Kin nedir, Kin ne demek

Kin; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Birine karşı duyulan öç alma isteği, garaz

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ki.

Kin ile ilgili Cümleler

  • Sen kaybetmemi istedin çünkü kin doluydun bana değil mi?
  • Ben kimseyi küçümsemiyorum ve kimseye de kin beslemiyorum.
  • Kimseye kin gütmüyorum.
  • “Herkes ancak bir iki düşman için kin duyar.”
  • Kin beslemem.
  • “İstanbul'dan ayrılmana o sebep oldu diye gizli gizli ona kızacak, kin bağlayacaktım.”
  • Sen bana kin beslemişsin yıllar yılı.
  • “Biz kimseye kin tutmayız / Kamu âlem birdir bize”
  • Kimseye kin beslemiyorum.
  • “Gözünü kin bürümüş, doğruyu eğriyi seçemiyor, kurunun yanında yaşı da yakacak.”
  • Bana yaptıklarınız yüzünden size kin beslemiyorum ama onu üzdüyseniz siz de üzülürsünüz.
  • İnsanlara kızsam da kimseyle küs kalamıyorum ve ne kadar istesem de kin besleyemiyorum.
  • “Adımız miskindir bizim / Düşmanımız kindir bizim”
  • Hep beraber ya geçmişi bırakacağız önümüze bakacağız kardeşçe yaşayacağız ya da birbirimize kin gütmeye devam edeceğiz.
  • Lisa'nın kin beslediği kişi Stan'dır.
  • Ali kin ve nefretle Mary'ye baktı.

Kin ile ilgili Atasözü veya Deyim

gözünü kin bürümek : intikam alma duygusundan başka bir şeye önem vermemek.

gün geçer, kin geçmez : “aradan uzun zaman geçse de bir kimsenin başkasına karşı beslediği kin sönmez” anlamında kullanılan bir söz.

 

kin bağlamak : birine karşı öç alma duygusu duymak.

kin beslemek (veya tutmak) : birine karşı öç alma duygusunu sürdürmek.

kin duymak : birine karşı öç alma duygusunu yaşatmak veya bu duyguyu hissetmek.

kin gütmek : öcünü alıncaya kadar kininden vazgeçmemek.

Kin kısaca anlamı, tanımı

Kin dartmak : Kin gütmek

Kin davşırmak : Kin tutmak, kin beslemek, kin gütmek.

Kin irkmek : Kin ve intikam hissi beslemek.

Neyi kin : Niye.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Garaz : Kin. Hedef, amaç, maksat.

Gara : Kara. Siyah, kara - gara dutmah: Dargın olmak - gara zelve: Güreşte bir oyun. Maden suyu.

Duyu : İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Alma : Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.

 

Öç : Kötü bir davranış veya sözü cezalandırmak için kötülükle karşılık verme isteği ve işi, intikam.

Ki : Anlam bakımından birbirleriyle ilgili cümleleri birbirine bağlayan bir söz. "Öyle, o kadar, o denli" vb.nden sonra, kullanıldığı cümleye güç katan bir söz. Özneyi, tümleci güçlendirerek cümlenin temel bölümüne bağlayan bir söz. Yakınma, kınama vb. duygular anlatmak için bir cümlenin sonuna getirilen bir söz. İkinci cümledeki yargının birincideki hareketin yapılışı sırasında görülerek şaşıldığını bildiren bir söz. Bir soru cümlesinin sonuna getirildiğinde şüphe veya endişe anlatan bir söz. Bazı kelimelerin sonuna bir ek gibi eklenerek birtakım zarflar, yeni edatlar oluşturan bir söz: Belki, çünkü, hâlbuki, mademki, sanki gibi. İki cümlede anlatılan durumların uyuşmazlığını bildiren bir söz.

Diğer dillerde Kimyon güvesi anlamı nedir?

Almanca'da Kimyon güvesi ne demek ? : kümmelmotte