarda dikkate değer bir gelişim gösterdi.

Kimya tanımı, anlamı:

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Para, mal vb. ile ilgili şey. Bir cismi oluşturan öge, öz. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Molekül. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.

Temel : Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü.

Yöntem : Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

İnce : İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Ayrıntılı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Zayıf. Hafif, gücü az.

Bilim : Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.

Kimya olmak : Bulunmaz olmak.

Kimya doğrulumu : Kimyasal maddelerin etkisi ile bitkilerde görülen, maddeye doğru veya ters yöne yönelme durumu, şimiotropizm.

Kimya göçümü : Bir hücreli varlıklarda, kimyasal maddelerin etkisi altında yanaşma veya uzaklaşma biçiminde görülen yer değiştirme durumu, şimiotaksi.

İnorganik kimya : Canlıların dışında, yer kabuğunu oluşturan bütün kimyasal maddeleri inceleyen kimya dalı.

Organik kimya : Karbon birleşiklerinin incelenmesini konu alan kimya bölümü, uzvi kimya.

Uzvi kimya : Organik kimya.

Plazma kimyası : Plazmayı kimyasal açıdan inceleyen bilim dalı.

Kimyaca : Kimya bakımından.

Kimyacı : Kimya ile uğraşan kimse, kimyager. Kimya öğretmeni.

Kimyacılık : Kimyacının yaptığı iş, kimyagerlik.

Kimyager : Kimyacı.

Kimyagerlik : Kimyacılık.

Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.

Kimyasal savaş : Kimyasal madde ve silahların kullanıldığı savaş.

Kimyasal silah : İnsan, hayvan ve bitkiler üzerinde zehirli maddelerle ölümcül olaylara neden olan silah.

Kimyasal tedavi : Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi edilmesi yöntemi, kemoterapi.

Birleşim : Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları, inikat. Döllenmek için erkekle dişi hayvanın bir araya gelmesi. Birleşme işi.

Dönüşüm : Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme. Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, şekil değiştirme, tahavvül, inkılap, transformasyon. Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi, transformasyon.

Çözüm : Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal. Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar. Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha.

Değerli : Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar.

Uyum : Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni. Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat. Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk. Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon.

Bileşim : Bileşme işi. Bileşme sonucu oluşan cisim. İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma, terkip. Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı.

Kimyaca aktif : Kimyasal tepkime vermeye yatkın olan.

Kimyaca arı : Arılığı kimyaca saptanan ölçütlere uygun olan (özdek).

Kimyakar : Kimyâ-ger: kimyager

Kimyasal antagonist : İlacın kimyasal yapısını değiştirerek antagonist etki oluşturan madde.

Kimyasal antagonizma : Agonistin, antagonist ilaçla kimyasal olarak birleşmesi sonucu etkisiz duruma getirilmesi olayı.

Kimyasal aşındırma : Suyun ya da çözeltilerin, kimyasal etkisiyle aşınma.

Kimyasal ayrışma : Yerli kayaların, içinde erimiş kimi gazlar bulunan sularla dağılıp çözülmeleri. Kimyasal bir bileşiğin uğradığı ayrışma.

Kimyasal bağ : [Bakınız: bağ] Atom veya iyonların bağımsız molekül oluşturmasını sağlayan kuvvetlerden doğan etkileşim türü. İyonik bağ ve kovalent bağ gibi türleri vardır. Birden fazla atomu veya iyonu bir arada tutan çekim kuvveti.

Diğer dillerde Kimya anlamı nedir?

İngilizce'de Kimya ne demek? : adj. chemical

n. stinks, chemistry

Fransızca'da Kimya : chimie [la]

Almanca'da Kimya : n. Chemie

Rusça'da Kimya : n. химия (F)

adj. химический

n. химия {разг.} (F)