Kirve nedir, Kirve ne demek

  • Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse

Yerel Türkçe anlamı:

Sünnet olan çocuğun elini kolunu tutan ve çocuk üzerinde babalık hakkı olan kimse.

Kürt.

İsim babası : O benim kirvemdir, adımı takmış.

Sünnet olan çocuğun elini, kolunu tutan ve çocuk üzerinde babaya yakın hak taşıyan kimse

Sünnet olan çocuğu tutan kimse.

Sağdıç.

Bacanak.

Düğünde damadın yanında duran güzel giyimli çocuk.

Kirve hakkında bilgiler

Kirve, sünnet olacak çocuğun masraflarını üstlenen, sünnet sırasında da el ve ayaklarını tutan kişi.

Kirve, sünnetten önce çocuğun giysilerini yaptırır, onunla bir arkadaş gibi konuşur. Sünnet sırasında bir sandalyeye oturup çocuğu kucağına alır ve kımıldamasına engel olacak biçimde sıkıca tutar. Sünnet sonrasında da çocukla sürekli ilgilenir. Çocuğun babası geleneğe göre 5-10 gün sonra kirveye bir kat giysi armağan eder.

Kirvelik, ailelere kuşaklar boyunca sürecek bir yakınlık kazandırır. İki aile arasında eski bir yakınlık varsa, onu pekiştirir. Kan bağı olmasa bile, sünnet olan çocukla kirvesinin kızı kardeş sayılırlar ve birbiriyle evlenemezler. Çocuk büyüdükten sonra iş-güç edinmesinde ve evlenmesinde babası kadar kirvesinin de söz hakkı olur. Türkiye'de Doğu Anadolu'da herhangi bir dosta ya da arkadaşa "kirve" diye hitap etmek, ona duyulan sevgi ve saygının yüksekliğini gösterir.

 

Orta, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'da çok yaygın olan kirvelik geleneği batı ve kuzey bölgelerinde ya fazla yaygın değildir ya da hiç bilinmez.

Kirve tanımı, anlamı:

Sünnet : Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi. Sünnet düğünü. Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu söz.

Masraf : Bir şeyin yapımında kullanılan gereç, harç. Harcanan para, gider.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Çocuk : Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Küçük yaştaki erkek veya kız. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Genç erkek. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse.

 

Baba : Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Çocuğu olan erkek, peder. Bu gibi kimselere verilen unvan. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Ata. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Çatı merteği. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme.

Kirvelik : Kirve olma durumu.

Kirvelik etmek : Kirve görevini yüklenmek.

Hayat : Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Sundurma. Balkon. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Yazgı. Geçim şartlarının bütünü. Yaşam. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Canlı, sağ olma durumu. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Avlu. Meslek.

Yakın : Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Uzak olmayan yer. Uzak olmadan. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Benzeyen, andıran, yaklaşan.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Olacak : Olmasının önüne geçilemeyen durum. Olması, yapılması uygun olan. Olma, gerçekleşme olasılığı bulunan şey.

Ayak : Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Halk edebiyatında uyak. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Basamak. Göl ayağı. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Bacak.

Kişi : Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Erkek. Eş, koca. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Kirvelemek : Söyleşmek, konuşmak : Ali ile Hasan odada kirveleşiyorlar.

Diğer dillerde Kirve anlamı nedir?

İngilizce'de Kirve ne demek? : somebody helping a boy being circumcised