Kinaye nedir, Kinaye ne demek

Kinaye; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Düşünüleni dolaylı olarak anlatan söz.
  • Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatı
  • Üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz.

"Kinaye" ile ilgili cümle

  • "Demek lokantadaki kinayeler hep ona karşıydı. Aleyhine bir şeyler kuruluyordu." - S. F. Abasıyanık
  • "Babam bu kinayeyi anlardı sanırım fakat anlamamazlıktan gelirdi." - Y. K. Karaosmanoğlu

Edebi terim anlamı:

(Söz sanatı terimi) Aykırıcalığı (Karinei maniası) olmıyan orunlama. “Falanın kapısı açıktır” gibi ki falanın konuksever olduğunu anlatan bu ifade gerçek anlamına da alınabilir.

Kinaye hakkında bilgiler

Kinâye veya alegori), bir fikri kapalı, dolaylı olarak anlatan üstü örtülü söz. Edebiyatta bir maksattan dolayı sözü hem hakiki, hem mecazi anlamlara uygun olarak kullanmaktır. Bir kelimeyi gerçek anlamının dışında benzetme gayesi gütmeden ve engelleyici ipucu olmaksızın mecazlı anlamda kullanmak olarak da tarif edilir. Kinayeli bir ifadede sözün gerçek anlamı da kasdedilmiş olabilir.

Kinaye başka bir deyişle gerçeği mecaz yoluyla dolaylı olarak anlatmaktır. Deyimlerin çoğu mecazlı anlamlarıyla kullanıldıkları için kinayeli sözlerdir.

Uyarı: Kinayeler en çok mecazi olarak kullanılır.

 

Kinaye anlamı, kısaca tanımı:

Dolaylı : Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta, endirekt.

Kapalı : Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Açık olmayan (giyecek). Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. İçe dönük yaradılışta olan. Bulutlu, karanlık (hava). Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. Geçilmez durumda olan.

Gerçek : Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Gerçeklik. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Doğruluk. Temel, başlıca, asıl. Yapay olmayan.

Kinayeli : İçinde kinaye bulunan (söz).

Düşün : Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

Sitemli : Sitem taşıyan.

Dokunaklı : Etkili, insanın içine işleyen, müessir, patetik.

Kullanma : Kullanmak işi, istimal.

Sanat : Zanaat. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım.

 

Örtü : Yapılarda çatı, dam. Örtmek için kullanılan şey, vualet.

Edebiyat : Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.

Söz : Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte.

Diğer dillerde Kinaye anlamı nedir?

İngilizce'de Kinaye ne demek? : n. allusion, allegory, metonymy, pointer, trope

Almanca'da Kinaye : n. Hieb, Metonymie

Rusça'da Kinaye : n. намек (M), метонимия (F), метафора (F)