Kiremit nedir, Kiremit ne demek

Kiremit; kökeni rumca dilinden gelmektedir.

"Kiremit" ile ilgili cümle örnekleri

  • "En fakir köyler taştandır ve üstü kiremittir." - F. R. Atay

Fransızca'da Kiremit ne demek?:

tuile

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Rize şehri, Güneysu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kiremit hakkında bilgiler

Kiremit, pişmiş topraktan yapılmış çatı kaplaması.

Antik çağlardan beri, mimari yapılarda çatı kaplama elemanı olarak kullanılan pişmiş toprak levha. Kiremitlerin hammaddesi kildir. Kil verimsiz bir topraktan alınan bir malzemedir. Böylece verimsiz topraklarımızdan kanunlar çerçevesinde alınan kil, tuğla ve kiremit yapımıyla ekonomimize kazandırılır. Dışa bağımlı bir sektör değildir. İmalatında yoğun olarak insan emeğinden yararlanılır. Çok yaygın kullanıldığı için kil ocaklarından binaların yapılışına kadar binlerce insanımıza iş imkânı yaratır.

Tuğla ve kiremitlerin üretim ve kullanım sırasındaki artıkları doğal ve pişmiş malzeme olması nedeniyle hiçbir yan etki yaratmaz. Üretimdeki artıklar mikronize edilerek tekrar üretimde kullanılır.

 

Tuğla ve kiremitler en önemli özelliklerinden biri yüksek ısı depolamasıyla bina içi regülasyonu sağlamasıdır. Kilin yapısı sayesinde üzerine aldığı ısıyı uzun süre muhafaza ederek sağlığa uygun olarak ısı geçişi sağmaktadır.

Kiremit ile ilgili Cümleler

  • Fırtınada çok sayıda kiremit çatıdan yere düştü.
  • Mahjong kiremitleri çok güzeldir.

Kiremit kısaca anlamı, tanımı:

Çatı : Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Barınılan, sığınılan yer.

Levha : Tabela. Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha. Tablo, resim.

Kiremit aktarmak : Çatı aktarmak.

Kiremit fabrikası : Modern usullerle hazırlanmış balçığın kiremide dönüştürüldüğü iş yeri.

 

Kiremithane : Kiremit yapılmış olan yer.

Kiremit rengi : Bu renkte olan. Kahverengiye çalan kızıl kırmızı renk.

Mahya kiremidi : Çatılarda mahyayı örtmek için dizilen, uzunca ve oluk biçiminde kiremit.

Kiremitçi : Kiremit yapan, satan veya döşeyen kimse.

Kiremitçilik : Kiremitçinin yaptığı iş.

Kiremitli : Kiremidi olan.

Örtmek : Kaplamak. Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koymak. Kötü bir durumu belli etmemek, gizlemek, saklamak. Kapamak.

Dizi : Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Dizi film. Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.

Geçirme : Geçirmek işi.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz.

Kızıl : Bu renkte olan. Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık. Altın. Aşırı derecede olan. Parlak kırmızı renk. Komünist.

Balçık : İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak. Güçlük çıkartan. İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil.

Toprak : Arazi, tarla. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Ülke.

Kiremit kırmızısı : (Resim) Kiremit ya da tuğla renginde demir oksidi kırmızısı.

Kiremit toprağı : Genel olarak demirpası ile kahverengini almış kumlu, milli, killi toprak.

Kiremitçisalih : Edirne şehrinde, Uzunköprü belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kiremitli kaplumbağa : Kaplumbağalar (Testudinata) takımının, deniz kaplumbağasıgiller (Cheloniidae) familyasından, 50-84 cm kadar uzunlukta, tropik ve subtropik denizlerde yaşayan bir tür. (Chelonia imbricata) Kaplumbağalar (Testudinata) takımının deniz-kaplumbağasıgiller (Cheloniidae) familyasından bir sürengen türü. Uzunluğu 50-84 cm. Bağası ticarette kullanılır. Safihalarının renkleri saydam kırmızı, kırmızı-esmer ve açık sarıdır. Tropik ve suptropik denizlerde yaşar.

Kiremitlik : Dam. Tekirdağ kenti, Şahin bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Diğer dillerde Kiremit anlamı nedir?

İngilizce'de Kiremit ne demek? : n. tile

Fransızca'da Kiremit : tuile [la]

Almanca'da Kiremit : n. Dachziegel

Rusça'da Kiremit : n. черепица (F)