Kiss türkçesi Kiss nedir

Kiss ile ilgili cümleler

English: "May I kiss you?" "I'd like that very much."
Turkish: "Seni öpebilir miyim?" "Bunu çok istiyorum."

English: "Do you want to hug me or kiss me?" "I want to do both."
Turkish: "Bana sarılmak mı yoksa öpmek mi istersin?" "Her ikisini de yapmak isterim."

English: "Did he kiss you?" "No, I kissed him!"
Turkish: "Seni öptü mü?" "Hayır, ben onu öptüm!"

English: "How many times did he kiss you?" "Just once."
Turkish: "O seni kaç kez öptü?" "Sadece bir kez."

English: "Did you kiss him?" "Yes, I kissed him."
Turkish: "Onu öptün mü?" "Evet, onu öptüm."

Kiss ingilizcede ne demek, Kiss nerede nasıl kullanılır?

 
 

Kiss and be friends : Arayı düzeltmek. Barışmak. Uzlaştırmak. Bir araya getirmek.

Kiss and make up : Barışmak. Öpüşüp barışmak.

Kiss away : Öperek geçirmek.

Kiss away tears : Gözyaşlarını öperek silmek.

Kiss away the hurt : Ağrıyı öpücükle geçirmek.

Kiss each other : Öpüşmek.

Kiss on cheek : Koc (internette sohbet lisanı). En içten dileklerimle. Yanaklarından öpüyorum. Sevgi ve muhabbet işareti.

Kiss on lips : Kol. Dudaklarından öpüyorum. Sevgi ve muhabbet işareti (internette sohbet lisanı).

Kiss somebody goodbye : Veda öpücüğü vermek.

Kiss curl : Küçük saç lülesi.

İngilizce Kiss Türkçe anlamı, Kiss eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kiss ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be intolerant of : Tahammül edememek. Katlanamamak.

Lovely : Güzel. Sevimli. Nefis. Latif. Hoş. Harika. Şirin.

Lovelier : Güzel. Sevimli. Latif. Hoş. Şirin.

Fondant : Fondan. Şekerleme.

Meet : Doyurmak. Tatmin etmek. Ödemek. Kavuşmak. Karşılamak. Rast gelmek. Karşılaşmak. Görüşmek. Münasip.

Sucrose : Sakkaroz. Kristal şeker. D-glukozla d-fruktozun anomerik karbon atomlarının glikozidik bağla bağlanması sonucunda oluşan indirgeyici özelliği olmayan bir disakkarit, sakkaroz. Sakaroz. Sükroz. Çay şekeri. Masa şekeri.

Merit : Yararlık. -e değmek. Değer. -e layık olmak. Liyakat göstermek. Fazilet. Meziyet. Liyakat. Erdem.

Scrape : Sürtme. Sıyrık. Bela. Çıkmaz. Güç bela idare etmek. Sürtmek (ayak). Temizlemek. Kazıma. Güç durum. Sıyırmak.

Diabetes : Şeker hastalığı. Şeker sayrılığı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Diyabet. Diabet. Diyabetes mellitus ve diyabetes insipidus’ta olduğu üzere aşırı idrar çıkışı ve aşırı su tüketimiyle belirgin bozukluklara atfedilen genel bir terim. diyabetes mellitus. Kanda şeker seviyesinin çok artması ile ortaya çıkan hastalık. diyabet.

Osculate : Değdirmek. Dayanmak. Ortak özellikleri olmak. İlgisi olmak. Temas etmek. Yaslanmak.

Kiss synonyms : soul kiss, deep kiss, candy, osculates, caresses, confections, bussed, disagreed, touching, dabbing, abut, bottom, kiss each other, bear, contact, peck, candying, lollies, touch, smooches, merits, clapped, dabbed, ket, smooching, osculation, confection, affects, snog, merited, loveliest, smack, candies.

Kiss ingilizce tanımı, definition of Kiss

Kiss kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a parting kiss. A salutation with the lips, as a token of affection, respect, etc. As, kiss and make friends. To salute with the lips, as a mark of affection, reverence, submission, forgiveness, etc. To make or give salutation with the lips in token of love, respect, etc. A kiss of reconciliation.